13 °C

"Hayat kısa, kuşlar uçuyor"

Bir zamanlar çok sevdiğim Kuşadası'ndan yıllar sonra olumlu izlenimlerle ayrılıyorum. Aklıma Cemal Süreya'nın sözleri geliyor: Hayat kısa, kuşlar uçuyor… Ne de olsa yine onun dizeleriyle "Uçmak için kuş olmak gerekmiyor,/Küçük sevinçler olsun yeter."

Hayat kısa, kuşlar uçuyor

Kuşadası Belediyesi tarafından "Bolluğa, Sağlığa, Barışa!" temasıyla düzenlenen Kuşadası Zeytin Festivali, geleneksel zeytin hasadını canlandıran geniş katılımlı bir kortej yürüyüşüyle başladı. Gerek yürüyüşte, gerek kurulan yerel pazarda gözlemlediğim, Kuşadası ve çevre köylerinin ilk kez gerçekleştirilen bu festivale ilgi gösterdikleri yönündeydi.

Kervansaray'ın tarihi atmosferinde gerçekleşen Kuşadası Zeytin Festivali'nin ilk etkinliği şefler Hazer Amani ve Somer Sivrioğlu'nun "Zeytine Güzelleme" başlıklı söyleşileri oldu. Dilara Koçak zeytinyağının faydalarını ve sağlıklı beslenme sırlarını izleyenlerle paylaştı. Yunanistan'dan konuk olarak katılan şef Tolis Anastasios ve Kuşadalı şef Ozan Güngör pişirdikleri geleneksel yemekler ile iki ülke arasında "Zeytin Dalı" uzattı. Zeyinyağı tadımcısı Elvan Uysal Bottoni ve şef Aylin Yazıcıoğlu ülkemizde ve dünyada zeytinin ve zeytinyağının önemini anlatırken Maria Ekmekçioğlu, Kuşadalı şef Abdullah Şeker Komşuda Pişer Bize De Düşer dedikleri gastroshow'larıyla iki yaka mutfağını buluşturdu. Şef Hümeyra Aydoğdu'nun Yerelin Sevdalısıyız başlıklı gastroshow'u da festival etkinlikleri arasındaydı. Yine etkinliğin ilk gününde Eski Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Suat Çağlayan ve Nedim Atilla'nın konuşmacı olarak yer aldığı "Antik Çağda Zeytin" söyleşisi ve "Zeytinyağlı Sabun Yapımı Atölyesi" de gerçekleştirildi…

Karanlıkta mücevher gibi parlayan Kuşadası!

Festival, uzun yıllardır gitmediğim Kuşadası'nın beton ormanlarıyla beni bir kez daha karşı karşıya bıraktı… Bu nedenle burada kullandığımız giriş fotoğrafını gece çektim… Kuşadası'nın karanlığa sığınmış, mücevher gibi parlayan silueti, tıpkı eski yıllarda olduğu gibi yine çok güzeldi…

Kuşadası'nın, Yılancı Burnu denilen yerde, Efes'e bağlı Neopolis ismi ile İonlar tarafından kurulduğu düşünülüyor. Pygela antik kenti de burada. Kuşadası'nın adını verdiği körfez ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak biliniyor. Çeşitli medeniyetlerin egemenliği altına giren Kuşadası, 1413 yılında Osmanlı topraklarına katılıyor. İlçenin merkezinde karaya bir mendirek ile bağlı olan Güvercinada'nın üzerinde bir "korsan kalesi" bulunuyor…

Kuşadası'nda Kadınlar, Yılancı Burnu, Sevgi plajları denize girilen yerler arasında… Mavi Bayrak'lı 22 plajı var… Güzelçamlı Milli Parkı, Dilek Yarımadası Milli Parkı da mutlaka gidilmesi gereken yerlerden… Kaleiçi Camii, Festivalin yapıldığı Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı hemen şehrin merkezinde… Efes ve Meryem Ana Evi, Şirince yalnızca 20 dakika uzaklıkta… Doğanbey köyü de görülmeli…

Adını kuşlardan alıyor

Kuşadası, adını kuşlardan alıyor. Biraz önce sözünü ettiğim adanın adı bile Güvercinada… Ancak, son 30-40 yılda meydana gelen yapılaşmalar, ağaç kesimleri, derelerin kurutulması kuş sayılarının azalmasına, hatta neredeyse yok olmasına yol açıyor… Yine de kalan ağaçlarda, küçük sulak alanlarda yaşamaya çalışan kuşlar var… Onların yaşam alanlarını artırmak, doğal değerleri korumak için çalışmalar sürdürülüyor…

"Kuşadası'na kuşlar dönüyor"

Festivalde ilçenin yeni sloganının "Kuşadası'na kuşlar dönüyor" olduğunu öğreniyorum… Dönen kuşların yuva yapacak ağaçlar bulabileceği, yaşam alanı olmamasına rağmen göç sırasında Kuşadası'na uğrayan türlerin barınacağı yeşili, ağacı, sulak yerleri olan bir Kuşadası hayal ediyorum.

