Yapay zekâdan ehliyet kursuna Rekabet Kurumu
Rekabet Kurumu hep dijital pazarlar, yapay zekâ, platform ekonomisi gibi çoğumuzun hayatına dolaylı dokunan konularla mı uğraşıyor? Hiç de değil! Dijital devleri soruşturan Kurum, Aydın'da kartel denetçisi tutan sürücü kurslarını da yakaladı.
Rekabet Hukuku Danışmanı RECEP GÜNDÜZ
Yapay zekâya ilişkin sektör araştırması başlatıldığına dair duyuru henüz gündemdeyken Rekabet Kurumu, bu kez dijital çağda rekabet politikalarını ele alacak yeni ve kapsamlı bir çalışma başlattığını açıkladı. Kurum dönemim hızına ayak uyduranlardan. Dingin bir hayat isteyenlere bu dünyada yer yok.
Duyuruya göre çalışma, dijital platformların piyasaları nasıl dönüştürdüğünü ve bu dönüşümün rekabet üzerindeki etkilerini ele alacak. Google, Meta ya da Amazon gibi devlerin neden bu kadar hızlı ve kalıcı bir güç elde edebildiği, bu gücün rakiplere ve tüketicilere ne tür sorunlar yarattığı masaya yatırılacak. Bunun yanı sıra, bir ihlal yaşandıktan sonra devreye giren klasik soruşturma süreçlerinin dijital pazarlarda yeterli olup olmadığı ve ihlal gerçekleşmeden önce harekete geçmeyi mümkün kılan düzenlemelerin nasıl tasarlanabileceği de değerlendirilecek.
Peki buraya nasıl geldik?
Yakın tarihteki bazı gelişme ve tartışmaları hatırlamak bu çalışmanın neye gebe olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. Kurum dijital pazarlarda sadece yürüttüğü soruşturmalar, kestiği cezalar ya da müdahale ettiği iş modelleri ile varlık göstermedi. Soruşturmalara tam gaz devam ederken 2023 yılının başında "Dijital Dönüşümün Rekabet Hukukuna Yansımaları" isimli oldukça kapsamlı bir çalışma yayınladı.
Bu çalışma Türkiye'deki dijital piyasaların yapısını, kullanıcı verilerini, platform ekonomisinin temel dinamiklerini ve bu pazarlarda gözlemlenen olası ihlal türlerini ayrıntılı biçimde ele alıyordu. AB, ABD, Almanya, İngiltere ve pek çok başka ülkenin yaklaşımlarını karşılaştırıyor; zorunlu erişim, birlikte çalışabilirlik, şeffaflık ve veri paylaşımı gibi olası müdahale araçlarını tartışıyordu. Yayımlandığında hem kapsamı hem de zamanlaması bakımından dikkat çekmişti. Zira o sırada AB'de Dijital Pazarlar Yasası (DMA) yürürlüğe girmişti ve bu çalışma, benzer bir düzenlemeyi Rekabet Kanunu'na kazındırmak için bir zemin hazırlama niyeti taşıyordu.
Ancak ilginç bir kırılma yaşandı. Öngörülen değişiklik Rekabet Kanunu'nda değil, Elektronik Ticaret Kanunu'nda oldu. Rekabet Kanunu değişikliği gündemden tamamen hiç düşmedi; kamuoyuna zaman zaman yansıyan ve Meclis Komisyonu'na gönderilen taslaklar da oldu. Bu taslaklarda temel platform hizmetleri sunan ve önemli pazar gücüne sahip teşebbüslere öncül yükümlülükler getirilmesi, bu teşebbüslerin tespitine ilişkin prosedürlerin belirlenmesi ve yaptırım mekanizmasının netleştirilmesi öngörülüyordu.
Ne var ki küresel ve yerel gündemin yoğunluğu bu taslakların Meclis'te yer bulmasına pek izin vermedi. Rekabet Kurulu ise boş durmadı. Kanun değişikliğini beklemek yerine mevcut araçlarını, yani davranışsal tedbirleri ve taahhüt mekanizmalarını etkin biçimde kullandı. Hatta şöyle bir ironi de söz konusu: AB'de DMA'nın etkinliği sorgulanırken Kurul, daha oturmuş geleneksel araçlarla mesafe aldı ve bu sayede bir bakıma zaman kazandı.
Peki yeni çalışma neye işaret ediyor? Duyurunun satır aralarında "politika araçlarının yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesi" vurgusunun öne çıktığı görülüyor. Bu, yalnızca akademik bir güncelleme değil; yeni bir hazırlık sürecinin işareti olabilir. Rekabet Kanunu değişikliğinin yeniden gündeme gelmesi elbette ihtimal dahilinde. Ancak DMA'nın rüzgarının hafiflediği bir dönemde Kurum'un aynı modeli doğrudan kopyalamasını beklemek güç. Daha olası olan, hem birikimli kurumsal tecrübeyi hem de yapay zekâ ve platform ekonomisindeki yeni gelişmeleri kapsayan, Türkiye'ye özgü bir çerçevenin şekillenmeye başlamasıdır.
Kartel denetçisi olarak dedektiflik firması
Peki Rekabet Kurumu hep dijital pazarlar, yapay zekâ, platform ekonomisi gibi çoğumuzun hayatına dolaylı dokunan konularla mı uğraşıyor? Hiç de değil. Son dönemde yayımlanan bir Kurul kararı bunun en güzel kanıtı.
Aydın'da bir grup sürücü kursu, ehliyet eğitimi ücretleri üzerinde anlaşmış. Klasik bir kartel: fiyatlar belirlenmiş, altına düşmek yasak. Buraya kadar tanıdık bir hikâye. Asıl ilginç kısım, kartelin "kalite kontrol" ayağında başlıyor.
Kurslar, belirlenen fiyatlara gerçekten uyulup uyulmadığını takip etmek için bir danışmanlık firmasıyla anlaşmış. Söz konusu firma; araştırma, danışmanlık ve dedektiflik alanlarında faaliyet gösteriyordu. Evet, dedektiflik. Yanlış okumadınız. Kurul kararına göre dedektiflik firmanın unvanında yer alan bir ifade.
Bu dedektiflik firması sahaya indi, kursları denetledi. Protokol fiyatının altına inen yakalandığında senet kesildi, gerekirse icra yoluna gidildi. Hatta bazı kurslara aylık "aidat" ödendiğine dair banka dekontları da dosyaya girdi; dekontlardaki açıklamalarda "dedektiflik aidatı" ifadesinin geçtiği görüldü.
Rekabet Kurulu Aydın’daki sürücü kurslarının karteline daha önce ayrı bir dosyada müdahale etmişti. Bu kez odak noktası dedektiflik firmasıydı. Kurul, firmayı "kartel kolaylaştırıcısı" olarak nitelendirerek idari para cezasına çarptırdı. Firmanın tek ortağı ve yöneticisine de ihlaldeki belirleyici etkisi nedeniyle ayrıca bireysel ceza kesildi. Benzer bir tablo daha önce Çorum'daki yapı denetim firmaları dosyasında da yaşanmıştı: karteli organize eden firma, üstlendiği rolün bedelini ödedi.
Rekabet hukukunun günlük hayata bu kadar yakın olduğunu fark etmek bazen şaşırtıcı gelebiliyor. Önümüzdeki haftalarda Kurul'un uzun teknik kararları arasına gizlenmiş, tüketicinin cebine doğrudan dokunan ve zaman zaman trajikomik yönleri de olan başka dosyaları da buraya taşımaya devam edeceğiz.