KOBİ’lere finansman müjdesi

Sanayi Bakanı Ergün "KOBİ'ler için yeni bir destek düşünüyoruz. Daha öncekilerden hiç kredi almayan KOBİ'ler yararlanacak" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Volkan ÖZSOY

İSTANBUL - Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, KOBİ'lere yeni bir finansman desteğini düşündüklerini bu imkandan, bu zamana kadar finansman imkanlarını kullanamayan işletmelerin yararlandırılacağını söyledi.

Ergün, 'babalar gibi yerli bir otomobil markası yaratılması' tartışmaları hakkında da büyük patronlara, "10 yıl içinde otomobil iç pazarımız 1 milyonu aşacak. Gelin bu pastanın yüzde 20'sini siz alın" diye seslendi. Bakan Ergün, OSTİM işyerlerinde meydana gelen patlamalarla ilgili olarak da başta küçük sanayi bölgelerinden OSB'lere dönüşen yerler olmak üzere, denetimlerin sıkı bir şekilde artacağını söyledi.

'Kentsel dönüşüm'ün sanayi bölgeleri için de gerekli olduğunu vurgulayan Ergün, sanayicinin artık arsalara bütçe ayırmayacağı 'Sanayi Havzaları' modelinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Bakan Nihat Ergün, DÜNYA'yı ziyaret ederek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kimse 'iş güvenliği maliyetli' diye yakınmasın

Ankara OSTİM işyerlerindeki patlamalarla ilgili bilgi veren Ergün, olayla ilgili ipuçlarının, yetkililerin teknik çalışması sonucu ortaya çıkacağını ve işin uzmanı olmayan kişilerin birtakım iddialarda bulunmasının yersiz olduğunu ifade etti.

Bakanlık olarak tüm işletmelerde denetimlerin belirli periyotlar halinde yapıldığını dile getiren Ergün, "Spesifik sektörler için yeterli eğitime sahip denetim elemanlarımızın bulunmadığı iddiası doğru değil. Ancak burada denetimden dolayı bir ihmal söz konusu ise, bu da ortaya çıkacak" dedi.

Bakan Ergün, önemli olanın, kişilerin denetim  mekanizmasını hissetmesi ve yanlış yapanın yanına kar kalmayacağını bilmesi olduğunu kaydederek, son olaylarda iş güvenliği ihmalinin henüz tespit edilmediğini söyledi.

Denetimleri artıracaklarını vurgulayan Ergün, işverenlere seslenmek istediğini belirterek "Kimse iş güvenliği yatırımları maliyetli, rekabet gücümüzü düşürüyor diye yakınmasın. Bakınız, bir sorun, tüm rekabet gücünüzü, işini ortadan kaldırabiliyor, insanları öldürüyor. Sana, çalışanlarına, topluma tahayyül edilemeyecek maliyetler getiriyor. İş güvenliğinden kaçarak üretim yapmanın bedeli çok ağır. Bunu herkes bilmeli." diye konuştu.

Küçük sanayi sitelerinden organize sanayi bölgeleri'ne (OSB) dönüşen yerlerde, tehlikeli madde üretimi yapan bazı işletmelerin bulunduğunu ve bunların OSB yönetimleri tarafından gözden kaçırıldığını dile getiren Ergün, bunlarla ilgili çalışma başlatacaklarını söyledi.

Bunların bir şekilde varlıklarını sürdürüp, işlerini geliştirmiş olabileceklerini kaydeden Ergün "Biz şimdi bu denetimleri OSB yönetimlerine bırakmadan kendimiz yapacağız. Bu konuda hassas bir denetim başlatacak ve söz konusu böyle işletmelere, 'arkadaş sizin artık burada bulunmanız mümkün değil' diyeceğiz. Bunların taşınması için de altyapının oluşturulmasına yönelik hazırlıklara başlayacağız"dedi.

'Hormonlu' OSB'lere kapsamlı denetim geliyor

Bununla birlikte ilk etapta düzensiz sanayi bölgeleriyle ilgili de bir çalışma yapacaklarını belirten Ergün konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Mesela İkitelli, İvedik, Ostim, İmes gibi küçük sanayi sitelerinden OSB'lere dönüşen yerler var. Buralarda işletmeler büyüme ihtiyacını, arazi küçük olduğu için uygun şekilde karşılayamıyor ve 'hormonlu' büyümeler meydana gelebiliyor. Bu şekildeki büyümelerin iş risklerini de beraberinde getirip getirmediğine iyi bakılması lazım. Biz de ruhsatlandırma açısından, eksikler var mı, iş güvenliği açısından bu tür yerlerde hormonlu büyümenin getirdiği eksiklikler var mı, yoğun bir şekilde mercek altına alacağız. Buralarda kapsamlı bir denetim yapılacak."

Üretilecek yerli marka 200 bin adet rahat satar

Başbakan Erdoğan'ın, TÜSİAD'da "Gelin babalar gibi bir yerli otomobil markası yaratın" çağrısının ardından başlayan tartışmalara da değinen Bakan Nihat Ergün, eleştirilerin haksız olduğunu savunarak, "Türkiye'de yerli bir otomobil markası çıkar" dedi. Ülkede, müteşebbis, sermaye, teknoloji, insan kaynağı ve pazar sorunu bulunmadığını belirten Ergün, bunun dışında maliyetle ilgili bir zorluğun da olmayacağını öngördüklerini vurguladı.

Ergün konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Biz 'bir otomobil pazara girer girmez 1 milyon adet satar' diye bir iddiayla ortaya çıkmadık. Türkiye'de 2010 yılında 510 bin otomobil satıldı. Önümüzdeki 5 yıl içinde iç pazar 1 milyona yaklaşır, 10 yıl içinde de 1 milyon adeti aşar. Ülkemizde genç bir nüfus var. Otomobil sahibi olma arzusu son derece yüksek ve otomobil sahipliği ortalaması oldukça düşük. Ayrıca orta gelir sınıfına transfer olan sayısı da hızla artarken, finansman maliyetleri de düşüyor. Tüm bunlar bize, içeride bir otomobilin pazar payının yüksek olabileceğini gösteriyor."

Bugün iyi bir tasarımla piyasaya çıkacak yerli bir aracın, iç pazar payının yüzde 20'ye ulaşacağını ileri süren Bakan Ergün, "Yani 500 bine ulaşan pazar hacminde bu otomobil yüz bin satar. Başlangıçta yüz bin otomobil satışı da bunu yaşatır" diye konuştu. Her ülkenin ürettiği otomobil modelin, kendi iç pazarında çok önemli bir yer tuttuğuna işaret eden Ergün, zaten bunun için toplumsal bir altyapı ve beklenti olduğunu da sözlerine ekledi.

Yapmak istemezlerse yapacak olanlar gelir

Ergün, otomotivde yerli büyük sanayicilerin dev otomotiv firmalarıyla işbirliklerinin olduğunu ve onların bu işe karşı çıkabileceği ihtimaliyle ilgili olarak, bu ortaklıkların bir sorun yaratmayacağını çünkü rekabetin iyi bir şey olduğunu söyledi. Böyle bir otomobili mutlaka yerli sermayenin yapmasının gerekmediğini vurgulayan Ergün şöyle devam etti: "Bunu yabancı sermaye ortaklığı ile de yapabilirler.

Ama yapmak istemeyeni de zorlamayız. Sonunda bu işi gerçekten yapabilecek, başka sermaye birikimi ve sektörde tecrübesi olan insanlar da var. İmalat sürecinde motor ve aktarma mekanizmaları üretimi için uygun teşvik mekanizmaları oluşturabiliriz. Buna benzer şeyler zaten bugün de var. Belki bu parçalar, bağımsız olarak da teşvik edilebilir. Siz gerçekten iyi bir şekilde üretince, birçok firmaya da bunu satıyorsunuz.

Ayrıca, fosil yakıtlarda henüz son sözler söylenmiş değil. Daha atılacak birçok adım var. Şu anda dünyada bir teknoloji değişimi yaşanıyor. Yani geç kalmış sayılmayız. Bu işin içine tam teknoloji değişirken girersek, fırsatı yakalamış oluruz.

300 binlik pay alın biz destek olacağız

"Biz böyle bir fırsat var, bunu kaçırmayın, bu adımı atana da destek olacağız diyoruz" ifadesini kullanan Ergün, önümüzdeki 10 yıl içinde en azından iç pazardaki bu 1.5 milyonluk adedi birilerinin dolduracağını hatırlattı.

Ergün, "Siz girin bu pastadan 300 binlik pay alın. Gelin bu fırsatı değerlendirin. Eğer ihtiyaç varsa devlet de ortak olsun ama gerçekten yok" çağrısını yaptı. Kamu alımlarında yerli kullanımını teşvik edecek unsurları Kamu İhale Kanunu'na (KİK) soktuklarını da hatırlatan Ergün, kamu alımlarında yerli kullanımının teşvik edilecek olmasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

KOBİ alacağı ucuz finansman aracı olamayacak

"KOBİ'lerin en önemli finansman kaynağı, tahsilatlarını zamanında yapmaları" düşüncesiyle, bunu Türk Ticaret Kanunu'na soktuklarını kaydeden Ergün, bu konuda tarihi bir adım attıklarını söyledi. Ergün, Avrupa'daki KOBİ'lerin yüzde 25'inin alacağını zamanında tahsil edememesi nedeniyle battığını ve bu nedenle AB'nin 'Geç Ödemeler Direktifi'ni hazırladığını hatırlattı. Yeni kanunla küçük işletmelere yapılacak vadenin 30 günle sınırlandırıldığını hatırlatan Ergün, ödemeyene ağır cezai yaptırımlar getirildiğini dile getirdi.

Ergün, KOBİ'nin parasını geç ödeyip, faizsiz finansman sağlama devrinin bittiğini belirterek "Şimdi o KOBİ'nin parasını 30 günde ödemediysen, hem gecikme zammı, hem de 8 puan fazladan temerrüt faizi ödeyeceksin. İşte bu zamana kadar kendine en ucuz yolla finansman sağladığın bu yöntem, şimdi dünyanın en pahalısı haline geldi, istersen kullan" diye konuştu.

BAKAN ERGÜN'DEN ÜÇ KONUDA ÜÇ GÖRÜŞ

Finansman desteği bu kez 'hiç almamış' olanlara verilecek

Ergün ''KOBİ'lere geçtiğimiz yılın sonlarında verilen 3 milyar TL kredi faiz desteği tekrarlanacak mı?" şeklindeki bir soruya "Evet böyle bir düşüncemiz var, kafamızda şekillenmiş durumda" yanıtını verdi. Ancak böyle bir paketin bu kez destekten hiç faydalanmamış KOBİ'ler için uygulanacağını söyleyen Ergün, "Alt ve üst limitini de değerlendireceğiz.

Örneğin limitleri 25 ila 100 bin TL arasında koyarsak, bunu isteyen 25, isteyen 50, isteyen 100 bin TL olarak kullanacak" diye konuştu. Daha önce rekor başvuru yapılan destek paketinde bazı bankaların şikayetlerinin hatırlatılması üzerine de Ergün şunları söyledi:

"Sorunun, üzerinde durduk ve önemli bir sistem hatasına rastlamadık. KOSGEB'in bilgisayarlarında da önemli bir yanlışlık bulunmadı. Bankaların bazıları daha az, bazıları daha fazla hazırdı. Örneğin bunların içinde Garanti Bankası'nın önceden ve çok daha iyi hazırlık yaptığına şahit olduk."

Gelişen İşletmeler Piyasası'nın 'gong'unu çaldıklarını hatırlatan Ergün, KOBİ'lerin sermaye artırımı yaparak bu piyasaya gireceklerini ve toplanan paraları işletmelerin yatırımda kullanabileceklerini söyledi. İMKB'nin ulusal piyasasında olan şirket sayısının 340 civarında olduğunu vurgulayan Ergün, "Bu demek ki, Türkiye'nin ilk binindeki şirketlerden 120 tanesi borsada.

Yani bu hiçbir şey değil" diye konuştu. KOBİ'lerin borsaya giriş bedellerinin yüzde 90'ının alınmayacağını da anımsatan Ergün bu işletmelere KOSGEB desteği verildiğini söyledi.

Sanayi havzaları ile arsa maliyeti azalır

Ergün, sanayicilerin, "Arsa maliyetleri bizi çok zorluyor. Spekülatörlerin devreden çıkacağı bir sistem getirilmeli" şeklindeki şikayetlerinin hatırlatılması üzerine, bunun zaman içinde düzenleneceğini söyledi. Kentsel dönüşümün, sanayi alanlarının dönüşümünü de kapsayabileceğini belirten Ergün, şu an şehir içinde kalmış OSB'ler bulunduğunu ve buraların değerlerinin çok yükselmiş olduğunu kaydetti.

Ergün, "Şehir bir finans ve ticaret merkezi olduğunda bu yerlerin değeri daha da yükselecek. Bu tür yerleri TOKİ ortaklığı ile olacağı gibi, OSB yönetimleri kendileri de bir oluşturacakları bir organizasyonla değerlendirebilir ve çok daha güzel, kapsamlı tesisler yapabilirler" şeklinde konuştu. "İstanbul'da kentsel dönüşümü, sanayi bölgeleri için de uygulamalıyız" diyen Ergün, bazı sanayi bölgelerini İstanbul dışında planlama ihtiyacı bulunduğunu belirtirken, örnek olarak, bunun Edirne'ye doğru uzanan bir hat olabileceğini söyledi. OSB'lerle limanları birleştirecek birtakım adımlar atacaklarını kaydeden Ergün şöyle devam etti:

"Bu, Sanayi Strateji Belgesi'nde de var. Örneğin Filyos Vadisi'ni bir sanayi bölgesi için planlayıp, İstanbul'dan buraya gelmek isteyen sanayi bölgeleri için kara demir ve denizyolu altyapısı ile pazarlara açacağız.

Bilecik, Eskişehir bölgesi İstanbul'la bağlantıları son derece kolay alanlar. Eğer bunları yapmayıp, İstanbul için buralarda alan yaratmak istersek, sürekli ormanlara yönelmiş oluruz. Artık şehirden ziyade üretimi, birkaç şehri de içine alan 'havzalar' şeklinde düşünmek lazım. Bunu da arsa spekülatörlerine fırsat vermeden gerçekleştirmeliyiz ki, sanayici artık arsa için bütçe ayırmasın. Bu parayı makine, teçhizat, üretim, istihdam gibi alanlarda kullansın. Biz altyapıları oluşturulmuş bu arazileri sanayiciye bedelsiz tahsis edelim."

'Anadol' markasını kendimiz öldürdük

Ergün, "Türkiye'de böyle bir otomobilin satmaması için hiçbir neden yok. Ama biz attığımız başka adımları sakatladık, bunu da sakatlarsak olmaz" diyerek, 1965 yılında Koç Grubu tarafından üretilen 'Anadol' markasını örnek gösterdi. Anadol'u markalaştıramadığımızı ve kendi kendimize sürekli kötülediğimize dikkat çeken Ergün, "Konjonktür müsaitti ama biz bu aracı çeşitli söylentilerle kötüleyerek, kendimizi engelledik" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin yaratılacak yerli bir otomobil markasını yurtdışında pazarlama gücüne Hindistan ve Çin'den daha fazla sahip olduğunu iddia eden Ergün, "Çin ve Hindistan belki kendi markasını Avrupa'ya satmakta zorlanabilir ama biz zorlanmayız. Çünkü sektörün kalitesi Batı pazarlarında, herkes tarafından biliniyor" şeklinde konuştu.

 

Bu konularda ilginizi çekebilir