“Yük mühendisliği gücümüzü korumalı ve büyütmeliyiz"
Küresel belirsizlikler ve ertelenen yatırımlar nedeniyle yük mühendisliği hizmeti veren bazı firmalarda kapasite kullanımı yüzde 40’ın altına geriledi. YMB Başkanı Ahmet Altunkum, Türkiye’nin bu alanda makine parkının, mühendislik tecrübesinin ve nitelikli insan kaynağının korunması için sektördeki sorunlara acil çözüm beklediklerini dile getirdi.
Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Altunkum, enerji, sanayi, inşaat, altyapı, madencilik, denizcilik, lojistik ve savunma sanayii başta olmak üzere 20’den fazla sektöre hizmet veren yük mühendisliği alanında küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler, yüksek finansman maliyetleri ve ertelenen yatırımlar nedeniyle iş hacminin daraldığını belirtti.
Bazı işletmelerde kapasite kullanım oranlarının yüzde 40’ın altına gerilediğini kaydeden Altunkum, “Stratejik bir uzmanlık gerektiren yük mühendisliği hizmetleri alanında Türkiye’nin makine parkının, mühendislik tecrübesinin ve nitelikli insan kaynağının korunması gerekiyor” dedi.
Türkiye uluslararası projelerde rekabet ediyor
Türkiye’nin otoyol, köprü, tünel, liman ve enerji yatırımlarıyla önemli bir kapasite oluşturduğunu belirten Altunkum, Türk şirketlerinin ağır, uzun, geniş ve yüksek yüklerin kaldırılması, taşınması ve konumlandırılmasında uluslararası proje deneyimine sahip olduğunu söyledi. Türk yük mühendisliği şirketlerinin dünya genelindeki enerji, sanayi ve altyapı projelerinde uluslararası rakipleriyle rekabet edebildiğini ifade eden Altunkum, işletmelerin küçülmesinin veya faaliyetlerini sonlandırmasının ülkenin stratejik hizmet kapasitesi açısından da kayıp olacağını vurguladı.
Sektörün sorunlarının ekonomik koşullarla sınırlı olmadığını kaydeden Altunkum, yük mühendisliğinin kamuda yeterince tanımlanmaması, ulusal vinç envanterinin bulunmaması, ithalat ve tescil uygulamaları ile ağır ve gabari dışı taşımaların izin süreçlerinin sektörün gelişimini sınırlandırdığını belirtti.
Kamu düzenlemelerinde öngörülebilirlik isteniyor
YMB’nin öncelikli beklentisinin yük mühendisliğinin kendine özgü teknik ve operasyonel özellikleri bulunan bir uzmanlık alanı olarak tanınması olduğunu belirten Altunkum, Ticaret Bakanlığına kullanılmış mobil vinç ithalatının ülkenin yatırım ihtiyaçları ve mevcut kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesini, ayrıca Türkiye Vinç Envanteri oluşturulmasını önerdiklerini söyledi. Envanterin afet ve acil durumlarda kullanılabilecek vinç kapasitesinin belirlenmesine de katkı sağlayacağını ifade etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına ise geçmişte iş makinesi olarak tescil edilen bazı seyyar vinçlerin satış veya devir sonrasında yeni malik adına tescil edilememesinden kaynaklanan sorunların çözümü için geçiş düzenlemesi önerdiklerini aktardı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığıyla yürütülen çalışmalarda yol izin belgelerinin süreleri, boş araçların hareketleri, güzergâh değişikliklerinde uygulanan cezalar ve izin süreçlerinin kolaylaştırılmasının gündemde olduğunu belirten Altunkum, özellikle Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen otoyollarda geçiş ücretlerinin ve teknik uygulamaların adil ve öngörülebilir olması gerektiğini kaydetti.
Yük mühendisliğine ortak tanım hedefleniyor
YMB’nin uluslararası gündeme taşıdığı “Yük Mühendisliği – Load Engineering” yaklaşımının, farklı tanımlarla yürütülen ağır kaldırma ve taşıma faaliyetlerini ortak bir mühendislik dili altında birleştirmeyi amaçladığını belirten Altunkum, yük mühendisliğinin yalnızca lojistiğin bir alt faaliyeti olmadığını vurguladı. Yükün fiziksel özelliklerinin, stabilitesinin, güvenliğinin ve bütünlüğünün mühendislik hesaplamaları ve risk yönetimiyle ele alındığını ifade eden Altunkum, Ağır–Uzun–Geniş–Yüksek (AUGY/HLWH) yaklaşımıyla mesleki yeterliliklerin, eğitimin ve uluslararası standartların geliştirilmesini hedeflediklerini söyledi. Çalışmanın uluslararası sektör yayınlarında yer bulmasının ve ESTA’nın değerlendirme gündemine alınmasının önemli olduğunu kaydetti.
Deniz üstü rüzgâr yatırımları fırsat yaratacak
Enerji dönüşümü, nükleer enerji, altyapı, savunma sanayii ve madencilik yatırımlarının önümüzdeki dönemde yük mühendisliği hizmetlerine talebi artıracağını belirten Altunkum, deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının Türkiye için yeni fırsatlar yaratacağını ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2027’nin ilk çeyreğinde gerçekleştirmeyi planladığı ilk deniz üstü rüzgâr YEKA ihalesinin ve 2035 için belirlenen 5 bin megavatlık kapasite hedefinin sektör açısından önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi.
Avrupa ve Asya’nın yanı sıra Afrika’daki enerji, madencilik, liman ve altyapı projelerinin de uluslararası pazarı genişlettiğini belirten Altunkum, küresel rekabette makine parkının yanı sıra mühendislik yetkinliği, iş güvenliği, mesleki yeterlilikler ve finansal gücün önem kazandığını kaydetti. Türk şirketlerinin yurt dışındaki vinç, kaldırma, taşıma ve entegre mühendislik hizmetlerinin uygun destek mekanizmalarından yararlanması gerektiğini belirten Altunkum, yük mühendisliğinin Türkiye’nin hizmet ihracatı politikalarında ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesini istediklerini dile getirdi.