Kriz işletme okullarına ders programını baştan yazdırdı

Dünya ekonomisine sert fren yaptıran ABD'deki sub-prime mortgage krizi patlak verdiğinde birçok soru akla geldi: Bu kriz önlenebilir miydi? Üniversiteler, öğrencilere hiç faydalı bir şey öğretmediler mi?...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

 

 
 
Evrim KÜÇÜK 
 
Ekonomik kriz 2008 yılında kapıya dayandığında, işletme eğitiminin başına son yılların en iyi fırsatı geçti. Çünkü mortgage krizi, etkinliğini kaybeden hatta yıkıcı etkiye sahip iş modellerini bizlere gösterdi. İş modellerini değişmesi gerektiği kadar öğretme modellerinin de değişmesi gerektiği ortaya kondu. Her ne kadar mortgage krizinin kabahatini işletme fakültelerine yüklemek uzmanlara göre işi çok basite indirgimek olsa da, uzmanlar "işletme okullarında ve MBA derslerinde öğrencilere finans balonları, iş etiği, eleştirel düşünme ve benzeri konuları daha iyi kavramalarını sağlayacak ders programları uygulansaydı, acaba durum farklı mı olurdu?" sorusunu sormadan edemiyorlar. Eğitimciler de artık bu soruların daha fazla sorulmasını istemiyor ve iş dünyasına bundan sonraki katılacak neslin özgeçmişlerindeki eksikliklerini düzeltmelerini sağlayacak girişimlerde bulunuyor. Aralarında Harvard, John Hopkins, Stanford, Columbia gibi ünlü üniversitelerin de bulunduğu eğitim kurumlarının işletme fakülteleri insani değerleri de hesaba katan etik değerlere odaklanan, inovatif, liderlik ruhuna sahip,  girişimci bireyler yetiştirmek üzere yeni müfredatlar uygulamaya başladılar. 
 
Dünyanın önde gelen işletme okullarının finans krizinden sonra eğitim programlarında nasıl değişiklikler yaptıklarına dair MarketWatch.com'da yer alan bir analizde artık eğitim kurumlarının mevcut programlarının yetersizliğinin farkına varıp kriz sürecinde ortaya çıkan yeni başlıklara özel sınıflar açtıkları belirtiliyor. Analizde okulların son yıllardaki geçtiği dönüşüm süreci şöyle anlatılıyor: 
 
1. ETİK DEĞERLERİN ÖNCELİK KAZANMASI 
Dünya ekonomisinde yeni bir perde açan finans krizi, işletme okullarının 2000'lerin başında patlak veren şirket skandallarından beri farkında olduğu bir gerçeği su üzerine çıkardı ve öğrencilerin akıllıca, sorumluluk sahibi kararlar almaya yönlendirmesinin aciliyetinin altını çizdi. Bu, öğrencilere maksimum kazanç elde etmek yerine çalışanların, müşterilerin ve toplumun genelini de içine alan daha köşesiz bir bakış açısı kazandırılmasına yönelik bir müfredat benimsenmesi anlamına geliyor. Bu trend birçok okulun müfredatına yansımaya başlamış durumda. Örneğin Johns Hopkins Üniversitesi Carey Business School'da yeni küresel MBA programı dünyaya genel bakış ve kültürel farkındalığı bir ya da iki sınıfta bir ders olarak okutmak yerine tüm eğitim programına entegre etti. MIT'in yönetimindeki Sloan School of Management gibi bazı okullar zaten mevcut olan etik derslerini geliştirirken, New England College of Business & Finance 'İş Etiği ve  Uyumu' adıyla bir master programı başlattı. 
 
2. BÜYÜK RESMİ VURGULAMAK 
Öğrencilerin bakış açılarının 'dolar'ın ötesine taşımak amacıyla müfredatlarda 'etik kuralları' merkeze alan değişimleri diğer bazı yenilikler takip ediyor. Bunların temelinde ise öğrencilere olayları diğer açılardan bakabilmelerini sağlamak yatıyor. Mesela, MBA derslerinde mortgage'a dayalı menkul değerler konusunda eğitim verilseydi, buradan doğacak riskler fark edilebilirdi. Philadelphia Üniversitesi'nin Başkanı Stephen Spinelli'nin dediği gibi, "Öğrencileri işletme okuluna getirdiğimiz zaman, vizyonlarını daraltıyoruz. Onlara at gözlükleriyle bakmalarını öğretiyoruz, bu da çevrede olup biteni görmelerini engelliyor." Öğrencilere geniş bir bakış açısı kazandırmanın yollarına odaklanan Philadelphia Üniversitesi'nin MBA programında, Üniversite bünyesindeki diğer fakültelerle işbirliği içinde hareket edilmeye başlandı. 
 
3. LİDERLİK VASIFLARINI GÜÇLENDİRME 
Tüm bu etik eğitiminin, işletme öğrencilerinin bir gün kendi şirketlerinde etik olmayan uygulamalar karşısında tepki verecek kadar kendilerine güven duymamaları halinde hiç bir işe yaramayacağı gerçeği de göz ardı edilmiyor. Kimilerine göre, birkaç kişinin krizde ortaya çıkan gel-gitlere direnecek, kredilerdeki hızla artışa ve diğer sorun yaratması olası uygulamalara dur diyecek cesareti olsaydı, mortgage krizinin verdiği zarar çok daha az olabilirdi. Gelecek bu tip durumların tekrarlanmasının önlenmesi ve piyasalarda inovasyonun cesaretlendirilmesi için işletme okulları ders programlarında 'liderliğin önemini vurgulayacak' düzenlemeler yapıyorlar. Bunun örnekleri arasında Harvard Business School'un birinci sınıf öğrencilerinden almasını istediği 'Liderliği Gelişmesi İçin Sahada Deneyimler (FIELD)' dersi önemli bir yer tutuyor. 2011 Ocak'ta başlayan ve bir yıllık öğrenim süresine yayılan bu dersle öğrencilerin küresel çapta bilgi birikimlerinin artırılması yani dünyanın başka yerlerindeki iş süreçleri, müşteriler ve kurumsal yapı hakkında bilgi sahibi olmaları hedefleniyor. Öğrenciler, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki bazı şirketlerle ürün veya hizmet geliştirilmesi Çin ortak çalışma yürütüyor. Programa 2011-2012'de Türkiye de dahil edilmişti. Türkiye'deki tüketici ürünleri sektöründe çalışmalar yapan öğrencilerin ders konusu 'ev aletlerinin engelliler için daha kullanışlı hale getirilmesi için beyaz eşya ürünlerinde ne gibi tasarım değişiklikleri yapılabileceği' idi. Türkiye, 2013 programında da yer alacak. Liderliğin geliştirilmesine yönelik dersler Haas School of Business'da da yoğun bir program dahilinde yürütülüyor. 
 
4. UZMANLIK SERTİFİKALARI SUNULMASI 
Krizi takip eden resesyon ve buna bağlı olarak iş olanaklarının azalmasının istihdam piyasasını bozmasıyla, bazı okullar öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulmalarına yardımcı olmak amacıyla yeni programlar geliştirmeye başladı. Bazı okullarda bu kapsamda, spesifik işletme analiz araçları ve veritabanları için sertifika programları düzenleniyor.  Lehigh Üniversitesi'nin bünyesindeki College of Business and Economics'in şubesi Finans Hizmetleri Laboratuvar'ı öğrencilerine bu alanda ilk sayılabilecek bir program sunuyor; piyasa tahmin aracı CQG. Chicago Üniversitesi'nde Booth School of Business, kısa bir süre önce 'Sertifikalı Yatırım Yönetimi Analisti (CIMA)' sertifika programı başlatacağını duyurdu. Amaç öğrencilerin yatırım danışmanlığı konusunda uzmanlaşmasına yardımcı olmak. 
 
5. MODELLERİN ÖNEMİNE ORTADAN KALDIRMAK
Londra'daki Cass Business School'un Dekan Yardımcısı Steven Ha berman, "Türevleri öğretme, bu alanda araştırma yapan herkesin bildiği gibi, doğru olmayan bir istatistik modele dayanır" diyor. Cass ve diğer okullar, credit default swap (CDS) ve mortgage'a dayalı menkul değerler gibi  'egzotik' ürünler konulu eğitimle hisse senedi ve tahvil konularındaki eğitimlerini, finans krizindeki rollerinden dolayı artık birleştiriyorlar. Okullar ayrıca, krizde etkili olan  finans modellerine ilişkin ders müfredatlarını yeniliyor ve öğrencilere modellerin mükemmel olmadığını anlatmaya çalışıyor. 
 
6. GİRİŞİMCİLİĞİ TEŞVİK ETME
Kriz sonrasında piyasalar halen volatil bir seyir izliyor ancak yine de madalyonun diğer tarafına bakıldığında yeni fırsatlar olduğu da görülüyor. Yaratıcı düşünme ve iş yapma metotları, ekonomiyi canlandırmak için şart. Babson College bünyesindeki Olin Graduate School of Business'da öğretim görevlileri MBA müfredatını 'öğrencileri henüz daha öğrenciyken, kariyerlerine girişimci bir düşünme biçimiyle yaklaşmayı öğrenmeye itecek' şekilde reforme etti.  Başka okullarda da girişimciliği teşvik etmeye yönelik derslerin konduğu dikkat çekiyor. Harvard'da yeni açılan bir işletme sınıfında öğrenciler küçük gruplardan bir ekip kuracak ve bu ekip yeni bir ürün ya da iş geliştirecek. Stanford Graduate School of Business'da tasarım bölümüyle birlikte geliştirilen 'Çok Uygun Maliyetle Girişimcilik Tasarımı' isimli yeni bir bölüm açıldı. Bu sınıfta öğrencilere, aşırı yoksulların da alım gücüne uygun yeni ürünlerin geliştirilmesine yönelik beceriler kazandırılması amaçlanıyor. 
 
7. ELEŞTİRLER DÜŞÜNMEYİ VURGULAMA  
Öğretim görevlilerinin, hangi dalda eğitim görürse görsün tüm üniversite öğrencilerin geliştirmesi gerektiğini düşündüğü vasıf 'eleştirel düşünme'. Yaşanan kriz iş dünyasındaki insanların, mevcut uygulamaların sağlıklı olduğu varsayımını sorgulamak konusunda yetersiz ya da isteksiz olduğunu açığa çıkardı. Bu nedenle işletme okulları, öğrencilerin yapacakları meslekte karşı karşıya kalacağı sorunları göstermeye yönelik bir müfredat uygulamaya çalışıyor. Villanova School of Business, yöneticilik sınıflarının ilk yılını pazarlama ile birleştirirken, muhasebe ile finansı da birleştirdi. Stanford'da Graduate School of Business benzer bur uygulamayla birinci sınıf öğrencilerine 'Eleştirel ve Analitik Düşünme' dersleri alma zorunluluğu getirdi. Okulun müfredatı 'çok disiplinli' bakış açılarını öne çıkaracak biçimde düzenledi. İtalya'nın Toronto kentindeki Rotman Yönetim Okulu'nda da öğrencilerin birinci sınıfta 'Bütünleştirici Düşünmenin Temelleri' isimli dersi alması gerekiyor.  
 
8. YENİ SINIFLARIN AÇILMASI  
Bazı üniversiteler, mevcut ders programlarının krizin ortaya çıkardığı yeni başlıkları etkin bir biçimde kapsamaya yetmeyeceğine karar verdi. Bunun üzerine ABD genelinde birçok okulda günümüzün iş ortamındaki sorunlara hitap eden yeni sınıflar açıldı. Booth School of Business'da 'Finans Krizinin Analitiği' ve 'Merkez Bankalarını Anlamak' gibi seçmeli dersler oluşturuldu. Baruch College bünyesindeki Zicklin School of Business da programına iki yeni ders ekledi; bunlardan biri, 1690'lara kadar uzanan finans balonlarının tarihi, diğeri ise kurumsal yeniden yapılanma hakkında.  Ünlü Columbia Üniversitesi, yeni dersler okutmaya başlayan okullardan. Columbia'da kriz sonrası programa dahil edilen derslerden biri örnek incelemeleriyle otomotiv endüstrisi ve finans krizi sonrasında 'Finans Hizmetlerinin Geleceği'. 
 
'İŞ BİLİMİ' YERİNE 'İŞ SANATI'
 
İşletme fakülteleri misyonlarını yıllarca 'iş bilimini' öğretmek olarak tanımladılar. İş biliminin bileşenleri muhasabe, pazarlama, finans, disiplindi ve 'liderlik' bazı yeteneklere dayalı bir uzmanlık olarak niteleniyordu. Ancak 21'inci yüzyılın iş liderlerinin iş biliminden çok 'iş sanatını' temsil eden özellikleri barındırması gerektiği savunuluyor. Dünyaca ünlü işletme fakülteleri arasında sayılan John Hopkins Üniversitesi'nin Carey Business School Dekanlığını geçtiğimiz akademik yılda bırakan Yash Gupta, 'iş sanatı'nın gerektirdiği özellikleri şöyle sıralıyor: 
* Entellektüel esneklik, çeşitli fikirleri bilgece bir araya getirip, geniş bir çerçevede ele alabilmek, 
* Kültürel birikim, dünyanın her yerindeki toplumların gelenekleri ve tarihi konusunda derin bilgi sahibi olma, özellikle küresel pazar içinde önem kazanan yerler ve topluluklar hakkında bilgili olma, 
* Etik uygulamalar konusunda güçlü bir altyapıya sahip olabilmek, 
* Görüşleri konusunda doğru iletişim kurabilmek. 
* İyimserlik, yaratıcılık, işbirliğine yatkınlık, liderlik ruhu taşımak. 
Amerikan CFA Enstitüsü de işletme okullarında özellikle etik değerlerin artırılmasına yönelik girişimleri kendi müfredatına yansıtan kuruluşlar arasında. İngiltere'deki Manchester Business School'da bankacılık dersleri veren İsmail Ertürk, Financial Times'ın 'İşletme Eğitimi' ekinde yer alan açıklamasında, "piyasaların nasıl işlediğine dair mali teorileri eleştirmek yerine işletme fakülteleri etik ve toplumsal sorumluluklar konulu daha fazla ders koymaya başladı. Davranışsal finansın öneminin giderek arttığını görüyoruz ancak bunun boyutlarının hala yeterli olduğunu düşünmüyorum" dedi. Ertürk, sosyoloji, antropoloji ve siyaset gibi diğer sosyal bilimlerin de derslere dahil edilmesinin doğru bir girişim olacağını düşünüyor. 
 
Executive MBA programlarını yeni yıldızı Çin 
 
[PAGE]
 
Executive MBA programlarını yeni yıldızı Çin 
 
 
20 yıl önce yönetim eğitimi almak birçok Çinli yönetici için hayal gibi birşeydi ancak bugün Çin, Executive MBA'in (Yönetici MBA Programı) en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Financial Times'ın (FT) 2012 yılında belirlediği en iyi 10 Executive MBA programının 5'i Çin'de. En iyi programların yarısına ev sahipliği yapan Çin, bu konuda oldukça iddialı. Çin'in en prestijli üniversitelerinden Tsinghua'da Ekonomi ve Yönetim Fakültesi Dekanı Qian Yingyi, Çin'deki MBA öğrencilerinin yüzde 90'ının part-time ya da 'executive' programları tercih etmesinin yönetici MBA programlarının Çin'de hızla artmasına neden olduğunu söylüyor. Qian, Çin'deki yönetici MBA programlarının birinci sınıf olduğunu belirtiyor. Çin'in bu alandaki ağırlığının güçlenmesinin nedenlerinden biri bugün şirketlerin yönetici koltuklarında oturanların çoğunun, işletme eğitimi bu kadar popüler olmadan önce eğitimlerini tamamlamış olmaları. Qian, bu kişelerin önemli bir bölümünün 20'li yaşlarında lisans üstü eğitim için işletme okullarına gitmediğine dikkat çekiyor. Qian'a göre söz konusu programların gözde olmasının başka sebepleri de var; "Çinliler diplomaları seviyor, bu önemli bir Çin feneomeni. Ve kulüp etkisi Çin'de MOT ya da Hardvard'da olduğundan bile daha güçlü" şeklinde konuşuyor Qian. 
 
Şanghay'daki Fudan Üniversitesi Yönetim Fakültesi Dekanı Lu Xiongwen de,  yöneticilerin hızla değişen ekonomik ortamda işten tamamen uzak kalmaktan endişe duyarak tam zamanlı eğitimleri tercih etmediklerini ifade ediyor. Lu, part time öğrencilerinin çok kıdemli ve tecrübeli yöneticiler olduğunu kaydediyor ve bu kişilerin eğitimlerini pekiştirmek için işlerini bırakmaları halinde, işdünyasındaki rakiplerinin gerisinde kalabileceğini dile getiriyor. 
 
Çin, en kaliteli Executive MBA programlarını düzenlemenin yanında aynı zamanda bu alandaki en büyük programlara da ev sahipliği yapıyor. Kampüsleri başkent Pekin, Şanghay ve Şenzen'de bulunan Ceibs'e (Çin-Avrupa Uluslararası İşletme Okulu) her yıl 700 Executive MBA öğrencisi kayıt yaptırıyor. Dekan John Quelch'in verdiği bilgiye göre okulun işinin yüzde 90'ı 40 yaşındaki öğrencileri eğitmek. FT'nin 2009 yılı mezunları arasında yaptığı bir ankete göre, öğrencilerin Executive MBA programına başladıklarında ortalama yaş 36. Bu ankete katılanların yüzde 80'i de erkek.  
Executive MBA, Çin'in ilk özel işletme okulu Cheung Kong'un İşletme Fakültesi'nin en çok ilgi çeken programlarından. 10 yıl öncesine kadar ABD'li ve Avrupalı okullar Çin'de lisans üstü programlar sunarken, artık Çinli okullar yurdışında Executive MBA programları düzenliyor. Mesela Ceibs, Gana'da Executive MBA programı sunuyor. Cheung Kong da, Londra ve New York'ta Executive MBA programı başlatmayı planlıyor. 
 
