Geciken hamleler, büyüyen fatura

Türkiye para politikasında sıkılaşmaya gitse de verimliliği artıracak, tarım ve gıda tedarik zincirini düzeltecek, yargı ve kurum bağımsızlığını teminat altına alacak yapısal reform bacağını eksik bıraktı.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Geciken hamleler, büyüyen fatura

Ekonomist – Bankacı UĞUR GÜNDÜZ

Enflasyonla mücadele­de "acı reçete" kavramı, vergi artışları, kamusal harcama kesintileri ve sıkı pa­ra politikaları (yüksek faiz, kredi musluklarının kısılması) yoluy­la ekonomideki toplam talebi so­ğutma sürecini ifade eder. Ancak bu maliyetin yükü toplumun tüm kesimlerine eşit dağılmadığında, uygulanan program hem toplum­sal meşruiyetini yitirir hem de gelir adaletsizliğini derinleştirir.

Enflasyonla mücadelede Tür­kiye'nin uzun süredir (özellikle son üç yılda yoğunlaşan) arzula­nan neticeyi alamamasının ne­deni, ekonomi politikasının "ek­sik ve zamana yayılmış" uygulan­masıdır.

Dünya genelinde yüksek enf­lasyonu (yüzde 50-80 bandından yüzde 5-10 seviyelerine) düşür­meyi başarmış ülkeler incelendi­ğinde, ortak paydanın "geniş kap­samlı ve kararlı şok tedavisi" ol­duğu görülür. Türkiye'de ise kriz tedavisi adım adım ve aşamalı ya­pılmaya çalışılmış, bu da maliyeti artırırken süreci uzatmıştır.

Söz konusu yükün adil dağıtıl­ması ve her kesimin payına dü­şeni üstlenmesi için atılması ge­reken bazı temel adımlar vardır.

1 Dolaylı vergi payının azaltılması

Gelişmiş ekonomilerde vergi­lerin büyük kısmı kazanç ve ser­vet üzerinden (dolaysız vergi) alı­nırken, gelişmekte olan ülkelerde yük genelde KDV ve ÖTV gibi do­laylı vergilere biner. Dolaylı ver­giler, geliri ne olursa olsun her­kese aynı oranda uygulandığı için dar gelirliyi olumsuz etkiler.

●Servet ve kazanç odaklı vergilendirme: Yüksek serma­ye kazançları, borsa ve gayrimen­kul rantları ile kurum karların­dan alınan vergilerin payı artırıl­malıdır.

●Vergi muafiyetlerinin gözden geçirilmesi: Büyük öl­çekli firmalar ve sermaye grup­larına sağlanan istisna, muafiyet ve genelde de vergi afları sonlan­dırılmalıdır.

●Kayıt dışılıkla mücadele: Kayıt dışı kazanç elde eden, geli­rini tam beyan etmeyen yüksek gelir grupları sıkı denetime tabi tutulmalıdır. Kayıt dışılık ceza­landırılırken kayıtlı iş yapmanın yükümlülükleri ve bürokrasisi azaltılmalıdır.

2 Kamuda tasarruf ve şeffaflık

Halktan fedakarlık ve acı reçe­teye katlanması beklenirken ka­mu yönetiminin israf içinde gö­rünmesi, reçetenin toplumsal ka­bulünü imkansız hale getirir.

●Kamu bütçesinde gerçek kısıntı: Temsil ve ağırlama, ma­kam aracı, bina kiralamaları gibi cari harcamalarda radikal kesin­tilere gidilmelidir.

●Kamu-Özel İşbirliği sözleş­meleri: Bütçeye döviz bazlı ağır yükler getiren garanti ödemeli projelerin yükümlülükleri gözden geçirilmeli, gerekirse vergilendir­me veya kur sabitleme yoluyla bu projelerin yükü kamu lehine hafif­letilmeye çalışılmalıdır.

3 Sabit gelirlinin korunması

Sabit gelirliler (işçiler, memur­lar, emekliler) yani elinde fiyatla­ma gücü bulunmayanlar, enflasyo­nu oluşturan ana etken değil, enf­lasyonun doğrudan mağdurudur.

●Gerçekçi ücret politika­sı: Ücret artışları sadece geçmiş enflasyona değil, hedeflenen enf­lasyon ile birlikte geniş toplum kesimlerinin yaşama maliyetine göre ayarlanmalıdır.

●Sosyal güvenlik yardımla­rı: Temel gıda, enerji ve barınma desteği doğrudan ve hedefli sos­yal yardımlarla alt gelir grupları­na ulaştırılmalıdır.

●Kademeli vergilendirme: Gelir vergisi dilimlerinin enflas­yon oranında güncellenerek dar ve orta gelirlinin üst vergi dilimi­ne erken girmesi engellenmeli­dir.

4 Şirketlerin sorumluluğu

Enflasyonist dönemlerde şir­ketler, fahiş fiyatlama davranış­ları ve genişleyen kar marjları (fırsatçılık / "greedflation") ile enflasyonu besleyebilir.

●Fırsatçılık ve oligopol ya­pılarla mücadele: Rekabet Ku­rumu ve ilgili denetim organları, piyasada kartelleşme ve yapay fi­yat artışlarına karşı etkin yaptı­rımlar uygulamalıdır.

●Aşırı kar vergilendirmesi: Makroekonomik kriz veya olağa­nüstü koşullar döneminde spe­külatif veya dönemsel olarak aşı­rı kar elde eden sektörlerden (ör­neğin finans veya enerji) geçici ek vergiler alınarak kriz finans­manına katkıları sağlanmalıdır.

5 Yapısal reformlar ve kurumsal güven

Geniş kitlelerin bu yüke katlan­maya ikna olması için, uygulanan programın kalıcı bir refah artışı getireceğine inanması gerekir.

●Kurumsal bağımsızlık ve liyakat: Merkez Bankası ve TÜİK gibi kritik kurumların ba­ğımsızlığı ve şeffaflığı pekiştiri­lerek verilerin güvenilirliği tam olarak sağlanmalıdır.

Hukuk ve mali disiplin: Hukukun üstünlüğü ilkesinin te­minat altına alınması, doğrudan yabancı yatırımı çekerek krizin maliyetini hafifletir ve yükün sa­dece iç piyasanın sırtına binme­sini engeller.

Bizde ne eksik yapıldı?

●Uygulamada "kademe­li şok" yöntemi: Enflasyonist beklentileri kırmanın yolu, enf­lasyonun üzerinde bir politika faizi ile ekonomiyi hızlıca soğut­maktır. Türkiye'de faiz artışla­rı ve parasal sıkılaşma kademe­li yapıldığı için mevduat ve kredi faizleri uzun süre "beklenen enf­lasyonun" gerisinde kaldı. Bu du­rum, vatandaşın ve şirketlerin " Bugün alayım, yarın pahalana­cak" algısını kıramadı.

●Maliye politikasının des­teğinin zayıf kalması: Enf­lasyonla mücadele sadece Mer­kez Bankası'nın (para politikası) omuzlarına yüklendi. Bütçe tara­fında kamu harcamalarında so­mut ve radikal kesintilere gidile­medi, vergi yükü dolaylı vergilere bindirilirken bütçe açığı yüksek seyretmeye devam etti.

Görünmeyen parasal ge­nişlemeler (KKY ve garanti ödemeleri): Bir yandan faiz ar­tırılırken diğer yandan KDV mu­afiyetleri, kamu destekli uygun krediler veya Kamu-Özel İşbirli­ği (KÖİ) projelerine yapılan döviz bazlı ödemeler piyasaya likidite pompalamaya devam etti. Bir pe­dal frene basarken diğer pedal ga­za bastı.

●Güven ve güçlü çapa ek­sikliği: Merkez Bankası yöne­timlerinin sık değişmiş olması, geçmişteki sıradışı politikaların (düşük faiz ısrarı) hafızalarda­ki izi ve verilerin güvenilirliğine dair tartışmalar, enflasyon bek­lentilerinin düşmesini engelledi. Beklenti düşmeyince de fiyatla­ma davranışları bozuk kaldı.

Başaran ülkeler ne yaptı?

Dünyada enflasyon krizinden başarıyla çıkan ülkelerin formü­lü ‘Tam Uyumlu Parasal-Mali Sı­kılaşma + Yapısal Reform’ süreci­ne dayanır.

●Brezilya (2021 - 2023 Dö­nemi): Brezilya Merkez Banka­sı (BCB), küresel enflasyon dal­gası henüz başlarken çok erken ve agresif hareket etti. Faizleri yüzde 2 seviyesinden hızla yüzde 13,75'e çıkardı. Negatif reel faize izin vermedi. Maliye politikası ile koordineli hareket ederek bütçe disiplinini korudular. Enflasyon yüzde 12 sınırından yüzde 3,16 seviyesine kadar geriledi.

Brezilya, enflasyon tırmanır­ken faizi indirip beklemek yerine tek hamlede reel faiz vererek pi­yasaya "enflasyonu ezme" karar­lılığı gösterdi.

●Şili ve Peru (1990'lar): Kronik yüksek enflasyondan çı­kan bu ülkeler, ‘Enflasyon Hedef­lemesi’ rejimine geçti. Merkez Bankası şeffaflığını en üst seviye­ye çıkardılar. Ayrıca tarım ve sa­nayide dışa bağımlılığı azaltacak, üretim maliyetlerini düşürecek yapısal ve hukuki reformları aşa­malı olarak hayata geçirdiler. La­tin Amerika'nın en istikrarlı eko­nomilerinden biri haline geldiler.

Türkiye para politikasında sıkı­laşmaya gitse de, verimliliği artıra­cak, tarım ve gıda tedarik zincirini düzeltecek, yargı ve kurum bağım­sızlığını teminat altına alacak ya­pısal reform bacağını eksik bıraktı. Sonuç olarak; başarılı olmak için parasal sıkılaştırma, kamu harca­malarında radikal kesintiler, tarım, enerji ve yargıda reformlar ve şef­faf veri, bağımsız kurumlar konu­sunda hemen aksiyon alınmalıdır.

Reel faiz hassasiyetinin deva­mı özellikle emtia piyasalarında­ki volatiliteyi durduracak, sektör bazlı selektif faiz destekli kredi uygulaması ile de arz sorunları çözülmeye çalışılacaktır.

Esas sorunumuz kura duyarlı, ithalata dayalı üretim yapısı olup, üretim yapısını dönüştürecek her adım önem taşımaktadır.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL