Hanehalkı borçluluğu, hayat standardı ve ekonomik güvence düzeyi

2002–2025 döneminde Türkiye'de hane halkının finansal sisteme entegrasyonu belirgin biçimde güçlenmiş, krediye erişimin yaygınlaşması ilk dönemde yaşam standardını yükseltmiş ve konut edinimi ile dayanıklı tüketim mallarına erişimi kolaylaştırmıştır. Ancak özellikle 2018 sonrasında borçlanmanın niteliği değişmiştir.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Hanehalkı borçluluğu, hayat standardı ve ekonomik güvence düzeyi

Kıbrıs Akdeniz Karpaz Üniversitesi DR. MUSTAFA TURHAN

 2002–2025 döneminde Tür­kiye ekonomisinde finan­sal sistem önemli ölçüde derinleşmiş, hane halkının ban­kacılık sistemine erişimi belirgin biçimde artmıştır. Kredi kartları, tüketici kredileri ve konut kredi­leri hızla yaygınlaşmış, buna pa­ralel olarak hane halkı borç stoku­nun hem gelire hem de Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yükselmiştir.

Bununla birlikte, özellikle 2018 sonrasında yüksek enflasyon, faiz oranlarındaki artış ve reel gelirlerdeki aşınma nede­niyle kredi kullanımının niteliği değişmiştir. İlk yıllarda refah artı­şını destekleyen borçlanma, son­raki dönemde giderek temel tüke­timin finansmanında kullanılan bir araca dönüşmüştür. Bu durum hanelerin ekonomik kırılganlığı­nı ve güvensizliğini de artırmıştır.

Hane halkının finansal sisteme entegrasyonu

Veriler, 2002–2025 dönemin­de Türkiye'de finansal sistemin toplumun çok daha geniş kesim­lerine ulaştığını göstermektedir. Bankacılık sektörünün büyüme­si, kredi kartlarının yaygınlaşma­sı, tüketici ve konut kredilerinin gelişmesi ile hane halkının finan­sal sisteme entegrasyonu önem­li ölçüde artmıştır. Ancak bu en­tegrasyonun yaşam standardına etkisi dönemler itibarıyla farklı­laşmıştır.

I.Dönem (2002–2013) Fi­nansal kapsayıcılık ve refah artışı: Bu dönemde kredi kartı kullanımı yaygınlaşmış, tüketi­ci kredileri hızla büyümüş, konut finansmanı gelişmiş, bankacılık hizmetlerine erişim artmış, faiz oranlarının düşmesi uzun vade­li kredi kullanımını kolaylaştır­mıştır.

II. Dönem (2013–2018) Fi­nansal entegrasyonun olgun­laşması ve ilk kırılganlıklar: Bu dönemde de finansal sisteme erişim artmaya devam etmiştir. Ancak makroekonomik koşullar önceki döneme göre daha zorlayı­cı hale gelmiştir. Bu süreçte kredi hacmi büyümeye devam ederken, kredi kartı kullanım oranı yüksel­miş, buna karşılık hane halkının borçluluğu artmıştır.

III. Dönem (2018–2025) Fi­nansal entegrasyondan finan­sal bağımlılığa doğru: 2018 sonrasında finansal sisteme eri­şim nicelik olarak artmaya de­vam etmiş olmasına rağmen bu­nun ekonomik işlevi önemli öl­çüde değişmiştir. Bu dönemde yüksek enflasyon, faiz oranların­daki yükseliş, reel ücretlerin sa­tın alma gücündeki kayıpları, kira ve temel tüketim harcamaların­daki hızlı artışlar, hane halkının finansal davranışlarını belirgin biçimde etkilemiştir.

Borçlanmanın yapısındaki değişim

Veriler yalnızca borç miktarı­nın arttığını değil, borçlanmanın amacının da değiştiğini göster­mektedir.

I. Dönem (2002–2013) Fi­nansal derinleşme ve refah amaçlı borçlanma: Bu dönem­de enflasyon önemli ölçüde ge­rilemiş, faiz oranları düşmüş, bankacılık sektörü yeniden ya­pılandırılmış, konut kredile­ri yaygınlaşmış, kişi başına ge­lir artmıştır. Borçlanma ağırlık­lı olarak konut edinimi, otomobil alımı, dayanıklı tüketim malları, eğitim ve küçük ölçekli yatırımlar amacıyla kullanılmıştır.

II. Dönem (2013–2018) Ge­çiş ve kırılganlığın artmaya başladığı borçlanma: Bu dö­nemi, finansal derinleşmeden fi­nansal kırılganlığa geçişin başla­dığı dönem olarak değerlendir­mek mümkündür. Bu dönemde ekonomik büyüme yavaşlamıştır. Türk lirasında değer kayıpları gö­rülmeye başlamış, enflasyon ye­niden yükseliş eğilimine girmiş, faiz oranları dalgalanmış, reel üc­ret artışları zayıflamıştır.

III.Dönem (2018–2025) Ge­lir destekleyici ve tüketimi sürdürmeye yönelik borçlan­ma: Bu dönemde yüksek enflas­yon, yüksek faiz, reel gelir kayıp­ları, satın alma gücündeki azalma hane halkının borçlanma davra­nışını belirgin biçimde değiştir­miştir. Borç temel tüketim harca­malarının finansmanı, kredi kartı borcunun çevrilmesi, nakit akı­şının sürdürülmesi, gelir yeter­sizliğinin telafisi amacıyla daha yoğun kullanılmaya başlanmıştır.

Yaşam standardı açısından değerlendirme

Olumlu gelişmeler: Finansal kapsayıcılık arttı. Konut edinme imkânı genişledi. Dayanıklı tüke­tim mallarına erişim kolaylaştı. Bankacılık sistemi güçlendi. Fi­nansal hizmetlere erişim yaygın­laşmıştır.

Olumsuz gelişmeler: Gös­tergeler yaşam standardı açı­sından olumsuz sinyaller ver­mektedir. Mesela Konut sa­hipliği oranı 2002’de yaklaşık yüzde 73. TÜİK'in son verisine göre 2025'te kendi konutunda oturanların oranı yüzde 57,1'dir. TCMB ve OECD, özellikle 2022– 2024 döneminde kredi kar­tı borçlarının çok hızlı arttığını ve ödenmeyen kart bakiyeleri­nin toplam kart bakiyesine ora­nının 2024'ün ilk yarısında yüzde 13,7'ye ulaştığını belirtmektedir. 2002–2013 dönemi Refah artı­şı finansal derinleşme = Yaşam standardında belirgin iyileşme. 2013–2018 dönemi Borç artışı gelir artışı = Kırılganlık artmaya başlamıştır. 2018–2025 dönemi Yüksek enflasyon yüksek faiz reel ücret kaybı = Borç geri ödeme yü­kü ağırlaşmıştır.

Bir taraftan finansal erişim art­mıştır. Diğer taraftan tasarruf ka­pasitesi zayıflamış, borç servis yükü artmış, gelirin daha büyük kısmı kredi geri ödemelerine ay­rılmaya başlamıştır. Bu durum ekonomik kırılganlığı artırmak­tadır.

2002–2025 döneminde Türki­ye'de hane halkının finansal sis­teme entegrasyonu belirgin bi­çimde güçlenmiş, krediye erişi­min yaygınlaşması ilk dönemde yaşam standardını yükseltmiş ve konut edinimi ile dayanıklı tüke­tim mallarına erişimi kolaylaştır­mıştır.

Ancak özellikle 2018 sonrasın­da yüksek enflasyon, faiz oynaklı­ğı ve reel gelir üzerindeki baskılar nedeniyle borçlanmanın niteliği değişmiştir. Hane halkı borcunun gelire oranı yaklaşık yüzde 5'ten yüzde 50 seviyesine yükselirken, borç servisi oranı yaklaşık yüzde 4'ten yüzde 14'e çıkmış, tasarruf oranı ise yaklaşık yüzde18,5'ten yüzde 10'un altına gerilemiştir.

Bu göstergeler birlikte değer­lendirildiğinde, Türkiye'de te­mel sorun uluslararası ölçekte aşırı borçluluk değil; borçların geri ödeme yükünün ağırlaşma­sı, tasarruf kapasitesinin zayıf­laması ve ekonomik dayanıklı­lığın azalmasıdır. Bu eğilimler, özellikle son dönemde hane hal­kı açısından ekonomik güvence­sizlik riskinin arttığını göster­mektedir. Bununla birlikte, bu sonucun daha güçlü biçimde or­taya konulabilmesi için gelir da­ğılımı, reel ücretler, istihdamın niteliği ve yoksulluk göstergele­riyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hanehalkı borçluluğu, hayat standardı ve ekonomik güvence düzeyi - Resim : 1Hanehalkı borçluluğu, hayat standardı ve ekonomik güvence düzeyi - Resim : 2

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL