Araştırma: İklim krizinde bireysel aksiyon alma isteği azalıyor
Bugünlerde dünyanın krizlerle dolu gündeminde geri planda kalsa da karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri iklim krizi. Ancak bir 22 Nisan Dünya Günü daha geride kalırken bireylerin iklim değişikliği konusunda harekete geçme arzusu azalmış görünüyor.
Ipsos tarafından yapılan dünya çapındaki “İnsanlar ve İklim Değişikliği 2026” araştırması iklim krizinin getirdiği tehditler ve bireylerin buna karşı tutumuna odaklanıyor. 31 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın geride bıraktığımız son dört yılın üçünün kayıtlara geçen en sıcak üç yıl olduğu bir dünyada endişe verici. Araştırmanın sonuçlarına göre, aynı dönemde bireylerin iklim değişikliğine karşı harekete geçme isteği de azaldı.
Araştırmaya aralarında Türkiye’nin de olduğu 31 ülkeden, yaşları 16-74 arasında değişen 24 bine yakın kişi dahil edildi. Buna göre gelecek nesilleri yüzüstü bırakmamak için bireylerin harekete geçmesi gerektiğine inanların oranı yüzde 61. 2022 yılında ise bu oran yüzde 72 olarak verilere yansımıştı. Beş yılda 11 puanlık bir düşüş insanların iklim krizi konusundaki rollerini algılayış biçimlerinde istikrarlı bir değişimi gösteriyor.
Bir yandan da katılımcıların yüzde 75'i iklim değişikliğine karşı savunmasız hissettiğini söylüyor. Ancak 2026 raporu, daha kapsamlı Ipsos verileriyle birlikte değerlendirildiğinde iklim değişikliğinin bireylerin öncelikleri arasında yer almadığı da görülüyor. 'Dünyayı Ne Endişelendiriyor 2026' araştırmasında iklim değişikliği; enflasyon, suç oranları ve işsizliğin ardından insanların en çok kaygı duyduğu 11’inci sorun olarak öne çıkıyor.
İklim kriziyle mücadelede bireysel çabanın yeterli olacağına inananların sayısı azalırken bu yöndeki beklentilerin kurumlara yöneldiği görülüyor. 2026'da, iklim değişikliği ile mücadelede yüzde 65'i hükümetlerin öncelikli olarak sorumlu olması gerektiğini söylüyor. Ancak katılımcıların yalnızca yüzde 30'u hükümetinin net bir planı olduğuna inanıyor, yüzde 32'si olmadığı görüşünde. İklim eylemi konusunda ülkesini bir lider olarak görenlerin oranı yüzde 27.
Şirketlerden beklentilerin de yüksek olduğu görülüyor. Dünya genelinde yüzde 57 oranında şirketlerin bu konuda hemen harekete geçmemesi halinde müşterileri ve çalışanlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş olacağını düşünüyor.
Ekonomik taraf ağır basıyor
Raporda öne çıkan bir başka dikkat çekici veri ise bireylerin üzerindeki ekonomik baskı. Ipsos İnsanlar ve İklim Değişikliği 2026 araştırmasına katılanların yüzde 74'ü artan enerji fiyatlarından endişe duyduğunu söylüyor. Bu bağlamda yüzde 50'si sera gazı emisyonları artsa bile enerji fiyatlarını düşük tutmanın öncelikli olması gerektiğini söylerken, yüzde 55'i daha fazla enerji bağımsızlığı sağlayacaksa daha yüksek maliyetleri destekliyor.
Bir başka deyişle iklim kriziyle mücadele desteklenirken işin ekonomik boyutu da gözardı edilmiyor. Bu tablo günlük hayattaki alışkanlıklara da yansıyor. Ulaşım konusunda, daha temiz seçeneklere yönelmenin önemi genel olarak kabul görse de katılımcıların sadece yüzde 47'si elektrikli araç kullanmanın kendilerine cazip geldiğini söylüyor.
Dört kişiden biri çok geç kalındığını düşünüyor
Harekete geçmek için çok geç kaldığını düşünenlerin oranına bakıldığında ise ortaya çıkan tablo umutsuz değil. Yüzde 50’ye yakını iklim krizinin kontrolden çıkmadığını, alınabilecek aksiyonlar olduğunu düşünüyor. Yüzde 25’i ise yapabilecek hiçbir şey kalmadığına inanıyor.
Gelir durumuna göre ülke kırılımlarına bakıldığında ise ortaya çıkan tablo hayal kırıklığı yaratıyor. Orta gelirli ülkelerde yaşayanların yüzde 71’i daha fazla adım atılması gerektiğini düşünürken yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 53’te kalıyor. Ancak iklim değişikliğinin nedenleri açısından bakıldığında yüksek gelirli ülkeler daha çok sorumluluk taşıması gerekiyor.
“Devasa kriz karşısında yetersiz hissediyorlar”
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Ipsos Türkiye CCO’su Yasemin Özen Gürelli iklim kriziyle mücadelede toplumsal psikolojinin ve beklentilerin bir değişime uğradığına dikkat çekiyor: “Araştırmanın en çarpıcı çıktısı net; bireyler artık iklim krizinin yükünü tek başlarına değil şirketlere ve hükümetlerle birlikte taşımak gerektiğini düşünüyor. 2021 ile 2026 yılları arasındaki verileri karşılaştırdığımızda, araştırmaya dahil edilen 26 ülkenin tamamında ‘bireylerin hemen harekete geçmesi gerektiğine’ inananların oranında ciddi bir düşüş görüyoruz.
Küresel ortalamada bu oran yüzde 61 seviyesinde olsa da Polonya'da yüzde 29, Almanya'da yüzde 21'lik sert düşüşler var. Türkiye’de ise ‘Bireyler şimdi harekete geçmezse gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz’ diyenlerin oranı son beş yılda yüzde 17 azalarak yüzde 64’e geriledi. Bu durum, insanların iklim krizini önemsemediğini değil, bireysel çabaların devasa kriz karşısında yetersiz kaldığını hissetmeye başladıklarını gösteriyor.”

