MOSFED Başkanı Ahmet Güleç: Türkiye mobilyada lider olduğu pazarları kaybediyor

Üretim ve işçilikteki yüksek maliyetler Türk mobilya sektörünün küresel rekabet gücünü zayıflatıyor. MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, Türkiye’nin 30 ülkede sahip olduğu pazar liderliklerini kaybetmeye başladığını belirterek, “İhracatta 7-7,5 milyar dolara ulaşmamız gerekirken 5 milyar dolarda çakılıp kaldık. Geriye düşmedik, yerimizde saydık” dedi.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç: Türkiye mobilyada lider olduğu pazarları kaybediyor

Mehmet Hanifi GÜLEL

Bu yıl üçüncü kez düzen­lenecek Furnishings & Design Istanbul (FDI), 24–26 Eylül 2026 tarihleri ara­sında İstanbul Fuar Merkezi’n­de gerçekleştirilecek. Fuarın basın toplantısında konuşan Mobilya Dernekleri Federasyo­nu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, 2022 yılından sonra ih­racatta kilogram bazında yaşa­nan kaybı birim fiyatlarını ar­tırarak telafi ettiklerini belirte­rek, bugün mobilyada ihracatın kilogram başına birim değeri­nin yaklaşık 4,15 dolar olduğunu söyledi.

Son yıllarda pazar ka­yıplarının yaşandığını ancak ki­logram başına ihracat fiyatları­nı yükselterek belli bir noktada kaldıklarını belirten Güleç, “Bu durum sürdürülebilir değil. Bu, aslında bir yandan övülecek bir şeyken diğer yandan övülecek bir şey de değil. Çünkü bu, aslın­da pazar kaybı anlamına geliyor.

Dünyada A, B, C, D diye baktı­ğımızda piramidin altında en çok pazarın olduğu yer burası. Biz bu pazarlarımızı kaybettik. Türkiye’nin yaklaşık 30 ülkede pazar liderliği var. Bugün bu pa­zar birinciliklerimizi de kaybe­diyoruz. İhracatta gelmemiz ge­reken rakam 7-7,5 milyar dolar. Bu seviyede ihracat yapmamız gerekirken biz sadece 5 milyar dolarda çakılıp kaldık. Geriye düşmedik, yerimizde saydık. Bu durum üretime, istihdama, ka­pasiteye ve dünyadaki yaygın­laşmamıza yansıyor” dedi.

İşçilik maliyetleri yüzde 50'yi geçti

Kârlarının tamamının finans­man giderlerine gittiğini akta­ran Güleç, işçilik maliyetlerinin eskiden toplam maliyetin yüzde 15–20’si civarında olduğunu be­lirtti. Bugün ise işçilik maliyet­lerinin toplam maliyetin yüzde 50’sini geçtiğini ifade eden Gü­leç, “Dünyanın hiçbir müşterisi gelip ürün almaz. Özellikle dışa­rıdaki müşterilerimiz, ‘Arkadaş, biz sizin enflasyonunuzu ithal etmek zorunda değiliz’ demeye başladılar. İstihdam konusun­da biz büyüyen bir sektördük. Her yıl istihdamını, ihracatını ve katma değerini artıran bir sek­tördük ve durduk. Durmak da bir kayıptır. Onun için istihdam kaybımız var” diye konuştu.

İstanbul tasarımın küresel noktası olmaya hazırlanıyor

FDI Istanbul 2026’nın “Whe­re Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosuyla gerçekleştirileceği­ni aktaran Güleç, 90 markanın en yeni tasarımlarını, dört ser­gide 85 özel seçkiyi ve tasarım dünyasının önde gelen isimleri­ni bir araya getireceklerini bil­dirdi. “Bizim için mesele yal­nızca ticaret değil; asıl amacı­mız bir sektörün, bir şehrin ve zaman içinde bir ülkenin anıl­ma biçimini değiştirmek” diyen Güleç, FDI İstanbul’un yalnızca bir fuar organizasyonu olmadı­ğını, Türkiye mobilya ve iç me­kan sektörünün üretim gücünü tasarım, marka ve kültürel viz­yonla buluşturan bir yapı oldu­ğunu belirtti.

Hedeflerinin Tür­kiye’yi yalnızca üreten ve ihraç eden bir ülke olmanın ötesine taşımak olduğunu ifade eden Güleç, tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarlarında kendi de­ğeriyle yer alan bir mobilya ül­kesi haline getirmek olduğunu iletti. Türkiye mobilya sektörü­nün üretim ve ihracattaki gücü­nün, son yıllarda tasarım oda­ğındaki dönüşümle birlikte ye­ni bir aşamaya taşındığını dile getiren Güleç, FDI İstanbul’un bu dönüşümün somut bir karşı­lığı olduğunu söyledi.

“Tasarım odaklı ve markalı ürünler ihraç etmeliyiz”

Türkiye’nin mobilyanın he­men hemen tüm kategorilerin­de üretim yapabilen dört ülke­den biri olduğunu belirten Gü­leç, sektörün ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekti. Tür­kiye mobilya sektörünün 49 bin 179 üretici işletmesiyle toplam imalatın yüzde 9,7’sini oluştur­duğunu ve 500 bin kişiye istih­dam sağlayarak büyük bir eko­sistem meydana getirdiğini ifade eden Güleç, “Üretim gücü­müz 14 milyar dolar seviyesin­de ve bunun önemli bir kısmı­nı ihracatla dünyanın yaklaşık 200 ülkesine ulaştırıyoruz. Bu güçlü tablonun içinde mücadele ettiğimiz sorunlar da var. Ham­madde, enerji ve işçilik maliyet­lerindeki yükseliş, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve küresel rekabetin sertleşmesi gibi sorunlar, üretim maliyet­lerimiz ile verimlilik artışımız arasındaki dengeyi bozmuş du­rumda” ifadelerini kullandı.

Sektörün yeni rekabet koşul­larına uyum sağlaması gerek­tiğini vurgulayan Güleç, söz­lerini şöyle sürdürdü: “Böylesi sorunların etkisini minimize etmek için dünyadaki yeni reka­bet koşullarını görerek stratejik adımlar atmalıyız. Biz bu nokta­da önemli bir dönüşümün eşi­ğindeyiz. Mobilya sektörümüz bugüne kadar küresel bir başarı hikâyesi yazdı; ancak artık ihra­cattaki büyümenin yalnızca fi­yat rekabetiyle sınırlı kalama­yacağı bir dönemdeyiz. Daha yüksek birim değerli, daha nite­likli, tasarım odaklı ve markalı ürünler ihraç etmeliyiz.”

FDI İstanbul’u tasarım ile sa­nayiyi, üretici ile markayı, Tür­kiye ile küresel pazarı aynı ze­minde buluşturacak şekilde kurguladıklarını belirten Gü­leç, fuarın seçici yapısının da bu vizyonun bir parçası olduğu­nu ifade etti. “Fiyat rekabetinin ötesine geçmenin yolu tasarım, marka, inovasyon ve sürdürü­lebilirlikten geçiyor. FDI İstan­bul, tasarımcıyla çalışmayı ve özgün ürün sunmayı temel kri­ter haline getiren seçici yapı­sıyla klasik fuarcılığın ötesine geçerek Türk sanayisi için re­kabetçiliği yeniden tasarlıyor” diyen Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Her yıl daha fazla markamız tasarıma yatırım ya­pıyor, özgün ürün geliştiriyor ve tasarımcılarla kalıcı iş birlikle­ri kurarak markalarını yüksel­tiyor. Hedefimiz Türkiye’yi yal­nızca üreten değil; tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarla­rında kendi değeriyle yer alan bir mobilya ülkesi yapmak. Da­ha büyük ufkumuz ise İstan­bul’u, tasarım denildiğinde dün­yada akla gelen şehirlerden biri haline getirmek.”

21 farklı ürün grubu aynı tasarım ekosisteminde

FDI İstanbul’un ticari bo­yutunu güçlendiren Desig­ner-to-Business (D2B) Progra­mı bu yıl genişletilecek. Ticaret Bakanlığı desteğiyle gerçekleş­tirilecek yabancı alım heye­ti programı ise ABD, Almanya, İtalya, Azerbaycan, Bahreyn, Burkina Faso, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Gana, Güney Af­rika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Katar, Makedonya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Se­negal, Slovenya, Tunus ve Yuna­nistan’dan nitelikli uluslararası alıcıları Türk markalarıyla bir araya getirecek. Fuarda 21 farklı ürün grubu aynı tasarım ekosis­temi içinde buluşacak.

“Üretimin yurtdışına taşınmasına yönelik eğilim söz konusu değil”

 Mobilya sektöründe maliyet baskısı önemli bir konu olmakla birlikte, tekstilde olduğu gibi üretimin yurtdışına taşınmasına yönelik eğilim söz konusu olmadığını ifade eden Ahmet Güleç, “Firmalarımızın önceliği, Türkiye’deki güçlü üretim altyapısını koruyarak, verimlilik ve rekabetçiliği artırmak. Elbette küresel ölçekte yatırım alternatifleri değerlendirilebilir; ancak sektör genelinde üretimi Türkiye dışına taşıma yönünde bir tablo bulunmuyor” dedi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL