22 °C

'Göç yolunda' bir huzur rotası: Karacabey

Bu hafta, Bursa - İzmir yolunu kullananların içinden geçtikleri Karacabey’de durup dinlenmeye, soluk almaya, doğanın renklerinin tadını çıkarmaya ve tarihin izini sürmeye davet ediyoruz sizleri...

'Göç yolunda' bir huzur rotası: Karacabey

ESRA ÖZARFAT

Karacabey, adını endüstriyel gıda markaları ve tarım ürünleriyle duyurmuş olsa da, gezmeye fırsat bulanların gönlünü tarihi geçmişi ve doğal güzellikleriyle de fetheden bir ilçe. Bursa - İzmir yolunu kullananların içinden geçerken durup derin bir soluk alabilecekleri bir dinlenme noktası burası... Gelin bu “Hafta Sonu Molası”nda, Bursa’nın bu çok yönlü ilçesine uzanıp keyifl i bir doğa ve tarih yolculuğu yapalım hep birlikte...

Öncelikle şunu belirteyim: Karacabey’in çevresi sizi doğal zenginliğiyle kuşatırken, ilçe merkezi ise tarihe “dokunmanızı” sağlıyor. Zaten ilçenin adı da II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı’ya başarılı askeri hizmetler sunan, İstanbul’un fethedilmesinde büyük katkısı bulunan Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Bey’den geliyor. Dayı Karaca Bey’in ilçe merkezinde kendi yaptırdığı bir cami, bu caminin avlusunda ise kendisinin, eşi Bülbül Hatun ile kayınbiraderi Ahmet Bey’in mezarları bulunuyor... I. Murat zamanında Bursa’da inşa edilen eserler arasında olan ve ilçenin “Eski Karacabey” olarak adlandırılan bölümünde yer alan bir diğer hazine ise Ulu Cami. Karacabey’in en kadim tarihi eseriyse ilçe merkezindeki Kümbetli Cami. Yapının İ.Ö. 200 yıllarında önce Yahudilere havra, sonrasında da Hristiyanlara kilise olarak hizmet verdiği biliniyor. Bu köklü bina, bugün ilçenin Hamidiye Mahallesi’nde cami olarak ibadete açık.

Madem öyle başladık, tarihi duraklarından devam edelim Karacabey’in... İlçenin Gölkıyı ve Uluabat köyleri arasında yer alan Issız Han, Yıldırım Bayezid döneminden kalma. Han, 1396’da İstanbul-Susurluk Irmağı-Uluabat Gölü güzergâhı üstünde kuruluyor. O dönemde nehir taşımacılığının konaklama üslerinden biri olarak inşa edilmiş. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet- devret sistemiyle restore edilen Issız Han, bugün otel ve restoran olarak hizmet veriyor.

İlçe merkezinde keyifli zaman geçirilecek bir diğer alan ise Atatürk Kültür Parkı. 180 bin metrekarelik yeşil alana sahip bu alanda 35 bin metrekarelik bir gölet de bulunuyor.
Bursa’ya 62 kilometre mesafedeki Karacabey’e kent merkezinden toplu taşımayla ulaşmak mümkün. Kent merkezinde konaklayabileceğiniz gibi, Marmara Denizi kıyısında, Karacabey Longozu'nun yakınlarında kamp alanları ya da ilçe merkezinde oteller mevcut. Gerek Karacabey merkezde gerekse deniz kenarında bulunan Yeniköy tatil beldesindeki lokanta ve restoranlarda farklı lezzetler tadabilirsiniz. Size bir lezzet sırrı da vereyim: Karacabey’e gittiğinizde önce soğan halini bulun, orada Tavacı Recep’i sorun... Burada sizi kesme yoğurt, salça sosu, karamelize soğan ve lezzetini unutamayacağınız sac kavurma bekliyor... Bir notum daha var: Karacabey’e gelirken olmazsa olmazınız fotoğraf makinesi. Kimbilir belki de Karacabey Longozu’nda dünyanın en nadir kuş türlerinden biri sizin için kanat çırpar...

Suyun hayat verdiği bir orman: Karacabey Longozu

Kökleri suların derinliklerinde, başları gökyüzüne uzanmış asırlık ağaçların gölgesinde dinlenen yorgun göçmen kuşlar... Çok ender rastlandığının bilincindeymiş gibi salına salına dolaşan kızıl gerdanlı dalgıç kuşu... Akkuyruklu kartal, aksırtlı ağaçkakan, turna, kıyı çamur çulluğu... Türkiye’de nadir görülen ve kuş gözlemcileriyle fotoğrafçılarının hayallerini süsleyen daha pek çok tür... Burası, barındırdığı gölleri ile sadece kuşların değil, endemik kumul bitkileri, çiriş otları, su soğanları, zambak ve sümbül çeşitleri, söğüt, dişbudak, kızılağaç ve meşe gibi bitkilerin de yatağı... Su samuru, saz kedisi, yaban kedisi, porsuk, kaya sansarı, yediuyur, yaban domuzu, tilki, tavşan, semender türleri ve yılanımsı kertenkele gibi ilginç sürüngenlerin de yuvası Karacabey Longozu… Kısacası Türkiye’de İğneada, Karasu Acarlar ve Sarıkum Longozu ile birlikte ender rastlanan bir doğa mucizesi. Kendine has bitki örtüsü ve yine soyu tükenmekte olan canlıların hayat bulduğu özel bir ekosisteme sahip su basar ormanı... Burası Susurluk Irmağı’nın ve Nilüfer deresinin Marmara Denizi’ne döküldüğü delta bölgesi. Kocaçay Deltası olarak adlandırılan bu bölgede longozun yanı sıra Poyraz, Dalyan ve Arapçiftliği isimli üç adet lagün gölü de bulunuyor. Farklı habitat özelliklerini bir arada barındıran ve biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengin olan Kocaçay Deltası ve Karacabey Longozu özelikle kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılığı, doğa yürüyüşleri, doğa kampları gibi farklı eko-turizm aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği nadir alanlardan biri. Ziyaretçilerine âdeta görsel bir şölen sunan bölge, her mevsim farklı renk ve canlılığa ev sahipliği yapıyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında sular altında kalan bölge, ilkbahar ve yaz aylarında suların çekilmesi ve doğanın canlanmasıyla birlikte Amazon ormanlarını andıran bir görünüme sahip oluyor. Marmara denizi kıyısı Akdeniz makiliği, kumulları ise Afrika çöl iklimi... Karacabey Longozu’na Karacabey’den Bayramdere'ye doğru yol alıp Yeniköy’deki girişinden ulaşmak mümkün.

Yürek ısıtan bir mekân

Karacabey’de insanın yüreğine dokunan, kalbini ısıtan özel bir yer de var: Ovakorusu Ayı Barınağı... Barınak, 1994 yılında başlatılan “Libearty- Türk Ayı Projesi” kapsamında, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden toplanan dans ettirilen ayıların bakımı ve rehabilitasyonu için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 1996 yılında kuruldu. Barınak ve rehabilitasyon merkezinde barınan ayıların sayısı bu yıl 81’e yükseldi. Önce dans ettirilen ayılar için kurulan barınağa artık tabiatta annesiz kalan yavrular da getiriliyor. Öte yandan Ovakorusu’nda 2010’da kurulan Celal Acar Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’nde ticareti yasak olan hayvanların geçici süre ile tedavi ve rehabilitasyonu da yapılıyor. Karacabey’den Yeniköy istikâmetine gelenlerin uğramadan geçemediği barınak, Türkiye’de ilk.

Leyleklerin köyü: Eskikaraağaç

Karacabey Belediyesi her yıl temmuzda Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile koruma altına alınan Uluabat Gölü kıyısındaki Eskikaraağaç Mahallesi’nde Uluslararası Leylek Festivali'ni düzenliyor. Avrupa Leylek Köyleri Birliği'ne üye olan ve Türkiye’nin bu alanda uluslararası arenadaki tek temsilcisi durumundaki festivalde; Eskikaraağaç sakinleri hazırladıkları ev yapımı organik tarhana, fırın ekmeği, salça, turşu, reçel, meyve, gözleme, börek ve çibörek gibi eşsiz lezzetlerle misafirleri ağırlıyor.

Peynirin en tatlı hali

Birbirine sınır olan ve benzer geçim kaynaklarıyla uğraşan coğrafyalarda ortak lezzetlere rastlamak mümkün. Höşmerim de bunlardan biri, Balıkesir’de de tatmış olabilirsiniz... Peynirin en tatlı hali olarak adlandırılan höşmerim de eski adı Mihaliç olan ve peyniriyle tanınan Karacabey’de köylerde kadınların, kırlarda çobanların düğünlerde, bayramlarda, özel günlerde peyniri pişirip bal, pekmez veya şeker ile tatlandırıp misafirlerine ikram ettikleri, tadına doyum olmayan bir lezzet.

Beklemesi en zevkli durak: At sevgisi durağı

Bursa-İzmir karayolunu kullananlar muhakkak bilir: Göz alabildiğine uzanan yemyeşil bir alan... Özgürlüğü çağrıştıran, rüzgârda yelelerini savurarak koşan atlar... Annelerinin yanında acemice ayakta durmaya çabalayan taylar... Karantinaya alınmış, iyileşmeyi bekleyenler... Burası Türkiye Jokey Kulübü’nün (TJK) safk an İngiliz atlarının yetiştirildiği Karacabey Pansiyon Harası... 5 bin dekar arazi üzerine kurulu, çevresi 18 kilometre uzunluğunda olan bu haranın en güzel tarafı, yol üzerinde size el sallayan “At sevgisi durağı”... Belki de gönüllü olarak, heyecan ve merakla durulan dünyanın tek durağı. Burada soluklanıp haranın misafirleri olan atları yakından görmeniz mümkün. Kocaman gözlerinde kendinizi görebileceğiniz, sınırsız sevgisini size karşılıksız sunan rüzgârın çocuklarının sevgi durağı...

Sarayın atlarının yetiştiği yer…

Yolun diğer tarafında ise TİGEM Karacabey Tarım İşletmesi bulunuyor. Burada da safk an Arap atları yetiştiriliyor. Osmanlı’nın başkenti Bursa’da yaklaşık 700 yıl önce sarayın ve ordunun at ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Çiftlikat-ı Hümayun, bugün TİGEM Karacabey İşletmesi olarak faaliyetini sürdürüyor. Karacabey ile Mustafakemalpaşa ilçeleri arasında 87 bin 500 dekar alanda hizmet veren TİGEM’de ayrıca Kangal ve Akbaş ırkı çoban köpekleri de yetiştiriliyor. Günümüzde hipodromlarda çok sayıda şampiyonluklar elde eden bazı yarış taylarının babaları olan ve Karacabey Harası’nda 1921- 1950 yılları arasında yüzlerce tay veren Baba Kuruş ve Baba Sa’d isimli aygırlar için düzenlenen “At Anıt Mezarı” kuruma gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.