Avrupa'da lüks yemeğin en ucuz ikinci adresi İstanbul

Yeme-içme kulübü Gastroclub' göre, İstanbul, kişi başı 21,54 euroluk ücretle Avrupa'da lüks yemeğin en ucuz yendiği ikinci adres oldu

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL -  İstanbul, kişi başı 21,54 euroluk ücretle Avrupa'da lüks yemeğin en ucuz yendiği ikinci adres oldu. 

Yeme-içme kulübü Gastroclub, Avrupa'nın 30 turistik kentindeki alt gelir grubu ile üst gelir grubuna hitap eden restoranlardaki bir öğün yemeğin ortalama ücretini ölçtü. Kopenhag, listede üst gelir grubunun yemeği en pahalı yediği kent oldu. Buna göre bir kişinin Kopenhag'da lüks bir yemek yemesi için cebinden ortalama 87,18 euro çıkması gerekiyor. 

Bu rakamın en düşük olduğu Avrupa kenti Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da ise bir öğün lüks yemek için ortalama 20,4 euro ödenmesi yetiyor.   

Türkiye'den İstanbul'un 21,54 euro ile lüks yemeğin en ucuz ikinci adresi olarak girdiği listede Avrupa ortalaması ise 44,93 euro olarak gerçekleşti.  

Araştırma ile ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Gastroclub Kurucu Ortağı Çağlar Karataş, Avrupa'nın 30 ayrı ülkesinde, 30 turistik kentte bir kişinin bir akşam yemeği için ortalama ne kadar harcadığını bulmaya yönelik bir araştırma yaptıklarını söyledi. 

Araştırmada restoranları üst gelir grubunun ve alt gelir grubunun hitap ettiği restoranlar olarak ikiye ayırdıklarını belirten Karataş, araştırmada çıkan kişi başı fiyatlarda alkolün dahil olmadığını kaydetti.  

Lüks yemekte Avrupa'nın en pahalı kentinin kişi başı 87,18 avro ile Kopenhag olduğu bilgisini veren Karataş, GastroClub olarak restoranlar açısından tam bir gurme şehri olan Kopenhag'ın listede birinci olmasını şaşırtıcı bulmadıklarını dile getirdi. 

Kopenhag'ın, dünyanın en iyi restoranı olarak bilinen ve yıllardır hep bir numarada kalan, 2 Michelin yıldızlı Noma'yı ve daha bir çok kaliteli yemek sunan restoranları bünyesinde barındırdığını anımsatan Karataş, "Dünyanın en yenilikçi ve en iyi restoranı olarak bilinen Noma'da alkol hariç kişi başı 228 avroyu gözden çıkarmanız ve haftalar öncesinden de rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Araştırmamızda Danimarka'dan sonra en pahalı ülkeler sırasıyla İsviçre, Lüksemburg ve İsveç olurken, onları İngiltere ve Malta takip ediyor" şeklinde konuştu. 

 "İstanbul 'Gastro-Şehir' haline geliyor" 

 Karataş, yaşam maliyetleri açısından Avrupa'nın en ucuz şehri unvanını taşıyan Sofya'nın, lüks yemekte de kişi başı ortalama 20,4 euro ile Avrupa'nın en ucuz kenti olduğunu söyledi. 

Sofya'dan sonra Avrupa'nın diğer en ucuz iki şehrinin İstanbul ve Prag şeklinde sıralandığını aktaran Karataş, "Bu ülkelerin avro para birimine dahil olmamaları ve kendi para birimlerinin avro karşısında ucuz olmasının, tabloda hem üst gelir hem de alt gelir grubu için 'en ucuz' kent olmalarında büyük önem taşıdığını düşünüyoruz" değerlendirmesini yaptı. 

İstanbul'un hem alt gelir hem de üst gelir grubunda Avrupa'nın yeme-içme sektöründe en ucuz kentlerinden biri olduğuna işaret eden Karataş, yurt dışından gelen bir turistin aradığı "fine dining" deneyimine İstanbul'da Avrupa ortalamasının yarısını ödeyerek sahip olduğunu anlattı. 

Alt gelir grubuna ait turistler için bile İstanbul'un hala Avrupa'nın en ucuz kentlerinden biri olduğunu belirten Karataş, şunları kaydetti: 

"Bu ucuzluğun göreceli olduğunu belirtmek isteriz. Avrupa'da yaşayan nüfus için İstanbul, tıpkı Sofya ve Prag gibi ucuz bir kent olsa da bu şehirlerde yaşayanların gelir düzeyinin Avrupa ortalamasının çok altında olduğunu düşünürsek yeme-içme sektöründeki bu ucuzluk bu şehirlerde yaşayanlar tarafından hissedilemeyecektir. 2008 ile 2014 İstanbul'u arasında yeme-içme sektöründe çok şeyler değiştiği de bir gerçek.  

