Fincandaki lezzet çözümün bir parçası olabilir mi?

Kahvenin kültürel ve sosyal yönünü kutlayan bir gün olmanın ötesinde Dünya Kahve Günü, küresel değer zincirinin geleceğine bakmak için de fırsat sunuyor. 2026 yılı Dünya Kahve Günü için belirlenen “Kahve Çözümün Bir Parçasıdır” teması 12,5 milyon çiftçi ailesine gelir sağlayan bu ürünün sosyo-ekonomik kalkınma ekseninde tartışılması gereken bir değer olduğunu hatırlatıyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Fincandaki lezzet çözümün bir parçası olabilir mi?

Hüseyin VATANSEVER

Keyif veren ve küresel ticareti sürükleyen bir içecek olmasının yanı sıra kahve, milyonlarca küçük işletmeyi ayakta tutan bir eko­nomik değer. Dolayısıyla her yıl 1 Ekim’de kutlanan Dünya Kahve Günü, kahvenin yalnız­ca kültürel boyutunu değil, ay­nı zamanda küresel ticaretteki stratejik önemini de gündeme taşıyor.

Bu nedenle Uluslarara­sı Kahve Organizasyonu (ICO) Dünya Kahve Günü kutlama­larını teması olarak bu yıl kah­venin küresel sorunların çözü­münün bir parçası olmakta üst­lenebileceği rolü öne taşıyor. 2026 ICO kampanyası, küresel sorunların çözümünün bir par­çası olarak kahvenin önemini vurguluyor.

Çünkü kahve, dün­ya çapında yaklaşık 12,5 milyon çiftçi ailesine gelir sağlayan bir ürün ve üretiminin yapıldığı bölgelerdeki sosyo-ekonomik kalkınmanın şekillenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Yıl bo­yunca ICO, yürüteceği “Coffee is Part of the Solution” (Kahve Çözümün Bir Parçasıdır) kam­panyasında kahve sektörünün iklim, sürdürülebilirlik ve kal­kınma alanlarındaki potansi­yeline odaklanacak. Bu kap­samda ICO, 2026 yılı boyun­ca üreticiler, hükümetler, özel sektör, finans kurumları ve si­vil toplum arasındaki iş birli­ğinin stratejileri somut sonuç­lara nasıl dönüştürebileceğini gösteren projeleri, girişimleri ve sonuçları sergileyecek.

Arz artıyor olsa da küresel riskler ortadan kalkmıyor

Dünyada tüketimi en yay­gın içeceklerinden biri olan kahve, tüketim alışkanlığı ol­manın ötesinde milyonlarca üreticinin geçiminden küre­sel ticaret dengelerine, iklim değişikliğinden emtia fiyatla­rına kadar uzanan büyük bir ekonomik ekosistem oluştu­ruyor. 2026 yılında bu ekosis­temin gündeminde ise arzın sürdürülebilirliği, yüksek fi­yatlar, iklim kaynaklı üretim riskleri ve üreticinin gelir payı yer alıyor.

Küresel kahve piyasasın­da 2025-2026 sezonu, tarım­sal üretim açısından nispeten olumlu bir tablo ortaya koyu­yor. ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) verilerine göre dünya kahve üretiminin 178,8 milyon çuvala ulaşması bekleniyor. Üretim miktarı standardı 60 kilogramlık çuval ile ifade edi­len kahvede bu miktar, bir ön­ceki sezona göre yaklaşık yüzde 1'lik artış anlamına geliyor. Ay­rıca son 10 yılın ortalaması ise 169,69 milyon çuval olduğu dü­şünüldüğünde istikrarlı bir ar­tış yaşandığı söylenebilir. Bre­zilya 63 milyon çuvallık üre­timle dünya üretiminin yüzde 35,2'sini karşılarken, Vietnam ise 31,7 milyon çuvalla ikinci sı­rada bulunuyor. Birbirine ya­kın miktarda üretim gerçekleş­tiren Kolombiya, Endonezya ve Etiyopya da toplamda 36,3 mil­yon çuval ile başlıca üreticiler arasında yer alıyor.

Fiyatlarda yüksek seyir devam ediyor

Üretimde artış görülme­si, kahve piyasanın üzerinde­ki baskının tamamen ortadan kalktığı anlamını taşımıyor. USDA, 2025-2026 sezonunda küresel tüketimin 173,9 milyon çuval ile rekor seviyeye çıkma­sının beklendiğini kaydedi­yor. Buna karşın dönem sonu stoklarının 20,1 milyon çuva­la gerilemesi bekliyor. Böyle­ce üretim artarken tüketim de yükseliyor ve stokların daral­ması piyasayı hava koşullarına ve üretim şoklarına karşı daha hassas hale getiriyor. Bu denk­lem, kahvenin neden son yıllar­da yalnızca tarımsal bir ürün değil, aynı zamanda önemli bir iklim ve emtia riski olarak de­ğerlendirildiğini gösteriyor.

