26 °C

Astarı gözükünce…

Astarı gözükünce…

TRAKYA'DAN / M.Nedim ÇAĞLAR

nedim.caglar@dunya.com

Sayın Hisarcıklıoğlu geçtiğimiz günlerde Trakya'daydı. Tekirdağ'da başlayan programının gün içindeki son durağı Keşan'dı. Borsa ve Odayı ziyaret eden Hisarcıklıoğlu,  Keşan TSO' un girişimiyle yapılan Efes Ticaret Merkezi'ni açtı.  Sonra, Keşan TSO' nun 50. Yılı kutlamaları kapsamında verilen Vergi Ödülleri Töreni'ne katıldı. Yaklaşık 45 dakika süren keyifli ve manidar bir konuşma yaptı.

Kürsüye çıkmadan önce, Keşan'ın yeni lezzeti Satır Et ikram ediliyor Hisarcıklıoğlu' na. Başkan, ürün iyi de, "Millet Satır Et' i tatmak için millet Keşan'a mı gelecek?" diye soruyor ve ekliyor, "Millet gelecek bizi keşfedecek derseniz, daha çok beklersiniz" Ne yaparsanız, nerede yaparsanız yapın, işinizi markalaştırın diyor.

Ve markalaşmanın önemini bir anısıyla gözler önüne seriyor…

Bir Eskişehir programında, 2 yıl önce oda başkanı olan Sayın Cemalettin Sarar, fabrikasını gezdiriyor.  Gerisini Sayın Hisarcıklıoğlu' dan dinleyelim, " 2500 çalışanı görünce gururlandım Fabrikayı gezerken, astarı açılmış bir pardesü gördüm. Dedim, Cemalettin, bu İngilizlerin meşhur markası değil mi? Evet dedi, başkanım. Bunu burada mı dikiyorsunuz? Hayır dedi, sadece dikmiyoruz; kumaş, astar, iplik, düğme de bizden. Dedim, bunun maliyeti neyse vereyim, Ankara'da giyer hava atarım İngiliz markası diye. Hayır dedi, 'Ne istersen iste vereyim, ama bunu veremem. Firma, bir tane sattığımı tespit ederse, bütün sözleşmeyi fesheder, bu kadar insan ekmeğinden olur' dedi. 'Ama başkanım, istersen her şeyi aynı olan Sarar' dan vereyim dedi. Kaç para diye sordum. 225 lira, dedi.  Peki şu meşhur İngiliz markasını Londra'dan almaya kalksam ne kadar, diye sordum. 2000 Türk lirası, dedi. Her şeyi  aynı, tek fark, biri Sarar, diğeri meşhur İngiliz markası" Fark ne, diye soruyor ve cevaplıyor, "Size söyleyeyim, şurada bir kuruş değeri olamayan etiket. İşte size 1'e 10 kazanmanın bir yolu"

Nüktesi bol bir fıkrayla da neşelendiriyor.

Bir firmanın üretim bölümüyle pazarlama bölümü maç yapıyor. Maçı üretim bölümü kazanırken, pazarlama bölümü kaybediyor. Ertesi gün şirket içi gazete yayınlanıyor, tabii ki, gazeteyi yayınlama görevi pazarlama bölümünde. Yayınlanan gazetedeki haber şöyle yer alıyor: Bu sezon üretim bölümü çok kötü geçen bir sezonda, sadece bir maçı kazanarak sezonu kapattı.  Çok iyi bir sezon geçiren Pazarlama bölümü, bir maçı kaybederek sezonu ikinci kapattı.

Fıkra salonda etkisini icra ederken, "Satır Et' te de durum böyle"  diyor ve soruyor Hisarcıklıoğlu,  "Satır etin tadına bakmak için millet Keşan'a mı gelecek? Türkiye'ye tanıtın ürününüzü, millet gelsin bizi keşfetsin diyorsanız, çok beklersiniz"

Astarı gözükünce, pardesü, 225 liradan beklide bir yüzyıllık başarı hikayesiyle 2000 liraya çıkıveriyor. Biz üretimi yaparken, saniyeler kadar zamanda vurulan marka etiketi yeniden-üretim yapıyor. Biz bunu, astar gözükünce fark ediyoruz…

Ama yine de, Satır Et'i Londra'da olmasa bile, Eskişehir'de de yemek istiyoruz…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap