Dijital diplomasinin çeyrek asrı

Bill Clinton ile Ürdün Kralı II.Abdullah’ın 2001 yılında imzaladığı ticari anlaşmada yer alan birkaç satır, bugün 163 ülke arasındaki 2 bin 587 dijital mutabakatın başlangıç noktasıydı. Çeyrek asır sonra dijital ticaretin kuralları gümrük vergilerinin çok ötesine geçti; veri akışları, yapay zekânın yönetimi ve kaynak kodun kime açılacağı artık ulusal güvenlik meselesi. Kimin bu kuralları yazacağı sorusu hâlâ yanıtsız...

Dijital diplomasinin çeyrek asrı

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAK

Bundan 25 yıl önce döne­min ABD Başkanı Clinton ile Ürdün Kralı II. Abdul­lah’ın imzasıyla yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşması, taraf­lar için küçük ancak iktisadi ta­rih için önemli bir unsuru içer­mekteydi. İmzalanan belgeyle tarihte ilk defa bir serbest tica­ret anlaşması, elektronik ticare­te ilişkin bir madde içermiş oldu.

Ürdün'ün ABD'ye ihracatı o yıl yalnızca 73 milyon dolardı. Kü­resel çapta ihmal edilebilir bir meblağ da olsa, o belgeye yazılan birkaç satır, yakın döneme dam­ga vuracak büyük bir hikâyenin ilk satırlarıydı. Clinton bunu bi­liyor muydu? Büyük ihtimalle hayır. Beyaz Saray o dönem Ür­dün’ü daha çok 2001, “Camp Da­vid” sürecinin hemen ardından politik sebeplerle seçmişti. Or­ta Doğu'da güvenilir bir müttefi­ki ekonomik olarak ödüllendir­mek, aynı zamanda rizikosuz bir test sahası bulmak amaçlanmış olsa gerek. ABD yeni bir şablon denemek istediğinde büyük bir paydaş yerine, uyumlu ve stra­tejik bir ortak tercih ediyor. Aka­binde Singapur ve Şili ile de ben­zer anlaşmalar imzalandı.

Kural­lar büyük ülkeler için yazılsa da önce küçük ülkelerde denenir. O imzadan bu yana çeyrek asır geçti. Dijital ticaretin kural­ları artık yalnızca gümrük vergilerini değil; yapay zekâ yönetimini, şifre­leme standartlarını, veri akışlarını, kay­nak kodun kimle paylaşılacağını ve hangi algorit­manın hangi pa­zara girebilece­ğini belirliyor. Ancak kimin bu kuralları yazaca­ğı sorusu hâlâ ya­nıtsız. Bir süre da­ha cevaplanması mümkün görün­müyor.

Hinrich Foun­dation’ın geçtiğimiz haftalarda yayımladığı rapor, di­jital diplomasinin son dönem­deki ivmelenmesini ispatlar ni­telikte. Rapor, bu alanda kata­logladığı 2 bin 587 uluslararası mutabakatın yarısından fazlası­nın yalnızca son dört yılda im­zalandığını tespit etmiş. Artan anlaşma sayısına paralel olarak konu başlıkları da genişlemiş. İlk dijital anlaşma paketi elekt­ronik işlemler, gümrük vergileri, tüketici koruması, siber güven­lik ve birkaç teknik başlığı içer­mekteydi. Bugün masada ya­pay zekâ, veri inovasyonu, diji­tal kimlikler, çevrimiçi güvenlik, kripto para düzenlemeleri ve ya­rı iletkenlerin tedarik zincirleri var. Dijital diplomaside ilk dalga ikili anlaşmalarla kaleyi yokladı. Şimdiki dalga, genelden ziyade bölgesel anlaşmalarla daha kat­manlı biçimde nüfuz etmekte.

