18 °C

Sığacık'ta bir sonbahar…

Sığacık'ta yazın huzurlu, serinlik veren rüzgârları, sonbaharla birlikte hırçınlaşmış… Kale duvarlarına çarpıp geri döndükçe yürümeyi zorlaştırıyorlar… Tabii ki hava tertemiz, burnumda iyot kokuları, kulaklarımda balıkçı motorlarının patpatları…

Sığacık'ta bir sonbahar…

Yıllar sonra yeniden Teos… İzmir'in Seferihisar ilçesine 5 kilometre uzaklıktaki Sığacık köyünün antik dünyadaki adı Teos. Belediye yasasındaki düzenlemelerden sonra mahalle oldu… Betonlaşma gibi kimi gözle görülen kimi olumsuz değişimlere rağmen hâlâ saklı bir cennet…

Bugünkü Sığacık, Teos'un ikinci limanı olarak da biliniyor. Antik çağın ünlü coğrafyacısı Strabon'un kitabında Gerrhaiiidigerektikos diye geçiyor. İsmi, denizcilere sığınaktan geliyor... Adına ilişkin efsaneler var: Ege Denizi'nde fırtınaya yakalanan denizciler, zifiri karanlıkta çaresiz savrulurken, top şeklinde bir ışık görürler ve bu ışığı takip ederek Sığacık limanına ulaşıp kurtulurlarmış... Sığacık'a isminin, Evliya Çelebi'nin Seyahatnâmesi'nde anlatıldığı gibi sığ suları nedeniyle verildiğini düşünenler de bulunuyor…

Teos'un biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki limanı bulunuyor (Kuzey ve Güney limanları). Osmanlılar, 1522 yılında deniz üssü olarak kullanılan bir kale inşa etmişler. Kimi duvarları hâlâ duruyor. Kale surlarında Teos antik kentinden getirilen taşlar da kullanılmış.

Sığınacak bir yer

Yazın huzurlu, serinlik veren rüzgârları, sonbaharla birlikte hırçınlaşmış… Kale duvarlarına çarpıp geri döndükçe yürümeyi zorlaştırıyorlar… Tabii ki hava tertemiz, burnumda buram buram iyot kokusu, kulaklarımda balıkçı motorlarının patpatları… Yazlık turistlerin terk ettiği, sonbaharı yaşayan bu ıssız köy, müthiş bir yalnızlığı da hatırlatıyor. Gerçi "yalnızlık paylaşılmaz", ama sığınmak için belki bu bile yeterli bir neden… Ama ben, Teos'a sığınmak için gitmedim.

40 yıldır orayla bağını sürdüren "öncelikle genç mimar ve mühendislere, sonra da doğanın alabildiğine cömert davrandığı coğrafyamızda çevreye duyarlı inşaatlar nasıl yapılabilir sorularına yanıt arayanlara" yönelik kitapları olan mimar Selçuk Alten'le buluşacağız. Önce antik kentten söz etmek istiyorum:

Antik kent

Teos harabeleri, Sığacık köyünün bir kilometre güneyinde... Teos, 12 Ion kentinden biri. Merkezindeki Dionysos Tapınağı, M.Ö. 2. yüzyıl başlarında Prieneli Hermogenes tarafından inşa edilmiş. Anadolu'da Dionysos adına yapılan tapınakların en büyüğü. Roma İmparatorluğu döneminde sıkça onarılmış, ama yine de depremlerden çok zarar görmüş.

Sanata büyük değer verilen bir yer… Ionialı Aktörler Birliği, M. Ö. 3. yüzyılın sonuna doğru Teos'ta kurulmuş; oyuncular Teos'u merkez kullanarak çeşitli yerlerde temsiller vermişler. Yörede, Hellenistik ve Roma dönemlerinden kalan eserler de bulunuyor. Agora, tiyatro, odeon ve liman kalıntıları bu zamanlardan...

