Hafif düşüyor, lüks rekora gidiyor

Otomotiv pazarında tüm dengeler değişiyor. Türkiye’de üretilen hafif ticari araç satışları neredeyse dibe vururken, BMW, Mercedes gibi lüks markalar vergi avantajı getiren 1.6 litrelik motorları sayesinde tarihi rekora koşuyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Gültekin KARA

Türk otomotiv tarihinde tüm taşların yerinden oynadığı bir yıl yaşanıyor. Dokuz aylık verilere göre otomobil satışları tüm zamanların rekoru olan 2011 yılında 593 binlik satışları geride bırakacak gibi duruyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre toplam otomotiv pazarı yılın ilk dokuz ayında yüzde 10 artmış durumda. 

Aynı dönemde otomobil pazarı yüzde 19 artarken, hafif ticari araç pazarı yüzde 11 daralmış durumda. 

Otomobil satışları 2013 yılı Ocak-Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,16 artarak 452 bin 354 adete ulaştı. 2012 yılında ise 379 bin 617 adet satış gerçekleşmişti.  Hafif ticari araç pazarı 2013 yılı ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,32 oranında azalarak 133 bin 991 adet seviyesinde gerçekleşti. Geçen yıl 151 bin 96 adet satışa ulaşılmıştı.  Rakamlar eylül ayı özelinde incelendiğinde ise toplam pazarda yüzde 2’lik bir gerileme gözleniyor. Otomobil pazarında yüzde 7’lik bir artış olsa da hafif ticari araç satışlarının yüzde 26 daralması, toplam pazarı aşağı çeken en büyük etken. 

Yılın ilk dokuz ayında toplam pazar 586 bin 345 olurken, hafif ticari araç satışlarının bu pazardan aldığı pay ancak yüzde 22 düzeyinde gerçekleşti. Geçtiğimiz yıllarda bu oran yüzde 40’lar düzeyindeydi. 

Hafif ticari araç satışlarında yaşanan bu erozyonun en önemli nedeni ise, yetkililerin sıkça dile getirdiği gibi kullanıcılardan istenen ve önemli maliyetler tutan evraklar. Bununla birlikte her yıl muayene zorunluluğu, hız sınırları, köprü yasakları gibi unsurlar hafif ticari araç sınıfındaki satışları, başta B sınıfı otomobillere kaydırmış durumda. Bu durumun üretim üzerindeki etkilerinin ise önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.

Lüksler coştu

Maliye Bakanlığı’nın 2 litrenin üzerindeki otomobillerin vergilerini yüzde 130’a yükseltmesi ile birlikte otomobillerin toplam vergi yükü yüzde 154’e çıkmıştı. Bu durum ilk aşamada premium sınıfta önemli bir daralma yaratmıştı. Bu daralmaya lüks üreticilerin cevabı ise 1.6 litrelik motorların bulunduğu araçları piyasaya sürmek oldu. Mercedes, BMW, Audi, Volvo gibi premium markaların 1.6 litrelik versiyonlarının pazara sunulmasıyla birlikte önemli satış rakamları oluşmaya başladı. Yılın ilk dokuz ayında E sınıfı yani lüks sınıftaki satışlar yüzde 24, F sınıfı yani süper lüks sınıftaki satışlar ise yüzde 11 oranında arttı. Bu sınıfta yer alan araçların toplam otomobil satışlarındaki payları yüzde 10’u geçerken, yılın daha dokuz ayı geride kalmış olmasına rağmen, 2012’de yapılan satış adetlerine şimdiden ulaşılması dikkat çekti. Özellikle Mercedes ve BMW, geçtiğimiz yıl yaptıkları satışların şimdiden geride bırakmış durumda.

Toplam payları yüzde 13’ü bulacak

Lüks pazarındaki bu artışın etkileri pazarın içindeki dengeleri de değiştiriyor. Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan  BMW, Land Rover ve Mini markalarıyla öne çıkan Borusan Otomotiv’in CEO’su Eşref Biryıldız’a göre 2009 yılında 27 bin olan lüks satışları yılsonunda 65 bin adete ulaşacak. Audi, Porsche, Volvo, Jeep gibi markalar cephesinde de benzer projeksiyonlar hakim. Mercedes’in satışlarının bu yıl 19 bini geçerek 20 bin barajına ulaşması bekleniyor. Bu durum pazarın yaklaşık yüzde 13’ünün premium markalardan oluşmasına yol açacak. Tahmin edilen rakamlar oluştuğu taktirde, halihazırda pazarda yüzde 71 olan ithalatın oranının yüzde 75-77 düzeyine ulaşması bekleniyor. 

Bu konularda ilginizi çekebilir