Küresel tahvil satışında rota gelişen ülkelere döndü: Türkiye faiz indirimiyle öne çıktı
ABD ve Avrupa tahvillerindeki satış küresel fonları gelişen piyasalara yöneltiyor. JPMorgan ve BlackRock yöneticileri yüksek reel getiriyi öne çıkarırken, Türkiye’de faiz indirim süreci yerel tahvillere yönelik ilgiyi güçlendiren başlıklardan biri oldu.
Küresel tahvil piyasalarında enerji kaynaklı enflasyon, yüksek kamu borcu ve faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi gelişmiş ülke tahvillerini baskı altında tutarken, yatırımcıların rotası gelişen piyasalara dönmeye başladı.
JPMorgan Asset Management ve BlackRock tarafından yönetilen fonlar dahil büyük yatırımcıların gelişen ülke tahvillerinde daha cazip fırsatlar gördüğü belirtiliyor. Türkiye ise yüksek reel faiz, devam eden dezenflasyon süreci ve para politikasında başlayan gevşeme nedeniyle bu yeni yatırım temasının dikkat çeken ülkeleri arasında yer alıyor.
Türkiye faiz indiren ülkeler arasında öne çıktı

Gelişen ülkelerde enflasyonun gelişmiş ekonomilere kıyasla daha kontrollü seyretmesi, merkez bankalarına farklı bir politika alanı açıyor. Ağustos ayında Türkiye, Brezilya ve Macaristan faiz indirimine giderken birçok büyük gelişmiş ekonomide piyasanın gündemi tam tersine yeni faiz artırımları oldu.
Türkiye açısından bu ayrışma tahvil piyasasında özellikle önemli. Faiz indirim döngüsünün devam edeceği beklentisi, mevcut yüksek nominal getirilerle birlikte Türk lirası cinsi tahvillerin yabancı yatırımcı açısından potansiyelini artırıyor.
Ağustos ayında Türk yerel tahvillerinde de faiz indirim beklentileriyle güçlü bir hareket görüldü. Uluslararası yatırımcıların önümüzdeki dönemde TCMB’nin indirim hızını, enflasyondaki düşüşü ve Türk lirasındaki seyri birlikte değerlendirmesi bekleniyor.
Gelişen ülke tahvilleri yüzde 3’ün üzerinde kazandırdı

Gelişen ülke tahvillerindeki performans farkı rakamlara da yansıdı. Yerel para cinsinden gelişen ülke devlet tahvilleri yılbaşından bu yana yüzde 3’ün üzerinde getiri sağladı.
Aynı dönemde ABD Hazine tahvilleri ile Avrupa’daki benzer devlet tahvillerinin yaklaşık yüzde 0,6 kayıp vermesi, gelişmekte olan piyasaların göreceli cazibesini artırdı.
Bu tablo, yatırımcının yalnızca daha yüksek faiz aramadığını da gösteriyor. Yüksek reel getiri, görece kontrollü enflasyon ve bazı gelişen ekonomilerde daha güçlü mali dengeler, küresel tahvil satışından kaçan sermaye için alternatif oluşturuyor.
Türkiye gibi yüksek faizle uzun süre sıkı para politikası uygulayan ekonomiler ise faiz indirim dönemine girerken tahvil fiyatlarında ek kazanç potansiyeli taşıyor. Faizlerin gerilemesi mevcut sabit getirili tahvillerin piyasa değerini artırabildiği için yabancı yatırımcı açısından zamanlama önem kazanıyor.
JPMorgan gelişen piyasalarda daha fazla politika alanı görüyor

JPMorgan’ın hesaplamalarına göre gelişen ekonomilerde ortalama enflasyon yaklaşık yüzde 3,8 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, 2022’deki küresel enflasyon şoku sırasında görülen seviyelerin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor.
Banka, gelişen ülke merkez bankalarının yeni fiyat baskılarını karşılayabilmek için dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık 1 puan daha fazla politika alanına sahip olduğunu hesaplıyor.
JPMorgan Asset Management gelişen piyasa borçlanma araçları yatırım yöneticisi Pierre-Yves Bareau da son küresel tahvil satışının gelişen piyasaları gelir çeşitlendirmesi açısından daha cazip hale getirdiğini değerlendiriyor.
Gelişmiş ülkelerde ise tablo daha farklı. ABD, Avrupa ve Japonya’da enerji kaynaklı enflasyon yeniden yükselirken kamu borcu ve bütçe açıklarına ilişkin endişeler uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı çekiyor.
Türkiye için fırsat kadar iki kritik risk var

Türkiye’nin yeni gelişen piyasa tahvil temasından daha fazla pay alabilmesi açısından iki değişken öne çıkıyor. Bunların ilki enflasyondaki düşüşün faiz indirimleri sırasında korunması, ikincisi ise Türk lirasında sert bir değer kaybı yaşanmaması.
Yabancı yatırımcı açısından Türk tahvilinin yüksek getirisi tek başına yeterli değil. Kur hareketinin elde edilen faiz kazancını ortadan kaldırmaması gerekiyor. Bu nedenle dezenflasyon, rezerv görünümü ve TCMB’nin faiz indirim temposu sermaye akımlarının yönünü belirleyecek.
Enerji fiyatlarındaki son yükseliş de Türkiye açısından önemli bir risk oluşturuyor. Petrol ve doğal gaz maliyetlerinin kalıcı biçimde yüksek kalması, enflasyonun düşüş hızını azaltarak TCMB’nin faiz indirimleri için sahip olduğu alanı daraltabilir.
Buna rağmen küresel tahvil piyasasında gelişmiş ekonomilerden gelişen ülkelere doğru ortaya çıkan performans farkı, Türkiye’nin yüksek reel getiri sunan piyasalardan biri olarak yeniden uluslararası fonların radarında kalmasını sağlayabilir.