Tahvil faizi 19 yılın zirvesinde: Küresel borsalarda risk yeniden büyüdü
Petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması ve ABD tahvil faizlerindeki sert yükseliş, küresel borsalarda iki günlük iyimserliği tersine çevirdi. Wall Street satıcılı kapandı, Asya’da yönler ayrıştı, Avrupa vadeli işlemleri ekside.
Küresel borsalarda hafta başında yapay zekâ hisseleri ve düşen petrol fiyatlarıyla güçlenen risk iştahı yeniden zayıflıyor. ABD’de güçlü ekonomik veriler ve petrolün tekrar 100 doların üzerine çıkması faiz beklentilerini yukarı taşırken, tahvil piyasasındaki satış özellikle teknoloji hisselerini baskı altında bıraktı.
Piyasaların merkezindeki rakam ise ABD 10 yıllık tahvil faizi oldu. Getiri bir günde yaklaşık 15 baz puan yükselerek yüzde 5,11’e çıktı ve 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.
Wall Street’te teknoloji satışı büyüdü
ABD borsalarında çarşamba gününün kaybedeni teknoloji hisseleri oldu.
S&P 500 Endeksi yüzde 0,75 gerileyerek 7 bin 706,03 puandan kapanırken Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,13 düşüşle 26 bin 936,04 puana indi. Dow Jones Sanayi Endeksi ise 352 puan kayıpla 51 bin 511,59 puandan günü tamamladı.
Küçük şirket hisselerini izleyen Russell 2000’deki kayıp yüzde 1,8’e yaklaştı.
Satışın arkasındaki ana neden, güçlü ABD ekonomik verilerinin Fed’in yeniden faiz artırabileceği beklentisini kuvvetlendirmesi oldu. ABD bileşik PMI göstergesinin eylülde 58,4’e yükselerek yaklaşık beş yılın en güçlü seviyesine çıkması, ekonominin yüksek faizlere rağmen güçlü kaldığı algısını destekledi.
Aynı gün gerçekleştirilen 70 milyar dolarlık beş yıllık tahvil ihalesinde talebin zayıf kalması da tahvil satışlarını hızlandırdı.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,11’e çıktı

Borsalar açısından en büyük baskı tahvil piyasasından geliyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 15 baz puanlık yükselişle yüzde 5,11’e çıkarken, iki yıllık tahvil faizi yüzde 4,85’e yükseldi. Otuz yıllık tahvil getirisi ise yüzde 5,40 seviyesine ulaştı.
Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş özellikle teknoloji ve büyüme şirketleri üzerinde baskı oluşturuyor. Çünkü risksiz tahvil getirilerinin yükselmesi, gelecekte elde edilmesi beklenen şirket kârlarının bugünkü değerini aşağı çekiyor ve hisse senetlerinin tahvillere karşı cazibesini azaltıyor.
Wall Street’te enerji sektörü yükselen petrol fiyatlarından destek alarak günü artıda tamamlayan tek ana sektör olurken tüketici ve iletişim hisselerinde kayıplar belirginleşti.
Böylece yalnızca iki gün önce Nasdaq’ı rekora taşıyan teknoloji rallisinin üzerine yeniden faiz baskısı geldi.
Asya’da Japonya ayrıştı
Wall Street’teki satış Asya piyasalarına tamamen aynı yönde yansımadı.
Üç günlük tatilin ardından yeniden açılan Japonya’da Nikkei 225 Endeksi sabah işlemlerinde yüzde 1,3 yükselerek 65 bin 883 puan civarına çıktı. Özellikle yapay zekâ ve yarı iletken hisselerine yönelik talep Japon piyasasını destekledi.
Ancak bölgenin geri kalanında görünüm daha zayıf. Hong Kong’da Hang Seng Endeksi yaklaşık yüzde 0,5, Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,8 ve Avustralya’da S&P/ASX 200 Endeksi yüzde 0,7 geriledi. Güney Kore piyasaları Chuseok tatili nedeniyle kapalı.
Japon tahvil piyasasında ise hisse senetlerinden çok farklı bir tablo oluştu. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi 8 baz puan yükselerek yüzde 3,05 seviyesini aştı ve yaklaşık 30 yılın zirvesine çıktı.
Bu hareket, tahvil satışının yalnız ABD ile sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Petrol 100 doların üzerinde kaldı

Küresel piyasaların ikinci büyük baskı unsuru petrol. Brent petrol önceki gün yüzde 3,86 yükselerek 103,08 dolardan kapanmasının ardından bu sabah yaklaşık yüzde 0,8 gerilese de 102 doların üzerinde kalıyor.
Petrolün yeniden üç haneli fiyatlara çıkması piyasalarda özellikle enflasyon beklentileri açısından önem taşıyor.
Enerji fiyatlarının yüksek kalması merkez bankalarının enflasyona karşı daha uzun süre sıkı para politikası uygulaması veya yeni faiz artırımlarına yönelmesi ihtimalini güçlendirebilir.
Bu nedenle son günlerde petrol ile tahvil piyasası arasında güçlü bir bağlantı oluşmuş durumda. Petrol yükseldiğinde enflasyon beklentileri ve tahvil faizleri artıyor; bu hareket de teknoloji ve büyüme hisseleri üzerinde baskı yaratıyor.
Dolar endeksi de güçlü faiz görünümünden destek buluyor. Endeks 101 seviyesine yaklaşırken son yaklaşık iki ayın güçlü seviyelerinde bulunuyor.
Altın ise yükselen faiz ve güçlü doların baskısıyla önceki seansta yaklaşık yüzde 1,7 değer kaybettikten sonra bu sabah 4 bin 290 dolar civarında dengelenmeye çalışıyor.
Avrupa da güne satışla hazırlanıyor
Asya’daki karışık seyrin ardından Avrupa piyasalarında da zayıf bir açılış beklentisi bulunuyor.
Euro Stoxx 50 vadeli kontratları sabah işlemlerinde yaklaşık yüzde 0,4 gerilerken DAX vadeli kontratlarında da satış öne çıkıyor.
ABD endeks vadeli işlemlerinde ise kayıplar daha sınırlı. S&P 500, Nasdaq 100 ve Dow Jones vadeli kontratları yüzde 0,1 civarında ekside hareket ediyor.
Bu görünüm, dün Wall Street’te yaşanan satışın henüz güçlü bir küresel satış dalgasına dönüşmediğini ancak yatırımcıların yüksek faiz nedeniyle yeni pozisyon almakta daha temkinli davrandığını gösteriyor.
Türkiye için üç kritik başlık

Küresel tablonun Türkiye açısından da üç önemli sonucu bulunuyor.
İlk olarak ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’in üzerinde kalması, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını sınırlayabilecek bir unsur. Yüksek ABD getirileri küresel sermaye açısından dolar cinsi tahvilleri daha cazip hale getiriyor.
İkinci baskı doların güçlenmesi. Dolar endeksindeki yükseliş gelişmekte olan ülke para birimleri ve dolar cinsi borçlanma maliyetleri açısından yakından izleniyor.
Üçüncü ve Türkiye açısından en doğrudan risk ise petrol. Brent petrolün 100 doların üzerinde kalması enerji ithalat maliyetleri, akaryakıt fiyatları ve enflasyon görünümü açısından baskı oluşturabilir.
Küresel borsaların bundan sonraki yönü için yatırımcılar ABD’den gelecek haftalık işsizlik başvurularını, merkez bankası yetkililerinin açıklamalarını ve ABD-Çin görüşmelerinden çıkacak ticaret ve teknoloji mesajlarını izleyecek.