Mavi gezegen için eyleme geçme zamanı

BM tarafından bu yıl iklim için “Küresel Eylem Çağrısı” temasıyla kutlanan Dünya Çevre Günü, iklim krizinin giderek ağırlaşan etkilerine dikkat çekiyor. Rekor sıcaklıklar, eriyen buzullar, yükselen deniz seviyeleri ve artan doğal afetler, gezegenin verdiği uyarıların artık göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmak her zamankinden daha çok önem taşıyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Mavi gezegen için eyleme geçme zamanı

Hüseyin VATANSEVER

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından çevrenin ko­runması ve gelecek nesil­lere sağlıklı, temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakılması konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Çevre Konferansı’nda 5 Haziran tarihi tüm dünyada “Dünya Çev­re Günü” olarak kutlanmaya baş­landı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde 1973 yılından bu yana her yıl kut­lanan Dünya Çevre Günü, çev­re konusunda toplumları bilinç­lendirmek için en büyük küresel platformu oluşturuyor.

Gezegen çapında milyonlarca kişi tarafın­dan kutlanan bu anlamlı günün 2026 yılı teması “İklim için Kü­resel Eylem Çağrısı” olarak be­lirlendi. Ayrıca bu yılın kutlama programına ev sahipliği yapacak ülke ise Azerbaycan Cumhuriye­ti olacak. Çevre, Şehircilik ve İk­lim Değişikliği Bakanlığı öncü­lüğünde bu anlamlı gün, Türkiye Çevre Haftası çerçevesi dahilin­de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Etkinliklerin teması bu yıl “Dün­ya Bize Emanet” olarak belirle­nirken 1-7 Haziran tarihlerin­de gerçekleşecek Türkiye Çevre Haftası boyunca çevre bilincini artıracak programların yanı sıra Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konfe­ransı’na (COP31) ev sahipliği sü­recine ilişkin bilgilendirme çalış­maları yürütülecek.

Çevre konularını destekle­yen dünyanın en geniş kapsam­lı platformlarından biri halini alan Dünya Çevre Günü kutlama­larının son 10 yıllık temalarına göz atıldığında yaban hayatı, in­san-doğa ilişkisi, plastik atıklar, hava kirliliği, toprağın korunma­sı ve ekosistemin onarımı konu­larının işlendiği görülüyor. Bu yıl iklim vurgusunun ön plana alın­ması ise bir tesadüf değil, zama­nın giderek daralmasından kay­naklanıyor.

BM’nin Çevre Günü kapsamında doğa ile pazarlık ya­pılamayacağı belirtilirken onun verdiği sinyalleri dikkate alma­nın önemi vurgulanıyor. Rekor kıran sıcaklıklar, şiddetli daha da artan orman yangınları, gün geç­tikçe şiddetini artıran fırtınalar ve gözlerimizin önünde yok olan buzullar aracılığıyla mavi geze­genin mesajını güçlü şekilde ver­diği görülebiliyor. Önemli olan ise bu hayati mesajı doğru oku­mak ve acil şekilde olumsuz gidi­şi önlemek için eyleme geçmek gerekiyor.

Radyometrik tarihle­me ve gök cisimlerinin yaş tayi­ni ölçümlerine göre yaklaşık 4,54 milyar yıl yaşında olduğu tahmin edilen gezegenimiz Dünya’da nesli tükenmiş türler arasında insanlar da yer alabilir. Nihaye­tinde nedeni olduğu insan türü kaybolduğunda Dünya kendini yine onaracak ve başka türlere ev sahipliği yapacak kapasiteye sahip. Aslında çevreyi korumak, gezegenden çok insan varlığı ile ilişkili…

Küresel ısınma kaynaklı buzul erimesi 2 milyarı etkiliyor

Yüzyıl içinde küresel ısınma­yı 1,5 °C’nin altında tutmak için 2030 yılına kadar yıllık sera gazı emisyonlarını yarıya indirilme­si gereğini vurgulayan BM’ye gö­re harekete geçilmediği takdirde güvenli sınırların ötesindeki ha­va kirliliğine maruz kalma ora­nı on yıl içinde yüzde 50 artacak ve su ekosistemlerine akan plas­tik atık miktarı 2040 yılına kadar neredeyse üç katına çıkacak.

Acil sorunların çözüme kavuşturul­ması için acil önlemler alınma­sı amacıyla bu yıl iklim için ey­leme geçme üzere küresel çağrı yapılırken iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak için küresel ısınmayı 1,5 °C ile sı­nırlamanın hayati önem taşıyor.

Günümüzde tehlikeli bir şekilde aşılmak üzere olan bu eşiğe yak­laşılan her küçük adım dahi bü­yük önem taşıyor. Sera gazların­daki artış, karbon salımı, artan küresel sıcaklık ve oluşan iklim krizi etkisini yıllar içinde önce­likle buzulların erimesi şeklin­de gösterdi. Buzulların giderek erimesi, küresel deniz seviyesi­nin yükselmesine katkıda bulu­nurken; halihazırda deniz sevi­yesi 1900 yılına kıyasla yaklaşık 20 santimetre daha da yükseldi.

Çin ve ABD’nin toplam nüfus­larından daha fazla, yaklaşık 2 milyarı aşkın insanın hayati bir kaynak olan tatlı su için buzul ve kar erimesine bağımlı. Buna ila­ve 2050 yılına kadar buzullarla kaplı mevcut sahaların üçte bi­rinde buzulların yok olacağı tah­min ediliyor. Günümüzde her ge­çen bir saniyede üç adet olimpik boyutta yüzme havuzunu doldu­rabilecek kadar buzul eriyor ve bu durum soruna acil müdahale­yi gerektiriyor.

Küresel iklim mücadelesi ve çevrenin korunabilmesinde top­lu halde eyleme geçebilmek, bir güç oluşturmakta ve çevreyi ko­ruyan hareketlere ivme kazanı­yor. Çevre krizlerinin dezavan­tajlı toplumları ya da toplum­larda eşitliği elde edemeyen kesimleri daha da olumsuz etki­lediği göz önüne alındığında sür­dürülebilir kalkınmada sağlık­lı bir çevrenin büyük rolü oldu­ğu görülüyor. Bir başka ifadeyle ekosistemleri canlandırmak ay­nı zamanda toplumlara yeniden hayat kazandırmak anlamını ta­şıyor.

Yakın geçmişte insanlığın kurşun ya da kloroflorokarbon gibi kimi kirleticilere karşı ver­diği mücadelede başarıya ulaştı­ğı düşünüldüğünde gelecek için umut olduğu görülüyor. Gençle­rin bilinçlenerek değişimi yön­lendirmesi, kadınların eşitlik mücadelesi, temiz enerji yöne­limi ile birlikte ulaşım çeşitleri­nin, şehirlerin ve konut alanları­nın dönüşümü umudu artırıyor. Sürdürülebilir çözümlerin şim­diden farklı bir gelecek inşa et­mesi bekleniyor.

Diyalog, uzlaşı, aksiyon

Yaklaşık 200 ülkenin iklim krizine yönelik eylemleri müzakere ettiği ve taahhüt ettiği yıllık BM iklim zirvesi olan Taraflar Konferansı’nın (COP) 31’incisi Türkiye ev sahipliğinde Antalya’da dünya liderlerini, bilim insanlarını, sivil toplumu ve özel sektörü bir araya getirecek. Odağında uygulama, finansman ve adil geçiş bulunan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Küresel iklim eylemi için bir platform sunma vizyonu doğrultusunda güven inşa etme amacı taşıyan COP31, ortak sorumluluk ve somut etki meydana getirmeyi hedefliyor. Kimseyi geride bırakmadan iklim krizine çözüm getirmek için koordineli yönetişimi bir araya getiren COP31’in başkanlık vizyonu “Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon” çerçevesine oturuyor.

Kapsayıcı ve samimi diyalog aracılığıyla güveni yeniden inşa edilmesi amaçlanan COP31’de diyalog işbirliğinin temeli ve anlamlı, kolektif iklim eyleminin başlangıç noktası olma hedefi taşıyor. Ayrıca ulusları, kurumları ve toplumları ortak bir sorumluluk bilinci etrafında birleştirmek üzere faaliyet gösteren COP31; uzlaşı, küresel iklim yönetişiminde adalet, meşruiyet ve uzun vadeli taahhüt ediyor. Son olarak COP31; taahhütleri, dünya genelindeki topluluklar için gerçek çevresel ve sosyal etki sağlayan somut ve ölçülebilir girişimlere dönüştürme amacı taşıyor.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL