İstanbul'da ekonomiye güven artıyor

İTO verilerine göre, 2008 yılı Ekim ayında 70,89 ile en dip noktaya inen 'piyasa eğilim ve beklenti indeksi' 2010 yılı ocak ayında 96,48; "piyasa güven indeksi" değeri ise 90,19'a yükseldi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - İstanbul Ticaret Odası (İTO), test çalışması sürecinin tamamlanmasının ardından İstanbul Piyasa ve Güven İndeksleri sonuçlarını açıkladı.

İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş tarafından açıklanan verilere göre, 2010 yılı ocak ayında "piyasa eğilim ve beklenti indeksi"nin değeri 96,48; "İstanbul piyasa güven indeksi"nin değeri de 90,19 oldu.

0-200 değer aralığında yer alan yayılma indekslerinin 100'den büyük olması iyimserliği, 100'den küçük olması ise kötümserliği gösteriyor.

Yalçıntaş'ın verdiği bilgiye göre, 2006 yılının ekim ayında elde edilen ilk "piyasa güven indeksi" verisi 100,44 ile iyimserlik düzeyinde yer alırken, bu oran küresel krizin etkilerini en yoğun olarak gösterdiği 2008 yılının ekim ayında en düşük değerine inerek 69,56 olarak gerçekleşti.

Piyasa eğilim ve beklenti indeksi değeri de 2008 yılı Ekim ayında 70,89 ile en dip noktaya indi.

İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, İstanbul piyasa güven ve eğilim indekslerinin ilk olarak kamuoyuna duyurulması nedeniyle düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'deki ilk fiyat indekslerini 1927 yılında İTO'nun başlattığını belirterek, tüm dünya ekonomisinin entegre olduğu bir dönemde doğru kararların alınmasında güvenilir verilerin önemine işaret etti.

Ekonomide psikolojik etkenlerin de hakim olduğuna dikkati çeken Yalçıntaş, karar alıcıların toplumdaki beklentileri doğru şekilde analiz edebilmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Merkez Bankası, TÜİK ve CNBC-e kanalının da benzer indeksler yayınladıklarını hatırlatan Yalçıntaş, İTO indekslerinin farkını sadece İstanbul'u kapsaması ve sektörler bazında incelemelere yer vermesi olarak açıkladı. Yalçıntaş, çalışmada yer alacak sektörleri gıda, tekstil, taşıt araçları ve yan sanayii, inşaat, turizm, metal eşya-makine ve elektrik olarak sıraladı.

Yalçıntaş, indekslerin içeriklerine de değinerek, "Güven indeksi, sektör ve genel ekonomiyle ilgili geçmiş ve yakın geleceği kapsar. Eğilim ve beklenti indeksi ise sektör ve genel ekonomiyle ilgili sadece daha uzak geleceğe odaklanır" şeklinde konuştu.

İndekse temel oluşturan ankete katılacak firmaların Oda'daki meslek grupları ve sermaye sınıflamasına tabi tutularak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçildiğini kaydeden Yalçıntaş, bin firmaya uygulanan anketin söz konusu firmaların ortakları veya üst yöneticileriyle yüz yüze görüşülerek yapıldığını anlattı.

Murat Yalçıntaş, indekse ilişkin test çalışmalarının 2006 yılı ekim ayında başladığını ve üçer aylık periyotlarla sürdürüldüğünü ifade ederek, bundan sonrası için de ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında anket saha çalışmalarını yapmayı, şubat, mayıs, ağustos ve kasım aylarında da sonuçları kamuoyu ile paylaşmayı hedeflediklerini bildirdi.

"Temkinli iyimserlik"

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Yalçıntaş, 2006 yılı ekim ayı sonrasında indekste aşağı doğru bir trendin başladığını ve dip noktasına 2008 yılı ekim ayında ulaştığını belirtti.

İndeksin Ekim 2006'daki değere çok yaklaştığını ancak henüz 100'ün üzerine çıkmadığını vurgulayan Yalçıntaş, "Bu da iş dünyasının temkinli bir iyimserlik içinde olduğunu gösteriyor. Eğer biz ekonomi konuşmaya, ekonomik paketleri arka arkaya çıkarmaya devam edebilirsek, mayıs ayında indeksin 100'ün üzerine çıkacağına ve önümüzdeki aylarda da 200'e doğru yükselerek Türkiye'nin gelişimini hızlı bir şekilde devam ettireceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

Yalçıntaş, Türkiye'de olanları net şekilde tanıyabilmenin, doğru reçetelerin oluşturulmasında büyük önem taşıdığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Türkiye'de kriz yaşamadık, biz Türkiye'de küçülme yaşadık. Bu ikisi farklı şeyler, sebepleri birbirinden farklı, dolayısıyla reçeteleri de birbirinden farklı. Kriz yaşayan ülkeler yüzde 2-3 küçüldüğü halde biz yüzde 6 küçüldük. Bu indeksler de bizim niçin küçülme yaşadığımızı net şekilde ortaya koyuyor. Rakamlarımız siyasi istikrarsızlığa düştüğümüz 2007 yılında düşmeye başladı. 2007 yılında almamız gereken ekonomik tedbirleri alamadığımız için dünyada talep daralması ve emtia fiyatlarındaki düşüş bize doğrudan küçülme olarak yansıdı."

Seçimler değil paketler indekse yansıyor

Bir soru üzerine Yalçıntaş, seçim dönemlerinde indekslerde büyük değişimler yaşanmadığını ancak açıklanan ekonomik paketlerin sektörler bazında olumlu yansımalarının görüldüğünü kaydetti.

Yalçıntaş, Türkiye'de ekonominin canlanması için dış talep konusunda yeni pazarlara açılmanın, iç talep için ise yeni paketler açıklanmasının ve TBMM'den geçmesi beklenen yasaların çıkarılmasının önemine işaret etti.

İndekste alınan çek ve senete güvenin, ortalama güvenin altında kalmasına ilişkin bir soru üzerine Yalçıntaş, finans sektörünün Türkiye'de en muhafazakar sektör olduğunu, işletmelerin 2008 ve 2009'da zor zamanlar yaşadığını belirtti.

Yalçıntaş, "Yerine gelmesi en güç güven, finansal alandaki güven. Dolayısıyla sütten ağzı yanmış olan işletmelerimiz hala yavaş yavaş yoğurdu üflüyorlar. İnşallah kısa zamanda birbirlerine olan güven tekrar yerine gelecek. Çekle ilgili bir kanun da çıkarıldı. Bunun da güvenin yerine gelmesinde etkili olacağına inanıyorum" diye konuştu.

Güven indeksi

İstanbul piyasa güven indeksi 2010 yılı ocak ayında 90,19 oldu. 2006 yılının ekim ayında 100,44 olan indeks, 2008 yılı ekim ayında en düşük değerine inerek 69,56 olarak gerçekleşmişti.

Ankete katılan şirketlerin "6 ay öncesine göre bugün ülkenin genel ekonomik durumu" sorusuna verdikleri yanıtın indekse yansıması 76,91 olarak gerçekleşti. Aynı veri 2006 yılı ekim ayında 90,35; 2008 yılı ekim ayında ise 51,02 olarak gerçekleşmişti.

"Gelecek 6 aylık dönemde ülkenin genel ekonomik durumu" ise 2006 yılı ekim ayında 98,59 seviyesinde bulunurken, 2008 ekim ayında 54,97'ye geriledi, geçen ay ise 86,22'ye yükseldi.

Bu konularda ilginizi çekebilir