Dijital diplomasinin baş aktörleri

Söz konusu rapor, 12 ülkeyi "baş müzakereci" olarak tanım­lamakta. Tabloya bakıldığında iki farklı oyuncu tipi net biçimde ayrışıyor. İlki, nispi ufak ve libe­ral ekonomiler. Singapur 26 an­laşmayla listenin başında, BAE 21, Şili 15, Yeni Zelan­da 12 ile onu takip ediyor. Bu ülkeler için dijital ticaret anlaşmaları bir tercih de­ğil, varoluşsal strateji. Fiziksel büyüklükleri sınırlı, iç pazarla­rı dar; büyümek için sınırlarının dışına çıkmak zorundalar.

İkincisi, majör ekonomik blok­lar. AB 20, Güney Kore 18, İngil­tere ve Avustralya 16, Çin ve ABD 14 anlaşmayla listede yer alıyor. Bu oyuncular farklı öncelikler ve normlarla masaya oturuyor.

Genel seviyede bir çıkarım ya­pacak olursak, küçük liberal eko­nomiler müzakerelerde hız ve esneklik sağlarken, ma­jör bloklar stan­dartları belir­liyor. Singa­pur ya da BAE'nin imzaladığı bir anlaşma hızla emsal oluşturabilmekte. Ancak ABD ya da AB'nin benim­sediği şablon küresel norma dö­nüşüyor.

Küresel güç dengesi ve ABD

Dijital diplomasinin kırıl­ma noktası 2017 yılı. ABD, Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan (TPP) çekildi. Geride kalan 11 üye 2018'de Kapsamlı ve Aşa­malı Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) adıyla yeniden bir ara­ya geldi ve o güne kadar yazılmış en kapsamlı dijital ticaret şablo­nunu oluşturdu. O şablon bugün hâlâ referans alınmakta. Hem Avrupa hem Asya-Pasifik RCEP, ASEAN hem de Afrika AfCFTA müzakerelerinde CPTPP metni referans belge olarak kullanılı­yor.

TPP'den çıkış tek başına bir diplomatik karar olmadı. Was­hington'ın küresel dijital yöne­tişim tartışmasını kasıtlı olarak neredeyse on yıl boyunca izleyici koltuğundan seyretmesiyle so­nuçlandı. 2023'te tablo daha da net hale geldi. ABD, DTÖ'de veri akışlarını, veri yerelleştirme ya­saklarını ve yabancı hükümetle­re zorunlu kaynak kod ifşasına karşı korumayı kapsayan, uzun süredir savunduğu dijital ticaret müzakere hedeflerinden deste­ğini çekti. ABD, "Büyük Tekno­loji (Big Tech)" şirketlerinin fa­aliyetlerini nasıl düzenleyeceği­ne dair iç siyasi tartışmalar için "politika alanına" ihtiyaç duydu­ğunu söyledi. Yani Biden döne­minde Big Tech'e karşı sertleşen söylemler, ABD'yi DTÖ'de kendi getirdiği önerilerinden geri adım atmasına sebebiyet verdi.

Senaryo 2025'te değişti. ABD ikili "tarife anlaşmaları" strate­jisini benimsedi. Gümrük vergi­leriyle oluşturduğu baskıyı masa başına taşıyarak, ticaret ortak­larından dijital tavizler kopardı. Arjantin, Bangladeş, Kamboçya, Tayvan, El Salvador, Guatemala, Endonezya ve Malezya ile imza­lanan anlaşmaları bu çerçevede düşünebiliriz. Öte yandan ABD adını çiplerin hammaddesi si­lisyumdan alan, dijital ticaretin kurallarından ziyade o kuralla­rın fiziksel altyapısının (çip, na­dir mineraller, veri merkezinin, enerji hattı) kimin elinde olaca­ğını belirlemeye çalışan “Pax Si­lica” girişimini başlattı. Yapay zekâ, çipler ve kritik mineraller için tedarik zinciri güvenliği bu girişimin odağında. Mantığı net; ittifak içindeki ülkeler bu zinci­rin her katmanını bütünleşmiş biçimde inşa ederse, hiçbir dış aktör herhangi bir halkayı baskı aracı olarak kullanamaz. Dış ak­törün Çin olduğu aşikâr.

ABD ile ikili mutabakatların içeriği net. Veri akışlarını ser­best bırak, dijital hizmet vergi­si koyma, elektronik iletimlere gümrük vergisi uygulama, kay­nak kodu paylaşımı zorunlulu­ğunu kaldır. Hatta bazı an­laşmalar, karşı tarafın ABD'nin uygun bulma­dığı üçüncü bir ülkey­le bu konuda ticari anlaşma yapma­sı durumunda, ABD’nin anlaş­mayı feshede­bilmesine olanak tanımakta.

Yapısal sorunlar

Büyük oyuncuların masaya farklı şablonlarla gelmesi, norm­ların sayısını arttırıyor. Bu du­rum küçük ekonomiler için ma­liyetli bir uyum yükü anlamına gelmekte. Küçük ekonomiler ABD, Çin ve AB yaklaşımları­nın ortasında kalmakta. Hangi­sini seçerlerse seçsinler, diğer iki blokla ticaret yaparken uyum maliyeti kaçınılmaz.

Örneğin ABD ile veri akışları üzerine mutabakata varan bir ül­ke, AB veya başka bir ticari orta­ğıyla veri transferi yapmak iste­diğinde farklı bir hukuki çerçe­ve devreye giriyor. Veri akışında yeknesaklığı sağlamak için kü­resel bir mutabakat lazım. İkili anlaşmalar bu boşluğu doldura­mıyor. DTÖ Elektronik Ticaret Anlaşması şu an veri transfe­ri meselesini çözmüş değil. Son DTÖ süreçlerini geçen ay kale­me almıştım. Örgüt içinde bu ko­nulardaki çatırdama, kurumun meşruiyetinin daha çok sorgu­lanmasına sebebiyet verecektir.

Diğer önemli bir açmaz da ül­kelerin kendi içindeki görüş farklılıkları. Dijital dünya artık tüm sektörleri yatayda kesmekte olduğundan, bu zorlaşmakta. Ör­neğin uluslararası mecralarda­ki müzakereciler ve temsilciler, kaynak kod açıklaması zorunlu­luğunun yasaklanmasını kabul ettiğinde, aynı ülkenin rekabet otoritesi bu taahhüdün farkın­da olmayabiliyor. Ya da tersine, AB'nin “Yapay Zekâ Yasası'nın” yüksek riskli yapay zekâ sistem­leri için kaynak koda erişim ön­gördüğünü hesaba katamayabi­liyor. Bu koordinasyonsuzluk, mutabakatların kâğıt üzerinde kalma riskini arttırmakta.

Dijital diplomasinin en can alı­cı noktası yapay zekâ ya da siber güvenlik taahhütlerinin tamamı­nın bağlayıcı olmayan dilde ya­zılmış olması. Taahhütlerinin ta­mamı "işbirliği yapılacak" veya "çaba gösterilecek" gibi yumuşak ifadelere yaslanıyor. Buna karşın kaynak kod ve gümrük vergisi ta­ahhütleri bağlayıcı dilde kaleme alınmakta. Bu tutarsızlık tesadüf değil. Hükümetler egemenlikle­rini doğrudan etkileyen alanlar­da bağlayıcı dile direnmekte.

Bahse konu 2.587 anlaşmanın önemli bir kısmı henüz yürür­lüğe girmedi. Yürürlüğe girenle­rin uygulanıp uygulanmadığı da tartışmalı. AfCFTA Dijital Tica­ret Protokolü 54 Afrika ülkesi­ni kapsıyor, henüz yürürlüğe girmedi. DTÖ Elektronik Ti­caret Anlaşması 72 paydaşı olan bir metin ancak henüz yürürlükte değil. Dijital dip­lomasinin yeni dalgasında kurallar yazılırken, uygu­lamada aksaklıklar var. Ba­zı ülkeler kural bazlı sistemi söylemde destekleyip, pra­tikte baltalayacak; bazıları ise açıkça reddedecek. Bu teknolo­jilerin üretiminde güç dengesi tesis edilene kadar da sürünce­menin devam edeceğini düşün­mekteyim.

Dijital diplomasinin çeyrek asrı - Resim : 1