Kahve ithalatı Türkiye’de hızlı artış gösterdi

Türkiye’de kahvenin sevile­rek tüketildiği ülkeler arasın­da yer alıyor. Ülkede kişi başı­na kahve tüketiminin 2,5 kilog­ram seviyesinde olduğu ifade ediliyor. 2010’lu yılların başın­da bu miktarın 350-400 gram olarak ifade edildiği düşünü­lünce kısa sürede hızla artan bir talep olduğunu söylemek mümkün. Her ne kadar Türki­ye, kahve üreticisi bir ülke ol­masa da güçlü kahve kültürü ve artan tüketim talebi ile her ge­çen gün dikkat çeker hale geli­yor.

Zincir markaların yaygın­laşması ve yerli çekirdek kahve kavurma girişimlerinin artışı, sektörde rekabeti ve çeşitlili­ği geliştiriyor. Uluslararası Ti­caret Merkezi (ITC) verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılı kah­ve ithalatı 909.2 milyon dolar oldu. 2024 yılındaki 497 mil­yon seviyesindeki ithalat mik­tarı hatırlandığında dikkat çe­kici bir artış söz konusu. Aynı yıl Türkiye’nin en çok kahve aldığı ülke 568.5 milyon dolar ile Brezilya oldu. 2025 yılında Türkiye’nin kahve ihracatı ise 126.5 milyon dolar oldu. Tür­kiye’den en çok kahve alan ülke ise 23.02 milyon dolar ile Bela­rus oldu.

El Nino endişesi kahve fiyatını yükseltiyor

2026 yılı kahve piyasasında öne çıkan bir diğer önemli konu da fiyatların yüksek seviyelerini koruması oldu. ICO’nun referans göstergesi Birleşik Gösterge Fiyatı (I-CIP) Ağustos 2026 itibarıyla libre başına ortalama 287,29 ABD senti olarak gerçekleşti. Temmuz ayındaki 287,26 sentlik ortalamayla karşılaştırıldığında aylık bazda neredeyse değişim görülmedi.

Ancak fiyatların ay içinde oldukça hareketli bir seyir izlediği görülüyor. El Nino’ya ilişkin endişeler ve kısa vadede Arabica arzının daralması fiyatları yukarı iterken, Brezilya’daki olumlu yağışlar ve arzın artabileceğine ilişkin beklentiler yükselişi sınırladı. Bu durum, kahve fiyatlarının önümüzdeki dönemde de büyük ölçüde hava koşulları, üretim beklentileri ve ihracat akışları tarafından belirlenmeye devam edeceğine işaret ediyor.

Yengeç ve Oğlak Dönencesi arasında üretilebiliyor

Kahve tarımı yapılabilen alanlar, dünya üzerinde belirli bir bölgeyle sınırlıEkvator üzerinde yayılan bu bölge, “Kahve Kuşağı” olarak adlandırılıyor. Ekvatorun 25 derece kuzeyinden 30 derece güneyine kadar uzanan bir çizgi boyunca yatay olarak uzanan kahve kuşağı, Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi arasında yer alıyor. Orta Amerika’dan Pasifik Okyanusu’ndaki Papua Yeni Gine ve Avustralya’ya kadar uzanan bu kuşak, ayrıca hayali bir döngü oluşturuyor. Bu kahve yetiştirme bölgesi çok geniş bir alan gibi görünüyorsa da kendi içinde kırılganlıklar barındırıyor.

İklim değişikliği kahvenin geleceğine etki ediyor

Kahvenin önündeki yapısal sorunların arasında iklim değişikliği de yer alıyor. Üretimin belirli coğrafyalarda yoğunlaşması, kuraklık, aşırı sıcaklık, düzensiz yağış ve hastalık riskleri doğrudan küresel arz sorununa dönüşüyor. Örneğin Brezilya’da 2025- 2026 döneminde Arabica tipi çekirdek üretiminin sıcaklık ve kuraklığın etkisiyle gerilemesini beklerken, Robusta tipi çekirdekte artış öngörülüyor. Dolayısıyla sektörde gelecek dönemin temel sorunu yalnızca üretilecek miktar değil, değişen iklim koşullarında istikrarlı biçimde ne kadar kahve üretilebileceği olacak.

“Türk Kahvesi” uluslararası düzeyde tescilli

Kahvenin icadı Yemen’de 15’inci yüzyıla tarihleniyor. Kısa sürede pek çok farklı kültürün ayrılmaz bir parçası haline geldi. Osmanlı kahvehanelerinden, günümüzde “coffeehouse” adlı zincir işletmelere uzanan bu yolculuk, üçüncü nesil kahvecilik akımı ile zirveye ulaştı. Türkiye özelinde bakıldığında ise geleneksel Türk kahvesi, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alıyor. Artık Türk kahvesi, kültürel bakımdan önemli bir sembol olmasının yanı sıra uluslararası düzeyde tescil edilen bir ürün olarak yeni pazarlara açılmaya hazır.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL