Wall Street’te kâr freni yaklaşıyor: 2027’de hız yarıya düşebilir
S&P 500 şirketlerinde 2026’da yaklaşık yüzde 35’e ulaşması beklenen kâr büyümesinin 2027’de yüzde 15 civarına gerilemesi öngörülüyor. Yapay zekâ yatırımlarının temposu, yüksek faizler ve tüketici harcamaları yeni dönemin üç kritik riski.
Wall Street’te güçlü şirket bilançoları borsayı desteklemeye devam ederken yatırımcıların dikkati şimdiden 2027’ye çevrildi. S&P 500 şirketlerinde bu yıl yaklaşık yüzde 35’e ulaşması beklenen kâr büyümesinin gelecek yıl belirgin biçimde yavaşlayabileceği hesaplanıyor.
LSEG I/B/E/S tahminlerine göre S&P 500 şirketlerinin 2026 yılı kârlarında yaklaşık yüzde 35 artış bekleniyor. Bu oran, pandemi sonrası toparlanmanın etkili olduğu 2021’den bu yana en güçlü yıllık büyümeye işaret ediyor.
FactSet’in analist tahminleri de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Konsensüs tahminleri S&P 500 şirketlerinde 2026 hisse başına kâr büyümesinin yüzde 34,8 civarında gerçekleşmesini öngörüyor.
Güçlü bilanço görünümü, faiz artışları ve enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen S&P 500’ün yıl başından bu yana çift haneli yükseliş kaydetmesini sağlayan temel unsurlardan biri oldu.
2027’de hız yarıdan fazla azalabilir
Ancak yatırımcıların asıl dikkat ettiği nokta artık 2026 sonuçları değil, şirketlerin gelecek yıl aynı büyüme hızını koruyup koruyamayacağı.
LSEG tahminlerine göre S&P 500 şirketlerinin kâr büyümesinin 2027’de yaklaşık yüzde 15’e gerilemesi bekleniyor. FactSet konsensüsü de yüzde 15,1 ile benzer bir yavaşlamaya işaret ediyor.
Bu oran uzun dönem ortalamalarının üzerinde kalmaya devam edecek olsa da 2026’daki yaklaşık yüzde 35’lik büyümeye kıyasla kâr artış hızının yarıdan fazla düşmesi anlamına geliyor.
Yapay zekâ harcamaları kilit noktada

Kâr büyümesinin geleceği açısından en önemli değişkenlerden biri yapay zekâ yatırımlarının seyri olacak.
Büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezleri, çipler ve diğer yapay zekâ altyapısı için yaptığı dev harcamalar son dönemde hem teknoloji şirketlerinin hem de tedarik zincirinin kârlarını büyüttü.
Beş büyük yapay zekâ altyapı yatırımcısının toplam harcamasının 2026’da 800 milyar doların üzerine çıkması, 2027’de ise yaklaşık 1,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Ancak harcamalar artmaya devam etse bile büyüme hızının yavaşlaması bekleniyor. Yatırımcı açısından kritik soru, şirketlerin bu dev sermaye harcamalarından yeterli gelir ve kâr üretip üretemeyeceği olacak.
Yüksek faiz şirketlerin önüne çıkabilir

İkinci önemli risk ise yükselen borçlanma maliyetleri.
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken yeni veri merkezi, teknoloji ve altyapı yatırımlarının borçla finansmanını daha pahalı hale getiriyor.
Yüksek faiz ortamının uzun sürmesi, özellikle büyük sermaye harcaması gerektiren projelerin yatırım kararlarını yavaşlatabilir. Böyle bir durumda yapay zekâ yatırımlarından beslenen şirketlerin büyüme tahminleri de aşağı çekilebilir.
Tüketici harcamaları da izleniyor

Wall Street’in üçüncü önemli riski ise ABD tüketicisinin harcama gücü.
Tüketici harcamaları şimdiye kadar beklentilerden daha dirençli kaldı. Ancak yüksek faizler, enerji maliyetleri ve finansman koşullarındaki sıkılaşmanın hanehalkı harcamalarına daha güçlü biçimde yansıması durumunda şirketlerin satış ve kâr artışı üzerinde yeni baskı oluşabilir.
Özellikle tüketiciye doğrudan satış yapan şirketlerde 2027 tahminlerinin önümüzdeki bilanço döneminde daha yakından izlenmesi bekleniyor.
Değerlemeler şimdiden geriliyor
Yatırımcıların kâr büyümesinin sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri piyasa değerlemelerine de yansımaya başladı.
S&P 500’ün ileriye dönük fiyat/kazanç oranı yıl başındaki 22 seviyesinden yaklaşık 19,2’ye geriledi. Teknoloji sektöründe ise düşüş daha belirgin oldu.
Yapay zekâ altyapısıyla bağlantılı hisselerde de yatırımcılar artık yalnızca gelir artışına değil, yapılan dev yatırımların ne kadar kâra dönüşeceğine odaklanıyor.
Önümüzdeki bilanço sezonunda şirketlerin 2027 için vereceği satış, yatırım ve kâr mesajları bu nedenle Wall Street’in yönü açısından 2026 sonuçlarından bile daha belirleyici hale gelebilir.