25 °C

2010 yılı için enflasyon tahmini yüzde 8,4

Merkez Bankası 2010 yılı için, enflasyon tahminini 1,5 puan artırdı

2010 yılı için enflasyon tahmini yüzde 8,4

İSTANBUL - Merkez Bankası, 2010 yılı için enflasyon tahminini 1,5 puan artırarak yüzde 8,4 yaptı.

Başkan Yılmaz, Merkez Bankası'nın 2010 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmesinin yer aldığı Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla düzenlediği basın toplantısında, enflasyon tahminlerini yukarı yönlü güncellediklerini bildirdi.

Yılmaz, 2010 yılı enflasyonunun, orta noktası yüzde 8,4 olmak üzere, yüzde 7,2 ile yüzde 9,6 aralığında, 2011 yılı enflasyonunun orta noktası yüzde 5,4 olmak üzere yüzde 3,6 ile yüzde 7,2 aralığında olmasını, 2012 yılı sonunda da enflasyonun yüzde 5 olmasını beklediklerini söyledi.

Yılmaz, 2010 yılının ilk çeyreğinde yıllık tüketici enflasyonunun yükselmeye devam ettiğini ve 2009 yılı sonuna kıyasla yaklaşık 3 puan artarak yüzde 9,56;ya ulaştığını ifade ederek, enflasyondaki yükselişi alt kalemler bazında incelendiğinde, işlenmemiş gıda fiyatlarının, 2009 yılının son çeyreğinde olduğu gibi 2010 yılının ilk çeyreğinde de endeks tarihinin en yüksek dönemsel artışını sergilediğinin dikkati çektiğini kaydetti.

"Dış talepte henüz kayda değer bir ivmelenme gözlenmemektedir"

Yılmaz, Merkez Bankası tarafından hazırlanan 2010 yılının ilk çeyreğine ilişkin "Enflasyon Raporunun" tanıtımı amacıyla düzenlediği basın toplantısında, küresel risk algılamalarında yılın ilk çeyreğinde gözlenen iyileşmenin, birçok gelişmekte olan ülke para biriminin sınırlı miktarda değer kazanmasına neden olduğunu bildirdi.

Bu dönemde, Türk Lirasının, değer değişimleri bakımından, diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden belirgin bir biçimde farklılaşmadığı, Türk Lirasının kriz dönemindeki göreli olarak istikrarlı seyrinin, kriz sonrası süreçte de devam ettiğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"2010 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler iç talepteki toparlanmanın giderek istikrar kazandığına ve genele yayıldığına işaret etmektedir. Politika faizlerindeki indirimler ile kamu harcamalarındaki artışın iç talep üzerindeki etkileri giderek belirginleşmekte, iç talebe duyarlı sektörlerde görece daha güçlü bir faaliyet gözlenmektedir.

Bu bağlamda, sanayi üretimindeki toparlanma süreci incelendiğinde, mali tedbirlerle uyarılan sektörler ve bunların ara girdi sağlayıcılarının yanı sıra, dayanıksız tüketim malları ile inşaat sektörü bağlantısı güçlü sektörlerdeki olumlu seyir dikkat çekmektedir.

Dış talepte ise henüz kayda değer bir ivmelenme gözlenmemektedir. Küresel büyüme görünümündeki zayıf seyir dış talep bağlantısı güçlü sektörlerde iktisadi faaliyetteki toparlanmayı sınırlamaya devam etmektedir. İmalat sanayisinde ağırlıklı olarak dış piyasaya üretim yapan firmaların, kriz sonrası dönemde iç piyasa odaklı firmalara kıyasla daha düşük kapasite ile çalışması dikkat çekmektedir. Bu çerçevede geçmiş öngörülerimizle uyumlu bir şekilde yurt içi talep, dış talebe kıyasla daha güçlü seyretmektedir. Buna rağmen, stok birikiminin sınırlı düzeyde olması ekonomideki toplam talep belirsizliğinin önemini koruduğuna işaret etmektedir."