Teos Lodge Pansiyon'da buluşuyoruz Selçuk Bey'le… Buluşma nedenimiz Sığacık değil, ama Boyut Yayınları'ndan çıkan "Akdeniz Kıtasında Bir Liman Gerraiidai Alias Diğer Adıyla Sığacık" isimli bir kitabı olduğunu öğrenince, benim de çok sevdiğim bu köy, bir süre için de olsa sohbetimize konu oluyor…

İstanbul'a dönüş yolculuğumda elimden düşmüyor kitap. Biraz tarih, biraz çocukluk anıları, biraz dedikodu, biraz insan, biraz yok olan mimari ve Selçuk Bey'in çizimleriyle haritalar, balıklar, kayıklar, krokiler… Türkçe ve İngilizce keyifli bir gezi rehberi de niteliği taşıyan, çevreye duyarlı bir dille yazılmış bir kitap…

Bu nasıl kitapsever?!

Teos deyince aklıma Apellikon geliyor... M.Ö. I. yüzyılda yaşamış varlıklı bir kitap koleksiyoncusu… Selçuk Alten'in kitabında da söz ediliyor, hem de benim bilmediğim bir yönüyle:

"Teos'u gezen herkes doğal olarak Antik Çağ'ın o dönemini düşleyecek, insanlarını, olayları gözünde canlandıracaktır. Yapılacak bir şey daha var, özgürlüğü koklamak.

Taraflı tarafsız hemen herkes bilimin doğuşuna yataklık etmiş bu topraklardaki özgürlük ortamının varlığında birleşiyorlar. Bugün Teos'tan toprak üstünde kalanlar fikirlerin özgürce tartışıldığı, kimsenin fikirlerinden dolayı öldürülmediği bir dönemi ve bu dönemin insanlarını temsil ettikleri için de önemlidirler… (…)

Teoslu kitapsever Apellikon'un, tahrip olmaktan kurtarmak için satın aldığı Aristoteles ve Theophrastos'un kitaplarını onarırken, işgüzarlık yapıp kitapların tahrip olmuş eksik yerlerini ‘olsa olsa' diyerek kendi kafasına göre tamamlaması sonucu, takip eden birkaç yüz senede bilimadamlarının kafalarını karıştırarak yaptığı ‘katkının' dışında (…)" diye anlatıyor bu kitapseverin tarihe verdiği zararı…

Kazılar sürdürülüyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi adına 2010 yılından itibaren sürdürülen Teos kazı, belgeleme, koruma ve onarım çalışmaları bu yıl da Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında sürdürülmüş. Dionysos kutsal alanı, tiyatro ve bouleuterion'da (meclis binası) devam eden çalışmalara çeşitli üniversitelerden arkeolog, mimar, şehir plancısı ve öğrencilerden oluşan 25 kişilik bir ekip imza atmış…

Sığacık'a giderken mandalina bahçelerinin arasından geçiyor yol. Bölge, mandalina tarımının önemli noktalarından biri… Lezzeti de epey farklı… Sürekli yemek isteği uyandırıyor…

Yerel ürünlerin satıldığı pazar, Pazar günleri kuruluyor… Köyün camisini de mutlaka görmek gerek…

Selçuk Bey, Sığacık'ta keyifle yenecek balıkları kitabında şöyle sayıyor:

"Barbun, tekir, karagöz, sinarit, fangri, mercan…"

Biz, tekir yiyoruz… Birkaç saat önce yakalanmış denli taze ve leziz…

Final, İzmir'de

Sığacık dönüşü tabii ki İzmir'e de birkaç saat ayırıp klasik yemek programlarımdan birini uyguladım: Önce Bizim Lokanta'da az az günün yemeklerini tattım, arkasından Hisarönü Şambalicisi'nde tatlımı yedim… Okkalı bir Türk kahvesinin ardından İstanbul'a uçarken Ege rüzgârını hâlâ yüreğimde taşıyordum…

         

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap