Geleceğin sanayisinde insan nerede? Bursa’yı bekleyen büyük dönüşüm
Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir çok iş toplantısında masadaki herkesin ortak noktası tek bir kavramdı: Yapay zekâ.
Özgür HASÇELİK
Sohbetler ilerledikçe şunu bir kez daha net biçimde fark ettim: Bizler bugüne kadar yapay zekânın hayatımıza ne kadar hızlı, ne kadar sessiz ama bir o kadar da derin biçimde nüfuz ettiğini tam olarak kavrayamamışız. Onu uzunca bir süre dijital dünyanın pratik bir oyun alanı ya da uzak geleceğin bir bilim kurgu fantezisi olarak gördük. Ancak bugün geldiğimiz noktada tablo çok farklı. Dünyada uçan arabaların test sürüşlerini tamamladığı, algoritmaların analiz gücüyle insan zekâsını zorladığı bir çağı canlı canlı yaşıyoruz. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yapay zekânın ulaşacağı boyut ise sanayiden gündelik yaşama kadar bildiğimiz tüm ezberleri bozacak nitelikte.
Peki, bu devasa dönüşümün ortasında asıl sormamız gereken soru ne? Geleceğin sanayisinde insan nerede duracak?
İş dünyasını ve cemiyeti en çok düşündüren başlık şüphesiz nitelikli ve nicelikli istihdamın akıbeti. Uluslararası araştırmalar, önümüzdeki 10 yıl içinde geleneksel iş kollarının çok büyük bir kısmının otomasyon ve yapay zekâ sistemlerine devredileceğini gösteriyor. Bu durum, zamanında doğru adımlar atılmazsa küresel ölçekte ciddi bir işsizlik ordusunun doğması riskini barındırıyor. Geçtiğimiz günlerde kentimizde düzenlenen Hisariçi Felsefe Buluşmaları’nda akademisyenlerin de üzerine basa basa söylediği gibi; yapay zekâ artık yalnızca teknik ya da ekonomik bir konu değil; insanlığın varoluşsal, felsefi ve toplumsal dengelerini sarsan devasa bir kırılma noktası.
Sanayi bu dönüşümün neresinde?
Bu büyük sınavın en çetin alanı şüphesiz üretim sektörü. Dünya devleri; yapay zekâ destekli üretim planlamaları,insansız çalışan karanlık fabrikalar ve veri odaklı verimlilik modelleriyle sıfır hata hedeflerine kilitlenmiş durumda. Tam bu noktada gözlerimizi otomotivin, tekstilin ve makine üretiminin kalbi olan kendi kentimize çevirmemiz gerekiyor: Bursa sanayisi bu büyük dönüşüme hazır mı? Prof. Dr. Necmi Gürsakal’ın Bursa sanayisinin yapay zekâ çağındaki yol haritasına dair ortaya koyduğu üç aşamalı projeksiyon, önümüzdeki tablonun ciddiyetini net biçimde özetliyor:
1.2026-2027 dönemi: Yapay zekânın fabrikalarda verimlilik, süreç takibi ve kalite kontrol mekanizmalarına hızla entegre olması.
2.2027-2030 dönemi: Teknolojiyi kurumsal yapısına adapte edebilen işletmeler ile geleneksel yöntemlerde direnenler arasında belirgin bir rekabet ve istihdam makasının açılması.
3.2030 ve sonrası: Üretim, mühendislik ve veri yönetiminin tamamen iç içe geçtiği yepyeni bir sanayi modelinin sahaya hakim olması.
Tam da bu noktada durup kendimize şu can alıcı soruyu sormalıyız: Yapay zekâ mı bizi yönetecek, yoksa biz mi yapay zekâyı yöneteceğiz?
Eğer süreci pasif bir izleyici gibi takip eder, algoritmaların ve otomasyonun pasif birer uygulayıcısı haline gelirsek; teknolojinin bizi yönettiği, kararları sistemlerin aldığı ve insanın üretim denkleminden çıkarıldığı bir işsizlik tablosuyla karşılaşmamız kaçınılmaz olur. Oysa yapay zekâyı insan zekâsının yerine koymak yerine, onu insan aklını ve yeteneğini güçlü kılan bir araç, tabiricaizse bir çırak olarak konumlandırmalıyız. Direksiyona insanın geçtiği,algoritmaların ise hedeflere ulaşmayı hızlandırdığı bir akılla hareket etmek zorundayız.
Bursa sahada nasıl bir strateji izliyor?
Kentimizde bu büyük dönüşüm dalgasına karşı atılan kıymetli adımlar yok değil. TEKNOSAB gibi yüksek teknoloji odaklı sanayi bölgelerimiz, üretim ve lojistiği yapay zekâ ekosistemleriyle buluşturmayı hedefleyen altyapılar geliştiriyor. NOSAB ve diğer organize sanayi bölgelerimizde düzenlenen "Dijital OSB" buluşmalarında; akıllı fabrikalar, verimlilik ve yeşil dönüşüm başlıkları altında sanayicinin farkındalığı artırılmaya çalışılıyor.
Ancak unutulmamalıdır ki, en gelişmiş yazılımları veya devasa otomasyon sistemlerini kurarsanız kurun, sürdürülebilir başarının anahtarı yine insandır. BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu’nun da her fırsatta altını çizdiği üzere; teknolojiyi anlamlandıracak, onu katma değere dönüştürecek olan yetişmiş insan kaynağıdır. Bursa sanayisindeki KOBİ’lerimizin ve üretim hattındaki binlerce emekçimizin bu süreçte yönlendirilen değil, yöneten tarafta kalabilmesi için eğitim sistemimizin ve mesleki gelişim modellerimizin acilen yapay zekâ çağına uyarlanması gerekmektedir.
Korkmak değil, hazırlanmak zamanı
Yapay zekanın getirdiği bu büyük değişim, direksiyonu teknolojiye teslim edip hazırlıksız yakalanan yapılar için ciddi bir işsizlik ve rekabet kaybı riski taşırken; kontrolü elinde tutanlar için Bursa’yı küresel pazarda öne geçirecek eşsiz bir kaldıraç olabilir. Eğer sanayimizi veri odaklı hale getirir, KOBİ’lerimizin dijitalleşme maliyetlerini düşürür ve en önemlisi insanımızı teknolojinin yöneticisi kılacak yetkinliklerle donatırsak, bu devasa dönüşümü bir kayıp değil, kentimiz adına güçlü bir geleceğe dönüştürebiliriz. Çünkü gelecek, teknolojinin yönettiği değil, teknolojiyi yönetenlerin olacaktır.