Ekonomi(de)'yi Teşvik-Tekstil bulmacası

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ayhan DOĞRUYOL / MÜSİAD Denizli Şube Başkanı

Bu yazıyı yazarken Münir Nurettin Selçuk'un, Endülüs'te Raks şarkısını, orjinal haliyle -plak cızırtılarıyla- dinliyorum. Keyfime diyecek yok inanın.

Nostaljinin doğallığı insana tarifi zor hazlar veriyor.

İnsanlar yaptıkları işten zevk almalı ki ortaya değer çıkabilsin.

Tezgahını en usta müzisyen edasıyla tıkırdatan dokumacının ürettiği kumaşın seyrine doyum mu olur? Yüreğini ortaya koyarak iş yapan zanaatkarın ürettiği ürün sizce de mükemmele en yakın olan değil midir?

Peki ya girişimci ruhuyla işletme açan, istihdam oluşturan memleket sevdalısı iş sahipleri…

Gene yüreklerini ortaya koyarak yaptıkları işlerde önlerine çıkan engelleri öylesine ezip geçmişler ki 'kaplan' gibi çok güzel bir unvanla sıfatlandırılmış bu insanlar.

Ama bu mücadeleci ruhun aşamadığı bir engel var ki sormayın. "Kendini ifade edememe, onları ifade etme iradesindekilerin de belki beceriksizlik, beklide kendi çekişmelerinden kaynaklanan ama olumsuz etkilerin girişimciyi kedileştirdiği bir dert" bu.

Hiçbir miktarda parayla satın alınamayacak bu hevesin körelmesinden sorumlu olanlar kendi hatalarının maalesef hala farkında değiller.

Esnaf  kan ağlarken, kepenk kapatıp kahve köşelerinde halini birbirine anlatmak için en iş bilir ekonomistlerin bilmediği terimleri kullanmaya başlamışken, içlerine girip de dert anlatmak yerine dert dinleseler... Biraz olsun olayların çözümleneceğinden eminim.

Ekonominin verilerinin iyi olmasından daha çok psikolojinin yerinde olması daha önemliyken hala bunları anla(ya)mamak lüksüne sahip değilsiniz.

Krizin etkisiyle had safhaya çıkmış şu işsizlik buhranında ülkede en fazla istihdamı sağlayan sektörün dünyadaki en büyük istihdam ve enerji vergileriyle ezilmesine müsaade edilmemelidir. Dünyadaki diğer rakiplerimizle aynı vergiyi alsanız bu girişimcilerin teşvike filan ihtiyacı yok inananın.

Hele hele Denizli gibi bu konuda rüştünü ispatlamış bir ekonomiye "fabrikalarınızı taşırken nakliye ücretini verelim" gibi akıl almaz bir söylemi kabullenemiyorum.

Finansman eksenli bu krizde bütün dünyada bankalar patır patır dökülürken bu cennet vatanımızdaki bankaların tarihindeki en yüksek kar marjlarını açıklıyor olması sizce de manidar değimli?

Bu derde ayrıca derman bulunmalı.

Kulağıma gelen tınılar sanat güneşi Zeki Müren'in o eşsiz yorumuyla "Sevemez Kimse Seni" ve "Şimdi Uzaklardasın" şarkılarını icra ediyor. Nasılda içten söylüyor paşam.

Bu müzikler takdir edersiniz ki yüzyılların verdiği birikimlerle ortaya konulmuş şaheserlerdir. Onu güzel yorumlamak başka bir konudur.

55 antik kentin bulunduğu ve dünyanın en iyilerinden "Ege Pamuğu"nun yetiştiği yöremizde Laodikya lahitlerinde, 2 bin yıl önce burada dokunan ürünlerin Roma'ya defaten kervanlarla götürülüp satıldığı yazmaktadır. En güncel olan haberde Temmuz ayında yapılan kazılarda Laodikya'da 7 bin 500 yıllık bir dokuma tezgahı bulunması. Bu kazıları yapan değerli arkeolog Prof. Dr. Celal Şimşek hocaya ayrıca teşekkür ediyorum.

Yüzyıllardan beri süre gelen bir birikimi ne kadar iştahla dinliyoruz. Bu dokumaları tüketiciler ne kadar büyük bir zevkle kullanırlar, varın gerisini siz düşünün.

Böylesi tarihi olan bu sektörün 'Makinelerini kendileri üretemediler', 'Markalaşamadılar', 'Kazandıklarıyla Katma Değeri Yüksek Ürünler için Ar-Ge yapmadılar' gibi süslü akademisyen terimleriyle katledilmesine lütfen izin vermeyin.

Hele bir de 'Tekstil batıdan doğuya doğru giden bir sektördür' yalanını kendilerini de inandırarak söyleyen ağzı kalabalıklar hem girişimci ruhun hem de 'Ev Tekstili Sektörü'nün katili olmakta buradan ekmek yiyenlerin ahını almaktadırlar.

Altını çizmemdeki gayem çok geniş olan tekstil sektöründe ev tekstili paydasının muhakkak ayrı değerlendirilmesi gerektiğidir.

Dünyanın en büyük ikinci ev tekstili fuarını daha bu yıl desteklemeye başlayan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nda, fuarın en çok yabacı ziyaretçi çeken salonuna bir zafer edasıyla Mısırlı üreticilerin bayrağının dikilmesi mahcubiyetini kimse yaşamamaktadır.

Denizli MÜSİAD'ta tam üç yıl Tekstil Sektör Kurulu Başkanlığı yaptım. Gezdiğim hiçbir uluslararası fuar yada ülkede böylesi bir vakaya şahit olmadım.

Bu fuarı Türkiye'ye çeken ve büyüten biz ev tekstili üreticileri bu yılki fuarda "Dış Alım Talepleri"nde bulunan 'BUYER'larla fuar sırasındaki toplantıların iptal olması gibi bir faciayla karşılaşırken, karşımızda muhatap bulamadık. Saçma bir organizasyon eksikliğinden kaynaklı "İkili Görüşmeler"'in yapılamaması elbette bürokrasi hazretlerinden dolayı faili meçhuldür.

Tam beş yıldır bu fuara katılan bir işletmenin sahibiyim. Bu yıl iki şirketimi de fuarda temsil ettim. Maalesef iki şirketimde diğer sekizinden ayrı, hem de apayrı bulunan adeta öksüz bir salondaydı. Ve kaderin cilvesi bu salondaki Ev tekstili üreticileri ekseriyetle Denizli'dendi.

Bu uzun yazıyı 'Gök Yüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar' şarkısıyla ne kadar manidar bir sonla nihayetlendirdiğimi belirtmek isterim.