Bu görünüm altında yurt içi talepteki kademeli toparlanma eğiliminin yılın ilk çeyreğinde süreceğini öngördüklerini ifade eden Yılmaz, bununla birlikte, geçen yılın aynı dönemindeki düşük baz etkisi nedeniyle 2010 yılının ilk çeyreğinde yıllık büyüme oranının çift haneli gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu da vurgulamak istediğini söyledi.

"İşsizlik uzunca bir müddet düzeyini koruyacak"

Dış talepteki zayıf seyrinin özellikle sanayi sektörü kanalıyla ekonomi genelinde iktisadi faaliyeti ve istihdamı sınırlamaya devam ettiğini belirten Yılmaz, nitekim, son dönemdeki kısmi toparlanmaya rağmen, sanayi sektöründeki kişi başına çalışılan saat göstergeleri ve dış piyasaya yönelik üretim yapan firmaların kapasite kullanım oranlarının, kaynak kullanımının düşük düzeylerde seyrettiğine işaret ettiğini bildirdi.

Emek piyasasında 2009 yılı üçüncü çeyreğinde başlayan iyileşme eğiliminin, son dönemde bir miktar hız keserek devam ettiğini kaydeden Yılmaz, mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranlarının gerilemekle beraber, halen yüksek düzeyde seyrettiğini belirtti.

Mevcut atıl kapasitenin yatırım ve istihdam imkanlarını sınırlamaya devam edeceği öngörüsü altında, 2009 yılının ikinci yarısında istihdam verilerinde gözlenen iyileşmenin hızlı bir toparlanmaya dönüşmesini beklememekte, işsizlik oranlarının uzunca bir müddet yüksek düzeylerini koruyacağını tahmin ettiklerini ifade eden Yılmaz, şöyle dedi:

"Bu çerçevede, birim iş gücü maliyetinin enflasyon baskılarını sınırlamaya devam edeceğini öngörmekteyiz. Özetle, son dönemde açıklanan veriler ekonomideki toparlanma sürecinin istikrar kazandığını göstermiştir.

Küresel büyümedeki zayıf seyrin dış talebe yönelik sektörlerde iktisadi faaliyet ve istihdamı bir süre daha sınırlayacağını, buna karşılık yurt içi talebin toparlanma eğilimini önümüzdeki dönemde de sürdüreceğini öngörmekteyiz. Bu doğrultuda, toplam talep koşullarının bir müddet daha enflasyon üzerinde baskı oluşturmayacağını tahmin etmekteyiz.

Bu çerçevede, orta vadeli tahminlerimizi güncellerken toplam arz ve talep dengesinin enflasyona düşüş yönünde yaptığı katkının, bir önceki döneme kıyasla azalmakla birlikte devam ettiği bir görünümü esas almış bulunmaktayız."

"Kredi koşullarındaki sıkılık azalma eğiliminde"

Küresel likidite koşullarının ve risk algılamalarının iyileşmesiyle kredi koşullarındaki sıkılığın azalma eğiliminde olduğunun görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bankacılık sisteminin sağlam yapısının da kredilerde toparlanmanın hızlı bir şekilde gerçekleşmesi için elverişli bir ortam sunduğunu bildirdi.

@page@

Nitekim, yakın dönemde kredi piyasasındaki gelişmelerin yurt içi iktisadi faaliyete verdiği desteğin giderek arttığının görüldüğünü belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda, 2010 yılının ilk çeyreği, bir önceki çeyrekte kredi piyasalarında gözlenmeye başlanan olumlu eğilimlerin belirginleştiği bir dönem olmuştur. Tüketici kredilerindeki canlanma eğilimi devam ederken, özellikle ticari kredilerin ivmelenmeye başladığı gözlenmektedir.

