Büyüme rakamlarını değerlendiren iş dünyasından sanayi ve ihracat uyarısı
Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydederken, iş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını pozitif karşıladı. Küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve iç dinamiklere rağmen büyümedeki ivmeye dikkat çeken iş dünyası, sanayi ve ihracattaki zayıf seyrin de dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. İş dünyası, sürdürülebilir büyüme için üretim, yatırım ve ihracat odaklı politikaların güçlendirilmesi gerektiği görüşünde birleşti.
Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydederken, iş dünyası temsilcileri büyümede son tabloyu değerlendirdi.
İş dünyası zorlu koşullara rağmen üretmeye devam etti
DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve artan enerji maliyetlerinin Türkiye ekonomisini de etkilediğini belirtti. Sanayi sektöründeki maliyet artışlarının ilk çeyrekte yüzde 0,8’lik daralmaya yol açtığını, ihracatın ise savaşlar ve küresel ticaretteki belirsizliklerin etkisiyle yüzde 12,7 gerilediğini ifade etti.
Bu koşullara rağmen ekonominin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesini önemli bulduklarını vurgulayan Olpak, enflasyonla mücadele programının üretim ve ihracatı destekleyen adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Olpak ayrıca, iş dünyasının zorlu şartlara rağmen üretim ve ticaret faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydetti.
"Türk ekonomisinin dayanıklılığı tescillendi"
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de küresel belirsizliklere, jeopolitik gerilimlere ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen Türkiye ekonomisinin büyümesini sürdürmesini önemli bir başarı olarak değerlendirdi.
Avdagiç, "2026 yılının birinci çeyrek büyüme verisi, küresel belirsizlik ortamında Türk ekonomisinin dayanıklılığını ve potansiyelini bir kez daha tescilledi. Bu süreçte özellikle doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını desteklemek ve ihracat kadar ithalatta da hedef odaklı yürümek önem taşıyor." dedi.
Sürdürülebilir büyüme için sanayi ve ihracat odaklı ekonomik yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Avdagiç, doğrudan yatırımların artırılması, yeni ihracat pazarlarının geliştirilmesi ve üretimi destekleyen finansman imkanlarının önemine dikkat çekti. Enflasyonla mücadeleden taviz vermeden finansman ve kur politikalarında yapılacak düzenlemelerle ihracattaki sıkıntıların aşılabileceğini söyledi.
"Uzun soluklu büyüme ivmesi kıymetli bir gelişme"
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyümesini, zorlu küresel koşullara rağmen önemli bir performans olarak değerlendirdi.
Büyümede yatırımların katkısına dikkat çeken Özdemir, "Türkiye ekonomisi, son dönemde ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok şoka karşın 23 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürmektedir. Potansiyelimizin altında bir performans sergilediğimiz yadsınamaz bir gerçek olmakla birlikte, zorlu koşullarda elde edilen bu uzun soluklu büyüme ivmesinin kıymetli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz" dedi.
Büyümede yatırımların katkısına dikkat çeken Özdemir, yatırım harcamalarının art arda altı çeyrektir yükselmesinin reel sektörün dayanıklılığını gösterdiğini söyledi. Sanayi sektörünün finansman koşulları ve dış şoklardan en fazla etkilenen alan olduğunu vurgulayan Özdemir, güçlü bir sanayi yapısının hem büyüme hem de enflasyon ve cari açıkla mücadele açısından kritik önemde olduğunu kaydetti.
"Sanayi sektöründeki küçülme ciddi bir uyarıya işaret"
Anadolu Aslanları İş İnsanları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın da tablonun, ekonomideki sıkı maliye politikaları ve jeopolitik baskıların reel sektöre yansımasının açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
Aydın, küresel ekonominin 2026'da yavaş seyretmesinin ve ABD ile AB'de büyüme tahminlerinin aşağı revize edilmesinin dış talebi olumsuz etkilediğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Veriler, büyümenin tek başına hane halkı tüketimine dayandığını göstermektedir. Ancak bu tablo, sürdürülebilir bir kalkınma modelimizden uzak bir göstergedir. Sanayi sektörünün yıllık bazda yüzde 0,8 küçülmesi, ciddi bir uyarıya işaret etmektedir. Bu durum, üretime daha çok ağırlık vermemiz gerektiğini ortaya koyarken ithalata dayalı bir tüketimle büyüdüğümüzü ortaya koymaktadır."
"Yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır"
Orhan Aydın, gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki yüzde 3'lük artışın KOBİ'lerin kapasite genişletmesi ve yeşil dönüşüm için yeterli olmadığını belirterek, sadece iç talebe dayalı bir büyüme stratejisinin Türkiye'yi cari açık ve enflasyon ikileminde daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.
Jeopolitik konumun avantajını, teknoloji ve AR-GE yoğun üretimle taçlandırmaları gerektiğini vurgulayan Aydın, "Sanayideki daralmayı tersine çevirmek için enerji maliyetlerinde rekabetçi fiyatlandırma ve yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır. KOBİ'lerin, özellikle ihracat ve dönüşüm projeleri için ivedilikle desteklenmesi gerekmektedir." dedi.
"Tarım sektöründeki büyümeyi son derece olumlu karşılıyoruz"
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da imalat sanayisinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yatırım ve üretim kararlarında zorlanırken, iç talebin canlılığını koruduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretim kapasitesini koruyacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar ihmal edilmemeli. Özellikle üretim yapan işletmelerin uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturması açısından hayati önemdedir." ifadelerini kullandı.
Kopuz, tarım sektöründe ilk çeyrekte yaşanan yüzde 4,6'lık büyümeyi son derece olumlu karşıladıklarını ifade ederek, "Gübrede oluşabilecek maliyet baskılarına karşı alınan önlemler, bunun devamlılığı açısından son derece önemli." diye konuştu.
"Üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymalıyız"
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten de ilk çeyrek büyüme verilerine sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını söyledi.
İçten, "Artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayisinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Bizim de bir an önce üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymamız lazım." dedi.
Son dakika... Türkiye'nin ilk çeyrek büyüme verileri açıklandıEkonomi