Katılımdan ilk yarıda 120 milyar TL’lik sukuk
Katılım bankaları yılın ilk yarısında 119,5 milyar liralık sukuk ihraç etti. İstatistiklerin tutulmaya başlandığı 2013’ten bu yana en fazla sukuk ihracı 197,8 milyar lira ile Ziraat Katılım Bankası tarafından yapılırken, bunu 167,3 milyar lira ile Albaraka Türk, 152 milyar lira ile Türkiye Emlak Katılım Bankası takip etti.
Katılım bankaları 2026’nın ilk yarısında 119,5 milyar liralık sukuk ihracı gerçekleştirirken, 2013’ten bu yılın ilk 6 ayına kadar yapılan ihraç tutarı toplamda 861,5 milyar liraya ulaştı. Sukuk, küresel İslami finans sektörünün en önemli sermaye piyasası ürünlerinden biri olarak öne çıkarken, hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar için cazip bir yatırım aracı haline geldi. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) verilerinden derlenen bilgilere göre, 2013’ten bu yana en fazla sukuk ihracı 197,8 milyar lira ile Ziraat Katılım Bankası tarafından yapıldı. Albaraka Türk 167,3 milyar lira, Türkiye Emlak Katılım Bankası 152 milyar lira, Vakıf Katılım Bankası 144,7 milyar lira, Kuveyt Türk 98,4 milyar lira, Türkiye Finans 84,8 milyar lira, Dünya Katılım Bankası yaklaşık 11 milyar lira ve Hayat Finans yaklaşık 5 milyar liralık sukuk ihracı gerçekleştirdi.
Söz konusu dönemde gerçekleştirilen ihraçların ortalama vadesi 139,97 gün oldu. Piyasada şu an 68,3 milyar lira tutarında canlı ihraç bulunuyor. Sukuk yapısına göre ihraç hacimlerine bakıldığında, 776,3 milyar lirası yönetim sözleşmesine, 78,1 milyar lirası hibrit yapıya, 5,9 milyar lirası alım satıma ve 1,2 milyar lirası sahipliğe dayalı şekilde ihraç edildi. Söz konusu ihraç tutarının yüzde 87,97’si nitelikli yatırımcıya satış şeklinde gerçekleştirilirken, yüzde 7,52’si halka arz yoluyla, yüzde 4,52’si ise tahsisli satış yoluyla yapıldı.
TKBB Genel Sekreteri İsmail Vural, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, yılın ilk 6 ayında katılım bankaları tarafından gerçekleştirilen 119,5 milyar lira tutarındaki sukuk ihracının sektörün sahip olduğu yüksek finansal esnekliği, sağlam bilanço yapısını ve sürdürülebilir büyüme kararlılığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Vural, bu güçlü performansın arkasındaki ana dinamiğin katılım bankalarının dinamik kaynak yönetimi kapasitesi ile yatırımcıların katılım finans ilkelerine uygun, güvenilir ve düzenli getirili sermaye piyasası araçlarına gösterdiği kesintisiz ilgi olduğunu bildirdi.
Yıl sonunda 250 milyara çıkacak
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın nitelikli kira sertifikası ihraçlarının piyasada güçlü referans oluşturduğunu kaydeden Vural, şöyle devam etti: “Katılım bankalarımızın aktif ihraçları da özel sektör sukuk piyasasının derinleşmesine son derece kıymetli katkılar sağlamakta. Ayrıca piyasamızda TLREFK gibi değişken getirili fiyatlama mekanizmalarının etkin şekilde kullanılması ve vadelerin başarıyla çeşitlendirilmesi, ürün yelpazemizin ne kadar olgunlaştığını göstermekte. Bugün sukuk, yalnızca nitelikli bir fonlama enstrümanı değil, aynı zamanda tasarrufları doğrudan reel sektöre yönlendiren ve sermaye piyasalarımızı güçlendiren stratejik bir finansman köprüsü.” Vural, “Katılım bankalarımızın toplam sukuk ihraç hacminin yıl sonunda yaklaşık 250 milyar lira seviyesine ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.
Tek parametreye bağlı kalınmıyor
Vural, gerek küresel piyasalardaki konjonktürel dalgalanmaların gerekse bölgesel gelişmelerin tüm finansal enstrümanların fiyatlama dinamiklerini etkileyebildiğine işaret ederek, “Körfez bölgesi başta olmak üzere küresel İslami bankalar, yatırım fonları ve kurumsal yatırımcıların katılım bankalarımızın ihraçlarına gösterdiği köklü talep, sukuk piyasamızın direncini ve çekim gücünü sürekli kılmakta” diye konuştu. Finansman tercihlerinin nasıl şekillendiğine değinen Vural, “Finansman tercihlerini şekillendirirken tek bir parametreye bağlı kalmak yerine vadenin yapısı, yatırımcı tabanının genişletilmesi, bilanço dengesi ve uzun vadeli stratejik hedefler bütünsel bir yaklaşımla ele alınmakta. Bu doğrultudaki temel vizyonumuz, kısa vadeli piyasa hareketlerinden bağımsız olarak, uluslararası yatırımcıların sektörümüze olan güvenini pekiştirmek, ürün çeşitliliğimizi artırmak ve uluslararası sermaye piyasalarındaki rekabet gücümüzü sürdürülebilir kılmak” dedi.