Enerji maliyeti üretimi durdurdu: Ineos üç tesisi askıya aldı
İngiliz kimya grubu Ineos, yüksek enerji maliyetleri nedeniyle Hull’daki üç üretim tesisini süresiz olarak askıya alıyor. Yaklaşık 4 bin işin bağlı olduğu karar, Avrupa sanayisinin ABD ve Çin karşısındaki maliyet baskısını yeniden gündeme taşıdı.
Ineos, İngiltere’nin Hull kentindeki üç kimya üretim tesisinde faaliyetleri askıya alma kararı aldı. Şirket, Avrupa’da hızla yükselen enerji ve karbon maliyetlerinin üretimi ekonomik olmaktan çıkardığını belirtirken karar, bölgenin sanayi rekabetinde yaşadığı baskının yeni göstergelerinden biri oldu.
Üç tesiste üretim duruyor

Karar, Ineos’un Hull’daki kimya operasyonlarının üç üretim tesisini kapsıyor. Şirketin buradaki faaliyetleri asetik asit, asetik anhidrit ve etil asetat gibi çok sayıda sektörün temel girdileri arasında bulunan kimyasallara dayanıyor.
Bu ürünler ilaçtan temizlik malzemelerine, tekstilden boya ve kaplamalara, ambalajdan yapıştırıcılara kadar geniş bir üretim zincirinde kullanılıyor.
Tesislerin tamamen kapatılması yerine üretimin askıya alınması planlanıyor. Ancak faaliyetlerin ne zaman yeniden başlayabileceğine ilişkin kesin bir takvim bulunmuyor.
Gaz maliyetinde ABD ile fark sekiz katı aştı

Ineos’un kararında en güçlü baskıyı enerji maliyetleri oluşturuyor.
22 Eylül’de İngiltere’de doğal gaz fiyatı milyon İngiliz ısı birimi başına yaklaşık 23,5 dolar düzeyinde seyrederken ABD’de aynı ölçekte fiyat yaklaşık 2,8 dolar seviyesinde bulunuyor.
Bu tablo, İngiltere’deki gaz maliyetinin ABD’dekinin sekiz katından fazla olduğu anlamına geliyor.
Kimya sanayisi enerji yoğun üretim yaptığı için bu fark doğrudan ürün maliyetlerine yansıyor. ABD’de daha ucuz doğal gaz kullanan üreticiler ile kömür ve daha düşük enerji maliyetlerinden yararlanan Asyalı üreticiler karşısında Avrupa’daki tesislerin rekabet gücü zayıflıyor.
Karbon maliyetleri de şirketlerin toplam üretim giderlerini artıran ikinci önemli unsur olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık 4 bin iş Hull operasyonlarına bağlı

Üç tesisin oluşturduğu ekonomik etkinin yalnızca doğrudan çalışanlarla sınırlı olmadığı belirtiliyor.
Hull operasyonları yaklaşık 1.000 doğrudan istihdamı desteklerken tedarikçiler, lojistik ve bağlantılı faaliyetlerle birlikte yaklaşık 3.000 ek işin de tesislerle ilişkili olduğu hesaplanıyor.
Bu nedenle üretimin uzun süre askıda kalması halinde kararın toplamda yaklaşık 4 bin kişilik istihdam zincirini etkileme potansiyeli bulunuyor.
Şirket şu aşamada bu 4 bin kişinin tamamının işini kaybedeceğini açıklamış değil. Ancak üretimin süresiz biçimde askıya alınması bölgedeki sanayi istihdamı açısından belirsizliği artırıyor.
Geçen yıl 30 milyon sterlin yatırım yapılmıştı

Kararı daha dikkat çekici hale getiren ayrıntılardan biri, Hull tesisinin kısa süre önce önemli bir modernizasyon yatırımı almış olması.
Ineos, 2025 yılında tesise yaklaşık 30 milyon sterlin yatırım yaparak üretim süreçlerinde doğal gaz yerine mevcut operasyonlardan elde edilen hidrojeni daha fazla kullanmaya başlamıştı.
Şirket bu yatırımla tesisin karbon emisyonlarını yüzde 75 azaltmayı hedeflemiş ve Hull operasyonlarını daha düşük karbonlu üretim için örnek tesislerinden biri olarak göstermişti.
Ancak emisyonların azaltılması enerji maliyetlerindeki rekabet dezavantajını ortadan kaldırmaya yetmedi.
Ortaya çıkan tablo, Avrupa sanayisinin yalnızca eski veya verimsiz fabrikalarda değil, yakın zamanda modernize edilmiş tesislerde de maliyet baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
Avrupa sanayisinde baskı kimyayla sınırlı değil

Ineos’un kararı, Avrupa’daki enerji yoğun sektörlerin son yıllarda karşılaştığı daha geniş rekabet sorununa da işaret ediyor.
Kimya, gübre, cam, çelik ve metal üretimi gibi yüksek miktarda enerji kullanan sektörlerde ABD ve Asya ile maliyet farkının açılması, üretim kapasitesinin başka bölgelere kaydırılması tartışmalarını hızlandırıyor.
Özellikle doğal gaz fiyatının uzun süre yüksek kalması, Avrupa’da üretilen ara malların ithal ürünlerle rekabetini zorlaştırıyor.
Hull’daki üç tesisin geleceği de bu nedenle yalnızca Ineos açısından değil, Avrupa’nın enerji yoğun sanayilerini mevcut üretim merkezlerinde tutup tutamayacağı açısından izlenecek.
Enerji fiyatlarının gerilemesi ve rekabet koşullarının iyileşmesi tesislerin yeniden devreye alınmasının önünü açabilir. Buna karşılık maliyet farkının kalıcı hale gelmesi, Avrupa kimya sektöründe yeni kapasite kesintilerini gündeme taşıyabilir.