Tüm yollar borsalara çıkar

Dünya Borsalar Federasyonu CEO'su Hüseyin Erkan, yatırımcılar için, kendine getiri arayan likidite için toparlanmadan pay alan, kar yazan şirketlerin, dolayısıyla hisse piyasalarının önemli bir adres olacak.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME


Ece CEYHUN

İSTANBUL - Düşük faiz ortamı yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın gerçeği haline geldi. Sadece matematik rakam olarak bile baksanız bugün yüzde 10 faiz veren hiçbir merkez bankası yok. En yüksek oran Mısır'da orada bile merkez bankasının faizi yüzde 10'un altında ve borsası da negatifte.

Krizin göz kamaştıran yatırımı 'altın' ise artık büyük oyuncuların "pozisyonumuzu artık daha ne kadar kapatalım" kararını bekliyor havasında.

"Beklentiyi alan, gerçekleşmeyi satan" hisse senedi borsalarına bakıldığında durum biraz daha karışık. Fed acaba likidite pompalamayı daha erken mi? bırakacak düşüncesi bile yüreklere korku saldı. Uzun zaman not artırım beklentisini satın alan Borsa İstanbul son dönemde kar realizasyonları ile aldıklarının bir kısmını geri verirken ilginçtir yılbaşından bu yana olan borsa getirilerine bakıldığında küçük borsaların yaşadığı hızlı yükselişleri saymazsanız büyük borsaların performansı bizi bile kıskandıracak noktaya gelmiş. Dünya borsalarının bu aralar getiri şampiyonuna bakıldığında ilk sırada Gana var ama ikinci sırada görmeye çok da alışık olunmadık bir borsa, Birleşik Arap Emirlikleri Borsası var. Yine satışlara karşın Japonya ve Amerikan borsalarının durumu da hiç fena değil.
Belki dikkatlerden kaçmış olabilir ama borsalar son dönemde salt getiri açısından değil, regülasyonlar ile birleşme, satın alma, ortaklık ve işbirliği gibi tüzel kişilikleri ile de hareketli bir dönemden geçiyorlar. Sadece Borsa İstanbul değil, dünya borsaları içinde kim kimi alacak, bundan sonra hangi borsa küresel düzlemde öne çıkmak için ne yapacak, dünya finans profesyonelleri için önemli bir gündem maddesi haline geldi. Çünkü borsaların bu hamleleri bir anlamda bundan sonra finans merkezi olarak hangi bölgelerin öne çıkacağını, likiditenin nereye akacağını da gösterecek.

Bugün Dünya Borsalar Federasyonuna üye borsaların piyasa kapitalizasyonuna bakıldığında 60 trilyon dolara yaklaşan bir rakamdan söz etmek mümkün. WFE verilerine göre Nisan 2013 itibariyle borsaların piyasa değeri 58.7 trilyon dolara gelirken borsa yatırım fonlarının hacmi 1.1 trilyon dolara türev kontratlar ise 1.6 trilyon adede ulaştı. Dünya borsalarının piyasa değerlerine bakıldığında sadece dörtte birini New York borsası tek başına sağlarken, ICE (Inter Continental Exchange) ile yapacağı anlaşmada dengeleri sarsacak gibi duruyor.

Bölgesel büyümeler borsalara yaradı

[PAGE]

 

Bölgesel büyümeler borsalara yaradı

Dünya borsalarındaki gelişimi ve değişimi Dünya Borsalar Federasyonu'nun (WFE) CEO koltuğuna oturan bir Türk ile konuştuk. Bu görevi geçen yıl üstlenen Hüseyin Erkan, tezgah üstü piyasaları küçültmek, likiditeyi organize piyasalara çekmek için kriz döneminde başlayan çalışmaların sürdüğünü anlatırken Avrupa'da bazı borsalara gelen işlem vergisinin de farklı etkileri olduğunu anlattı. Erkan'a önce dünya borsalarında trendi nasıl okuduğunu sorduk.

Erkan, piyasaları konuşurken dünyaya bakıldığında enflasyon baskısının hissedilmediği ama güven verecek ekonomik büyüme performansının da henüz gerçekleşmemiş olduğuna atıfta bulunarak, "Emtia fiyatları özellikle belirsizlik dönemlerinde prim yapar. Altın gibi metaller belirsizlik dönemlerinin güven limanlarıdır. Sonuçta ekonomik büyüme yokken petroldeki yükselişin ana sebebi spekülatif girişlerdi. Emtialarda satış başladı ama henüz daha net çıkmıyorlar. Çünkü hala Avrupa'da, üstelik siyasi birlikte sorunlar var. İngiltere, kıta Avrupası ile görüş ayrılıkları yaşıyor. Kıta Avrupası'nda ise tek güçlü ekonomi Almanya" dedi ve ekledi: "Bu belirsizlik döneminde dünyada ciddi bir büyüme beklemek zor. Ama bölgesel büyümeler var.  Sonuçta Amerika ve Japonya'dan gelen sinyaller beklentiyi satın alan piyasalar için işaret oldu."

2008'İN ORTALAMA KAYBI YÜZDE 53'TÜ: Dünyada finansal piyasalara baktığınızda belli döngülerle hareket ettiğini görürsünüz. Makro ekonomik veriler, beklentiler bu döngülerin oluşmasında en önemli gelişmelerdir. Hisse senedi piyasalarında bir yükseliş hareketinin başlayabilmesi için umut ışığının olması lazım. Küresel krizin ardından yaşanan ekonomik duraklama bir çok ülke ekonomisinde gerilemeye neden oldu. Bu, o ülkelerin hisse piyasalarında ciddi düşüşleri beraberinde getirdi. 2008'in hemen ardından dünya piyasalarının hisse değerlerinde ortalama yüzde 53 düşüş vardı. Borsalara toparlanmada hızlı gelmedi, aksine uzun sürdü. Genel olarak baktığınızda 2-2.5 senedir hisse fiyatlarında toparlanma var. Sonuçta dibe vuran ekonomilerin borsalarının bu kadar çabuk toparlanamaması da normal.

AVRUPA HARİÇ BÜYÜKLER REKOR KIRIYOR: Klasik ekonomi teorilerinin çalışmadığı bir dönem yaşıyoruz. Sonuçta merkez bankaları likidite basıyor ve bu enflasyonist bir ortam yaratmıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi dipten ayrışmaya başladı. Artık Amerika'da yavaş yavaş toparlanma başladı. Ekonomik büyümeler çok fazla değil ama en azından negatif değil. Duraklama sürecinden çıkılmış gibi gözüküyor. Bu ışık, yani ekonomik büyüme gelecek beklentisi ile yatırımcılar hisseye girdiler. Bizim piyasalarda beklentiler satın alınır gerçekleşince satılır. Amerikan piyasasında Dow Jones çok değil bir iki hafta önce rekor seviyeleri gördü. 2008'deki seviyelerini aştı. Üstelik daha henüz tam toparlanma da yok. Japon Borsası da yükseliyor. Gerçi, Avrupa hariç büyük ülkelerde hisse senedi piyasasına bakarsan hepsinde ciddi artışlar var. Gerek Amerika da gerekse Japonya da gerekse diğer bazı büyük ekonomilerde belli bir noktaya gelecek ve kar realizasyonları başlayacak. Ancak daha henüz o seviyelere gelmediğimizi düşünüyorum. Kar realizasyonlarının gelmemesinin sebebi ise, sabit getirili menkul kıymetlerin faizlerinde artış yok. Tam aksine düşüş var.

BÜYÜME BAŞLAYIP İNANDIRICI OLDUĞUNDA SATIŞ GELİR: Hisse piyasalarında yükseliş bir süre daha devam edebilir. Çünkü alternatif getiriler çok düşük. Yükseliş potansiyelinin olduğu düşüncesi hisse piyasalarını destekliyor. Bazı ülkelerde büyümeler kendini yavaş yavaş göstermeye başladı. Bu makro ekonomik politikaların sonucu olarak ekonomi büyümeler gittikçe artacak. Bu büyümeler şirket karlarına da yansıyacak.  Dolayısıyla hisse senetleri piyasasında 'beklentiyi al' hareketi bir süre daha devam eder. Küresel ölçekte hisse fiyatlarında henüz büyük düşüşler beklemiyorum. Tabii ki önümüzdeki bir sene içinde kar satışları gelir ama piyasalar yeniden toparlanır. Daha trendde bir değişiklik görmüyorum. Yatırım yaparken siz potansiyele bakarsınız. Gelişmeyi görürsünüz. Geleceği satın alarak paranızı koyarsınız. Şimdi yapılan bu. Ekonomik büyüme başladığında ve inandırıcı olduğunda satışlar gelmeye başlar.

DAHA REGÜLE PİYASALAR İÇİN ÇALIŞMA VAR: Karıştırılır ama kaldıraç borç değildir. Likiditenin olduğu, kaldıraçla işlem yapılan piyasalarda bir sürü sentetik ürün çıktı. Bu sentetik ürünlerin oluştuğu tezgah üstü piyasaların büyüklüğü,  işlem hacimlerinin boyutu, regüle piyasaların 10 katından fazla. Zaten 2008 krizinin en büyük nedenlerinden biri de bu. Denetim ve regülasyonun olmadığı karşı taraf riski oluşmasıyla bazı otoriteler bir süreden beri bu tezgah üstü piyasalardaki türev işlemleri nasıl denetlenmesi ve düzenlemesi konularını görüşmeye başladılar. Amerika'da tezgah üstünde olan bütün menkul kıymetler, ikili işlem bile olsa, artık merkezi takastan geçmek zorunda. Bu artık bir çok ülkede devreye girmeye başladı. Regülasyon tarafında, tezgah üstündeki türev işlemleri daha sıkı denetim altına alınması ve daha iyi takip edilmesi için çabalar artacak. Dünyadaki piyasalardaki gidişat bu. Nakdi piyasalardaki varlık fiyatları borca dayalı menkul kıymetlerin değerlemeleri makro dengelerle ilgi. Regülasyon tezgah üstü piyasaları biraz küçültecek ve daha sağlıklı piyasalara kavuşulacak. Standard dışı ürünlerden daha standart ürünlere geçilecek. Risk borsada değil, borsa dışındaki işlemlerde.

ASYA'DA NAKİT OLUŞMUŞ DURUMDA:  Türkiye dahil gelişen piyasaların ekonomileri, gelişmişlere göre, daha hızlı toparlandı. Yatırımcılarda gelişmiş piyasalarda yeteri kadar getiri göremeyince hep gelişmiş piyasalara girdiler. Oradaki hisse ve varlık fiyatlarını da artırdılar. Sadece menkul fiyatları değil gelişen piyasalarda gayrimenkul fiyatları da yükselmiş durumda. Dünyada paranın maliyeti de çok düşük. Bankacılık ve risk yönetiminin iyi olduğu yerlerde balon riski görmüyorum.  Balon riski belli yerlerde olabilir ama ülkesine göre fark eder. Sonuçta,  fütursuzca büyüyen ve paranın gideceği yer olmayan ülkelerde olabilir. Bunu Dubai'de yaşadık. Yavaş yavaş toparlandı ama şans ki orada likidite çok. Ortadoğu da ve Asya'da da. Asya çok hızlı büyüyor. Çin'in Şenzen kentini gezdik, nüfusu  15 milyon, yaş ortalaması 24'ün altında ve Çin'in diğer kentlerinden çalışmak için insanların akın ettiği bir yer. 10 sene içerisinde birkaç milyon dolarlık değerlerden halka açılarak, piyasaları kullanarak 10-20-30 milyar dolarlık değerlere ulaşan şirketler var. Hem teknoloji hem de sanayi şirketleri bunlar. Gayrimenkul balonunu önlemek için her Çinli'nin alacağı evi de 'bir' ile sınırlandırmış. Para da oluşmuş. Gerçi sadece Çin değil Singapur, Malezya, Endonezya ve Hindistan da hepsi büyüyor. Bunların nüfuslarına baktığınızda dünyanın yarısı demek. Bu ülkeler yüzde 5'ten fazla büyüse dünyayı bir üst basamağa taşırlar. Zaten baktığınızda buradan akan para azımsanmayacak düzeylere geldi.

Hiçbir kimliğin gösterilmediği piyasalara doğru gittik ve bu bazı yatırımcıların işine geldi

[PAGE]

 

Hiçbir kimliğin gösterilmediği piyasalara doğru gittik ve bu bazı yatırımcıların işine geldi

Dünya borsalarının gelişimine bakıldığında az maliyetle çalışan, kar amacı gütmeyen, kamusal yapılardan önce anonim şirketlere dönüştüler ve özel yapılar haline geldiler. Sonra rekabet ortamının sağlanması için tekel yapılar kırıldı. Borsalar arasında rekabet ortamı açıldığında gelinen noktada çok da eşit rekabet ortamının sağlanmadığı görüldü. Avrupa ve Amerika'da borsa ya da borsa benzeri bir sürü işlem sisteminin oluşmaya başladığını gördük. Böylece New York borsasına kote edilen bir şirketin hisseleri aynı anda 40 farklı platformda işlem görür hale geldi. Bu defa işin içine yatırımcının haklarını koruma gayesi girince Amerika da borsa ya da işlem platformuna, Avrupa da ise aracı kuruma 'fiyat nerede daha iyiyse emri oraya yönlendirme zorunluluğu' getirildi. Bunun takibi zor olunca aracılar ya da büyük yatırım bankaları kendi içlerinde müşterilerinin emirlerini eşleştirmeye başladı. Bir taraftan bakıldığında her biri sanki kendisi bir borsaymış gibi çalışmaya başladı. Nerede en iyi fiyat varsa onu baz alıp kendi içinde müşterilerini eşleştirdi.

Hüseyin Erkan ile borsaların yapısal dönüşümünü konuşurken WFE olarak likiditenin organize piyasalarda toplanmasını sağlamak için yoğun bir çaba sarf ettiklerini de öğrendik. Erkan borsaların en basit anlamıyla likiditenin merkezileştiği ortam olarak tanımlanabileceğini de aktararak "Bir piyasaya ne kadar çok likidite, ne kadar çok işlem gelirse fiyat oluşumunun o ölçüde etkinliğinden bahsedebiliriz. Her eşleşen emri şeffaf bir şekilde, derinliği ile gösterirseniz bu yatırımcıya güven verir ve fiyatın etkin bir şekilde oluşmasına yardımcı olursunuz. Eskiden New York borsası işlemlerin yüzde 70-80'ini yapardı. Bir piyasa kendi hisse senedinde yüzde 75'lerden yüzde 35-40'lara düşerse o piyasada etkin fiyat oluşumundan bahsetmek mümkün mü?" diye konuştu.
Erkan, likiditenin ya da işlemlerin organize piyasalar dışına kaymaya başlaması ya da bilinen adıyla karanlık havuzların hızla büyümesinin arkasında organize piyasalarda yeterli likidite bulamama sorununun olduğunu da belirterek "Hiçbir derinlik ya da miktar bilgisinin dahi gösterilmediği piyasalara doğru gittik. Her türlü denetim ve gözetimden uzak bu piyasalar bazı yatırımcıların işine de geldi. Çünkü istediği kadar büyük emirleri piyasada volatilite yaratmadan gerçekleştirebildi. Fakat bu varlık fiyatlarının kalitesinde düşüş yarattı. Bu da güveni sarsıyor, küçük yatırımcıyı uzaklaştırıyor. Şimdi WFE olarak fiyatta kalite sorunu olmaya başladığını, kamu yararının da göz ardı edildiğini düşünüyoruz. Bu nedenle de regülatörlerle yatırımcının haklarını koruyup organize piyasalara likiditeyi çekmek için çalışmalar yürütüyoruz" bilgisini verdi.

Erkan, borsaların yarı kamusal yapıdan kurtulurken teknoloji yatırımlarını artırarak maliyetleri düşürdüğünü ama bu düşüşün yatırımcıya yansımadığını üstelik diğer platformlara kayışın fiyat kalitesinde gerileme yaratmasının sonucunda ise organize borsaların bu rekabete dayanamama sorunu ortaya çıkardığını da aktardı. Erkan, "10 sene önceki fiyat adımlarına ve spreadlere bakıyoruz. Karanlık havuzlar olmasa bile organize olmayan platformlardaki işlem adımlarına bakıyoruz, 10 sene öncesine göre maliyetlerde artış var. Fiyat aralıklarındaki artış, volatilitede artış demek bu da doğrudan kalite sorunu demek. Amerika ve Avrupa da bunların düzelmesi için eşit rekabet olması için çalışmalar yapıyoruz" dedi.

Erkan, İtalya gibi bazı Avrupa ülkelerinde her alım ya da satım işleminden vergi alınmaya başladığını da hatırlatarak "İtalya başladı ve bu karardan sonra piyasasına ciddi düşüşler geldi. Sırada Fransa var. Almanya ise 'bunu uygulayan ülkelerde hacim düşüşleri oldu, yapmayalım'ı tartışıyor. Sonuçta her piyasada aynı kuralın çalışmaması işlemlerin bir başka piyasaya kaymasına neden olur" ifadelerini kullandı.

Her borsanın asgari standardı olacak

Dünya Borsalar Federasyonu CEO'su Hüseyin Erkan, borsalardaki yatırımcı dostu, en iyi örneklere bakarak ortak bir asgari standart belirlemek için çalışmalar yaptıklarını da söyledi. Erkan, "En iyi örnekleri, uygulamaları ortaya koyarak asgari standartları belirlemeye çalışacağız" dedi. WFE'nin merkezini Londra'ya taşımak gibi bir niyetleri de olduğunu ifade eden Erkan, "Üyelerimizin büyük çoğunluğunun Londra'da ya temsilciliği, ya işlem platformu ya da borsası var. Londra faaliyet açısından New York'u geçmiş durumda. Dünyanın önemli oyuncularından medya ve alım tarafına kadar herkes Londra'da" dedi. 
Erkan, ayrıca Amerikan borsalar federasyonu adı altında bir birlik olmadığını da kaydederek "Amerikalı borsalar bir birlik oluşturulması konusunda bizden destek bekliyorlar. Avrupa Borsalar Federasyonu ile de yakın çalışma içindeyiz. Biz onlara dünya borsalarının görüşünü veriyoruz. Onlarda AB'de parlamenter ve regülatörlerle birlikte çalışıyorlar. Amerikalılar da kendi otoriteleri ile konuşurken dünya nerede, ne yapmış? Ne denenmişte sonucu ne olmuş diye WFE ile yakın temasta çalışıyor" diye konuştu.

Herkes ICE-New York birleşmesini izliyor

Inter Continental Exchange yani ICE dünyanın en büyük türev piyasalarından biri olma hedefi ile hareket eden bir borsa. New York Euronext'i satın almak için teklif verdi. İki borsanın birleşmesinin yıl sonunu bulması bekleniyor. Erkan, ICE ile New York- Euronext birleşmesinin borsalar arasındaki güç dengelerini değiştirecek bir adım olduğunu söyleyerek "New York Borsası Euronext'in, Euronext tarafını da halka arz edeceklerini söylediler. Bir ihtimalde satacaklar ama asıl ilgilendikleri New York Borsası'nın içinde olan Avrupa'nın ikinci büyük türev piyasası LIFFE. Hong Kong Borsası'nın LME'yi satın almasının ardından kıtalararası başka bir birleşme olur mu? Göreceğiz. Ama şimdi Singapur Borsası'nın Asya içinde bazı stratejiler geliştirdiğini görüyoruz" dedi.