Günümüzde İstanbul, gurmelerin ve 'fine dining' restoranlarının birleştiği, dünya mutfaklarından örneklerin hızlıca arttığı bir 'Gastro-Şehir' haline geliyor. Gıda sektöründeki fiyat artışları restoranların ham madde alış fiyatlarını ve yemeği masaya koyma maliyetlerini ciddi oranda etkiliyor. Ağustos ayında gıda sektöründeki fiyat artışı, son 4-5 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Gıda sektöründeki bu fiyat artışının uzun bir süre daha devam edeceğini düşünüyoruz. Bu da restoranlardaki menü fiyatlarını yakın bir gelecekte ciddi oranda etkilemeye başlayacaktır. Beş sene sonra İstanbul'un hala 'fine dining' deneyimi için Avrupa'nın en ucuz şehirlerden biri olduğunu belki söyleyebiliriz."  

  
"Satın alma gücündeki artış, Türkiye'de lüks restoran işinin ciddi potansiyel taşıdığını gösteriyor" 

  

Karataş, iş yemekleri açısından İstanbul'un gittikçe artan lüks mekan talebine yanıt verecek niteliğe ulaştığına inandıklarını dile getirdi. 

Her yıl yapılan "dünyanın en iyi 50 restoranı" sıralamalarında hiç bir Türk restoranı yer alamasa da kalite, hizmet ve fiyat dengesinin çok iyi oturduğu 'fine dining' gastromekanların İstanbul'da gittikçe arttığını aktaran Karataş, son dönemde yapılan restoran alımlarıyla ilgili ise şunları söyledi: 

"Satın alma gücündeki artış, kentleşme ve ekonomik büyüme hedefleri Türkiye'de lüks restoran işinin ciddi potansiyel taşıdığını gösteriyor. Avrupa'da yıllardır bitmeyen ekonomik kriz ise lüks restoran zincirlerini almak ya da ortak olmak için tam zamanı olduğunu gösterdi. Dünyada 'fine dining'in en iyi temsilcilerinden İngiliz Roka ve Zuma restoranlarının yüzde 50'sini satın alan Ferit Şahenk bu bağlamda tam olarak bunu yapmış görünüyor.  

Keza gıda sektörünün Türkiye'de sürekli büyümesindeki en önemli etken nüfus artışı olurken, hayat koşullarındaki olumlu değişim de bu büyümeye yardımcı oldu. Türkiye'de son 10 yıldır şehirleşmenin artmasıyla beraber ofislerde çalışanların sayısının yükselmesi, ailelerde artık iki kişinin de çalışması ve bunun sonucunda evde geçirilen zamanın genç nesilde gittikçe azalması insanların yeme içme alışkanlıklarını da çok değiştirdi. Bu değişim Türkiye'de son 10 yılda dışarıda yemek yiyen insanların sayısını ve dolayısı ile kafe ve restoranların sayısını ciddi oranda artırdı. Bu açıdan baktığımızda Gastroclub olarak bu sektöre yapılan yatırımların doğru olduğunu düşünüyoruz." 

 Araştırmadan bulgular 

Araştırmaya göre, üst gelir grubunun gittiği restoranlarda bir akşam yemeği için kişi başı harcama 30 Avrupa ülkesindeki ortalaması 44,93 avro olarak belirlenirken, alt gelir grubu harcamalarında bu rakam 9,50 avro oldu. 

Araştırmada, özellikle üst segmentte İskandinav ülkeleri ve İsviçre'nin Avrupa standartlarını bir hayli yükselttiği belirtildi.   

Üst gelir grubunda Danimarka'nın başkenti Kopenhag, Avrupa ortalamasının yüzde 94 üzerinde yer aldı ve Avrupa'nın en pahalı ülkesi unvanını başka alanlarda kazandığı gibi yeme-içme sektöründe de sürdürdü.  

Üst gelir grubunda en uygun fiyatlı akşam yemeğinin ise Sofya, İstanbul ve Prag'da yendiği görüldü. Bu üç şehirde üst gelir grubuna ait restoran harcamalarının Avrupa ortalamasının yarısından bile daha az olduğu tespit edildi.  

Alt gelir grubunun restoran harcamalarında Geneva, Dublin, Luxemburg, Milano ve Amsterdam'ın Avrupa'nın en pahalı şehirleri olduğunu gösteren araştırmada, yine bu grup için yeme-içme sektöründe Avrupa'nın en ucuz şehirlerinin Prag, Sofya ve İstanbul olduğu kaydedildi.  

Bu konularda ilginizi çekebilir