Vadide saklı bir hazine: Bitlis

Yüzyıllardır aynı vadide yükselen taş yapıları, Selçuklu mirası, Van Gölü kıyıları, Nemrut Krater Gölü ve güçlü mutfak kültürüyle Bitlis, Doğu Anadolu'nun en karakter sahibi şehirlerinden biri. Tarihin, doğanın ve günlük yaşamın iç içe geçtiği bu kadim kent, vadide saklı bir hazine gibi ziyaretçilerini gerçekliğiyle etkiliyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Vadide saklı bir hazine: Bitlis

Mustafa YALÇIN

Bitlis'e giden yol, dağların arasından kıvrılarak dar bir vadiye ulaşıyor. Şehir ilk bakışta bütün ihtişamını sergilemiyor; taş evleri, kemerli köprüleri ve yüzyıllardır ayakta duran yapılarıyla yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Urartulardan Osmanlı'ya uzanan zengin geçmişi, Van Gölü kıyılarındaki doğal güzellikleri ve köklü mutfak kültürüyle Bitlis, Doğu Anadolu'nun en özgün duraklarından biri.

Bir vadinin içine kurulmuş olması nedeniyle "Vadideki güzel şehir" olarak anılan Bitlis, Urartulardan Asurlulara, Perslerden Selçuklulara ve Osmanlılara kadar sayısız medeniyetin izlerini taşıyor. Büyük İskender'in komutanlarından Bedlis'in adını aldığı rivayet edilen şehir, yüzyıllar boyunca ilim, kültür ve ticaretin önemli merkezlerinden biri olmuş.

Vadide saklı bir hazine: Bitlis - Resim : 1

Bitlis'i keşfetmeye Tarihi Kent Müzesi'nden başladık. Bir zamanlar Vali Konağı olarak kullanılan ve yöreye özgü Ahlat taşıyla inşa edilen bu yapı, şehrin hafızasını bugüne taşıyor. Bahçesinde sergilenen süslemeli taşlar, eski değirmen taşları ve mezar kitabeleri, bölgenin mimari ve kültürel zenginliğini yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Selçukluların izinde: Ahlat

Bitlis denince akla ilk gelen yerlerden biri Ahlat. Van Gölü kıyısındaki bu tarihi ilçe, Selçuklu döneminde "Kubbet-ül İslam" unvanını almış önemli bir ilim ve kültür merkezi. Bugün ise dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlıkları arasında gösterilen Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı ile ziyaretçilerini adeta açık hava müzesinde ağırlıyor.

Yaklaşık 210 bin metrekarelik alana yayılan anıtsal mezar taşlarını gezerken kendinizi yüzyıllar öncesinde hissediyorsunuz. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu alanın atmosferini yaşamak, Bitlis yolculuğunun en unutulmaz anlarından biriydi.

Ahlat'ta mutlaka uğranması gereken bir diğer durak ise Urartu Evi. Bölgenin en eski uygarlıklarından biri olan Urartuların yaşam kültürünü tanıtan bu yapı, geçmişi daha yakından hissetmenizi sağlıyor.

Yükseklerde saklı bir dünya

Doğa tutkunları için Bitlis'in en etkileyici adresi Tatvan'daki Nemrut Krater Gölü. Yaklaşık 2 bin 250 metre rakımda bulunan Nemrut Krater Gölü, Türkiye'nin en büyük krater gölü olma özelliğini taşıyor. Volkanik yapısı, sıcak ve soğuk gölleri, buhar bacaları ve zengin bitki örtüsüyle doğanın sanat eserine dönüştüğü bir yer. Özellikle sabah saatlerinde gölün üzerinde oluşan sis manzarası, uzun süre hafızalardan silinmeyecek güzellikte.

Vadide saklı bir hazine: Bitlis - Resim : 2

Bavulunuzda yer açin

Bitlis'i anlatırken mutfağından söz etmemek büyük haksızlık olur. Şehrin simgesi haline gelen Büryan Kebabı'nı yerinde tatmadan dönmeyin. Yanında ikram edilen avşor çorbası ise sabahın erken saatlerinde içilen ve büryanın ayrılmaz parçası olan eşsiz bir lezzet. Ciğer taplaması, sarımsaklı yoğurtla servis edilen katıklı dolma, kurut yoğurduyla hazırlanan keledoş ve uzun emek isteyen helise de mutlaka tadılması gereken yöresel lezzetler arasında yer alıyor.

Bitlis'ten dönerken bavulunuzda mutlaka yer açmanızı tavsiye edeceğimiz bir lezzet var: Bitlis balı. Özellikle Hizan, Mutki ve yüksek rakımlı yaylalarda, zengin endemik bitki örtüsünden beslenen arıların ürettiği doğal çiçek balı; kendine has aroması, yoğun kıvamı ve kaliteli yapısıyla Türkiye'nin en beğenilen balları arasında gösteriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