Bu dönemde, küçük ve orta boy işletmelere verilen kredilerin de uzunca bir aradan sonra ilk kez artış göstermesi, parasal koşullardaki genişlemenin iktisadi faaliyeti destekleyici etkisini teyit etmektedir.

Yurt dışı kaynaklara erişimin kademeli fakat istikrarlı bir şekilde iyileşmeye devam ettiği ve kamu maliyesindeki duruşun yurt içi fonlar üzerinde baskı oluşturmadığı varsayımları altında, kredi hacminin önümüzdeki dönemlerde de genişlemeyi sürdüreceğini tahmin etmekteyiz.

Bununla birlikte, işsizlik oranlarının uzunca bir müddet daha yüksek seviyelerde seyredecek olması ve küresel ekonomideki sorunların kısmen de olsa devam etmesi, kredilerdeki artışı sınırlayabilecek unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır."

"2010 yılında enflasyon dalgalı bir seyir izleyecek"

2009 yılındaki geçici vergi indirimleri ve islenmemiş gıda fiyatlarında gözlenen yüksek oynaklığın oluşturduğu baz etkileri nedeniyle 2010 yılında enflasyonun dalgalı bir seyir izleyeceğini belirten Yılmaz, 2009 yılı Mart ayı ortasında yürürlüğe koyulan, daha sonra Haziran ayında kısmen ve Ekim ayında tamamen geri alınan geçici vergi indirimlerinin, 2010 yılında yıllık enflasyona Nisan ayında yukarı yönlü, Haziran, Temmuz ve Ekim aylarında ise aşağı yönlü bir etki yapacağını söyledi.

Yılmaz "bu çerçevede, enflasyonun ikinci çeyrekte bir miktar artış gösterdikten sonra üçüncü çeyrekte yüzde 10 civarında dalgalanacağını tahmin etmekteyiz" dedi.

2010 yılının son çeyreğinde ve 2011 yılının ilk çeyreğinde ise enflasyonda belirgin düşüşler olmasını beklediklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

"2010 yılının son çeyreğinde öngörmekte olduğumuz düşüş, geçtiğimiz yılın son çeyreğinde gözlenen dolaylı vergilerdeki ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek oranlı artışların oluşturduğu baz etkisini yansıtmaktadır. Benzer şekilde, 2010 yılının ilk çeyreğinde enflasyona 1,9 puanlık katkı yapan vergi artışlarının yıllık enflasyon üzerindeki etkisi 2011 Ocak - Şubat döneminde büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.

Bu doğrultuda enflasyonun, 2010 yılının sonunda yüzde 8,4 seviyesine gerileyeceğini, 2011 yılının ilk çeyreğinde ise belirgin bir düşüş göstererek hedeflerle uyumlu seviyelere yaklaşacağını tahmin etmekteyiz. Takip eden dönemde ise parasal  sıkılaştırmanın gecikmeli etkileriyle enflasyonun kademeli olarak gerileyerek yüzde 5 olan orta vadeli hedef düzeylerinde istikrar kazanmasını beklemekteyiz.

Önümüzdeki dönemde enflasyonun geçici de olsa yüksek seviyelerde seyredecek olması beklenti yönetiminin önemini artırmaktadır. Nitekim Nisan ayı itibarıyla orta vadeli enflasyon beklentileri, güncellenen tahminimizin belirgin olarak üzerindedir."

"Mali disiplin önemli"

Yunanistan ve Portekiz'in ardından İspanya'nın da kredi notunun düşürüldüğü hatırlatılarak, euro ilgili durumu nasıl değerlendirdiğinin sorulmasına karşılık Yılmaz, bütün bu gelişmelerin mali disiplinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurguladı.

Yılmaz, "Bizim buradan ülke olarak çıkaracağımız ders' bedelini ödeyerek geldiğimiz noktada elde ettiğimiz kazanımları muhafaza etmemiz gerektiği şeklinde. Bunu devam ettirmemiz gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.

euronun paritesiyle ilgili bir tahminde bulunmalarının doğru olmayacağını ifade eden Yılmaz, ancak sürdürülebilir olmayan borç dinamiklerinin ülkelerin paraları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu söyledi.

"Toparlanma var ama riskler de yok değil"

"Tünelin sonundaki güneşi gördük diyebilir miyiz?" şeklindeki bir soru üzerine de Yılmaz, "beklenenden önce, güçlü bir toparlanma var, fakat bununla ilgili riskler de yok değil. O riskler de dış talepteki riskler, özellikle yabancı ülkelerdeki mali disiplinle ilgili riskler ve emek piyasasındaki riskler" dedi.

Başkan Yılmaz, "2010 enflasyonun yılın ilk 4 aylık bölümünde 3 puan yükselttiğinizi görüyoruz, acaba enflasyonda kısa sürede görülen 3 puan gibi önemli artışın etkisi, mali disiplin açısından ilave tedbirleri gündeme getirir mi?" şeklindeki soruya karşılık kendilerinin 8,4'lük tahminlerinin içinde şu ana kadar ortaya çıkan bütün gelişmelerin olduğunu, modellerinin bunları içerdiğini söyledi.

Yılın ilk üç ayında gerçekleşen, kümülatif enflasyonun neye tekabül ettiği ve bunun yıl sonunda nasıl bir resim göstereceğinin 8,4'lük rakamın içinde olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

 "Şu anda arz yönlü şoklar var bu da manşet enflasyonu yükseltti. Buradan hareketle ikincil etkiler ortaya çıkarsa... Örneğin' et fiyatları çıktı, sağlık hizmetlerinde fiyatlar arttı, okul ücretleri arttı, dolayısıyla çalışanlar ücretlerine zam isterlerse ve bunlara olumlu cevap verilirse, bunun enflasyon üzerinde bir etkisi olacak. Biz bugün itibariyle iç ve dış talep koşullarının bu tür taleplerin yerine getirilmesini güçlü görmüyoruz. Dolayısıyla ikincil etkileri konusunda bir miktar kıpırdanma var ama enflasyon görünümünü bozacak kadar değil. Ama ihtiyatlı olmamız gerektiğini de söylüyoruz."

Et fiyatlarındaki artış

Öte yandan Merkez Bankası tarafından bugün açıklanan 2010 yılının ilk çeyreğine ilişkin "Enflasyon Raporunda" yer alan "Gıda Fiyatlarındaki Artışlarda Et Fiyatlarının Rolü" başlıklı kutuda, Türkiye'de yükselen et fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Son bir yıl içinde Türkiye'de gıda enflasyonunun yüksek seyretmesinde et fiyatlarının belirleyici olduğunun gözlendiği belirtilen değerlendirmede, bu çerçevede, Mart ayı itibarıyla TÜFE yıllık enflasyonunun önemli bir bölümünün, yıllık gıda enflasyonunun ise yarısından fazlasının et grubu fiyatlarında gözlenen yüksek oranlı artış eğiliminden kaynaklandığını kaydetti.

Diğer yandan, ülkeler arası kıyaslamalar, et fiyatlarındaki yüksek artışların büyük ölçüde Türkiye'ye özgü olduğunu gösterdiği kaydedilen değerlendirmede, bu tespitlerin, son dönemlerde Türkiye'de enflasyonun diğer ülkelere kıyasla daha hızlı artmasında et fiyatlarının rolü olduğuna işaret ettiği ifade edildi.

Rapor'da güncellenen enflasyon tahminlerinin 2010 yılı sonunda gıda fiyatlarının yüzde 9 olarak gerçekleşeceği varsayımına dayandığı belirten değerlendirmede, bununla birlikte, önümüzdeki dönemde et fiyatlarına ilişkin dinamikleri etkileyebilecek yapısal önlemlerin gündeme gelmesi durumunda, gıda enflasyonunun söz konusu varsayımlara kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşebileceği not edilmesi gerektiği kaydedildi.