Kuşadası'nın flora açısından zenginliğini ortaya koymak amacıyla 2010 yılından bu yana yürütülen envanter çalışması sonucunda hazırlanan "Kuşadası'nın Önemli Bitkileri" adlı kaynak kitabın basımının Kuşadası Belediyesi tarafından yapıldığı, ilçe sınırları içerisinde bulunan 16 anıt ağacı restore etmek üzere çalışmalara başlandığı da iyi haberler arasında… Adaya dönen kuşlar arasında uzun eğri boyunlu kuğu ve nesli dünyada tehlike altında olan tepeli pelikan da bulunuyormuş…

Dalgaların sesiyle…

Festival programına biraz ara veriyor, denizin kıyısına yürüyüp dalgaların sesini dinleyerek bir kahvede dinleniyorum. Hemen önümdeki kumsalda kefal için oltasını atan yaşlı balıkçı… Martılar, güvercinler, kumrular…

Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı da bana katılıyor, laf lafı açıyor.

Başkan, "ölmez ağaç denilen zeytine saygı duruşu niteliğinde hayata geçirdiğimiz Kuşadası Zeytin Festivali'yle Kuşadası'nın tarih boyunca farklı kültürlerle zenginleşmiş mutfak kültürünü de öne çıkararak ilçemizin kültürel, gastronomik ve coğrafi değerlerine sahip çıkan bir turizm destinasyonu olarak markalaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz" diyor.

Zeytinin bereketi kutlandı

Festival ile hem beldenin turizm alanında rekabet gücünü artırmayı hem de Kuşadası'nın zeytin ürünlerini herkese tanıtmayı amaçladıklarını dikkat çeken Kayalı, "göreceksiniz, Zeytin Festivali sayesinde deniz-kum-güneşle bütünleşmiş Kuşadası turizmine gastronomiyi de ekleyerek, beldemizin tüm zenginliklerini ziyaretçilerimizle paylaşıp Kuşadası turizminin gelişmesine ve çeşitlenmesine hizmet edeceğiz. Kuşadası'nın hayat kaynağı zeytinin bereketini kutluyoruz" diye devam ediyor…

İmar rüyasının ilçeyi betonlaştırdığını vurgulayan Başkan, yörenin 8.500-9.000 yıllık geçmişi olduğuna dikkat çekerek böylesi eski uygarlıkların yaşadığı topraklarda zeytinciliğin binlerce yıldır sürdüğünü, Memecik gibi yöreye özel ağaçların yetiştiğini, hurma zeytinin herhangi bir fermantasyona tâbi tutulmadan dalından koparıp yenilebildiğini anlatıyor. Antioksidan ve fenol bileşenler açısından en yüksek olduğu dönemde Memecik'ten elde edilen soğuk sıkım zeytinyağının faydalarına değiniyor…

Başkan, çarpık yapılaşmanın önüne geçmek için imar tadilatlarını en aza indirdiklerini söyleyerek şöyle devam ediyor:

"İmar tadilatı en aza indirildi"

"Göreve başladığım 30 Mart 2014 tarihinden itibaren geçen 4 buçuk yıllık süre içerisinde kişiye özel noktasal plan tadilatlarına son verilerek kamusal zorunluluklar dışında imar planlarında değişiklik yapılma yoluna gidilmedi. 4 buçuk yıllık süre içerisinde kabul edilerek Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından da onaylanıp kesinleşen plan değişikliği sayısının sadece 55 olması, Kuşadası Belediyesi'nin çarpık yapılaşmaya karşı yürüttüğü mücadeledeki kararlılığını ortaya koyuyor.

Son 4 yıllık dönemde Kuşadası'na 25 yeni park alanı kazandırdık, 38 parkı ise bütünüyle yeniledik. Kuşlar geri dönmeye başladı, kuşlar geriye dönüyorsa burada bir şeyler düzelmiş demektir." Güvercinada'nın uzun bir aranın ardından ziyarete açıldığını, Kadıkalesi/Anaia kazılarına destek verdiklerini anlatan Başkan, Tarihi Kuşadası Limanı ve Kültürel Rotalar Projesi kapsamında restore edilen iki tarihi Kuşadası evinin Ege Mutfağı Evi ve Türk Kahvesi Evi adıyla turizme kazandırıldığını, Kuşadası'nın belediye tiyatrosu ve oda orkestrası olduğunu, İbramaki Sanat Galerisi'nde her hafta bir sergi açıldığını, yılda 6 festival düzenlediklerini söylüyor…

Antik notalarla konser

Oda orkestrası, festival kapsamında ilginç bir konsere imza attı: Antik Tralles kentinde bulunan ve Seikilos tarafından bir mezar taşının üzerine yazılmış, notalarıyla birlikte günümüze ulaşmayı başaran dünyanın bilinen en eski müzik örneklerinden 2000 yıllık "Seikilos Epitaph", Aydınlı besteci ve piyanist Evrim Demirel tarafından yapılan yorum ile Şef Hakkı Öztürk yönetimindeki Kuşadası Belediyesi Oda Orkestrası tarafından çalındı.

Kuşadası Zeytin Festivali'nin ikinci gününde "Zeytinin İzinde Tuğrul Şavkay'ın Anısına", "Ege Zeytini Nasıl Dünya Markası Olur?" başlıklı söyleşiler de gerçekleştirildi. "Öğrenciler ile Yaratıcı Zeytin ve Zeytinyağlı Yemekler Yarışması" da festivalin etkinleri arasındaydı.

Bir zamanlar çok sevdiğim Kuşadası'ndan yıllar sonra olumlu izlenimlerle ayrılıyorum. Aklıma şair Cemal Süreya'nın sözleri geliyor: Hayat kısa, kuşlar uçuyor… Ne de olsa yine onun dizeleriyle "Uçmak için kuş olmak gerekmiyor, / Küçük sevinçler olsun yeter."

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.