 
LİSANS ÜSTÜ PROGRAMLARDA KÜRESEL İŞBİRLİĞİ 
Çin'deki yönetici MBA programlarını büyük bir bölümü dünyanın önemli işletme okullarıyla işbirliği içinde yürütülüyor. Bazı okullar, örneğin Fudan, dünyanın başka yerlerindeki okullarla ortak olarak çoklu program uyguluyor. Chinese University of Hong Kong'da OneMBA Programı'nın Direktörü Didier Guillot, bu tp işbirliklerinin de bazı zorluklar taşıdığını anlatıyor. Söz konusu program, ABD, Çin, Hollanda, Meksika ve Brezilya'dan beş işletme okulunun ortaklığında hazırlanıyor. Ancak program kültürel farkılılar nedeniyle zorluk doğuruyor. ABD'deki Purdue Üniversitesi'nin Krannert Yönetim Okulu Dekanı Christopher Earley de, küresel programları savunuyor. Earley'nın, şu an Macaristan, Hollanda ve Almanya'da da uygulanmakta olan Krannert çok-okullu MBA programını gelecek günlerde Çin ve başka ülkelerdeki okulları da içine alacak şekilde genişletmesi bekleniyor. 
Earley, 'eğitim turizminin' modasının geçtiğini kaydediyor. İşletme okullarının yöneticileri alıp başka ülkelere götürdüklerini, mesala iki haftalığına Çin'i götürdüklerini ifade eden Earley ancak bunun entegrasyon sağlayamadığını ve sonucun kendisine göre hayal kırıklığı olduğunu söylüyor. Tek programlı okulların bu gerçeğin farkına vardığını belirten Earley, bu okulların programlarını denizaşırı deneyimler ile takviye etmeye çalıştıklarını kaydediyor. Oxford Üniversitesi Said Business School'un Executive MBA Programı Direktörü Kathy Harvey de öğrencileri fakültenin araştırma yaptığı yerlere götürdüklerini belirtiyor. Harvey, okulun Executive MBA öğrencilerinin yakında Hindistan'a gideceği ve orada operasyon dersini bir progesörle birlikte çalışacaklarını aktarıyor. Avustralya'da Melbourne İşletme Okulu'nun Executive MBA programı kapsamında tam dört hafta ülke dışında eğitim sürdürülüyor. bu kapsamda Çin, ABD ve Almanya'da eitim yapılıyor. 
 
ARTIK ÖĞRENCİLER KENDİLERİNE FİNANSE EDİYOR 
Bu arada online Executive MBA programlarının da çoğalması bekleniyor. Kenan-Flagler'in Dekanı James Dean, Executive MBA programına ilk başladıklarında online eğitimin kötü bir taklit olacağını düşündüklerini fakat ortamın şaşırtıcı bir hızla değiştiğini ifade ediyor. 
Bu alanda ortaya çıkan bir trend de, artık öğrencilerin kendi kendilerine finanse eder hale gelmesi. Üniversite görevlileri eskiden şirketlerin öğrencileri finanse ettiğini ancak bugün artık öğrencilerin en fazla üçte birinin işverenlerinin sağladığı destekle bu programlara katıldıklarını belirtiyorlar. University College Dublin'in bünyesindeki Michael Smurfit İşletme Fakültesi Dekan Yardımcısı Damien McLoughlin, önceleri Executive MBA programı katılımcılarının yüzde 75'inin sponsorluğunu şirketler yaparken, şimdilerde bu oranın sıfıra indiğini ifada ediyor. Oxford'dan Harvey de, 10 yıl önce Executive MBA öğrencilerinin şirketleri tarafından seçildiğini, şu an ise başvuranların kendi kişisel gelişimleri ve kişisel özelliklerine odaklandıklarına dikkat çekiyor. 
 
 
En çok parayı bu okulların mezunları kazanıyor 
 
 
Yer, prestij, akademik ün ve okul ücreti öğrencilerin üniversite seçimlerinde büyük bir yer tutuyor ancak mezun olduktan sonra ne kadar para kazanabilecekleri öğrencilerin dikkate aldığı bir kriter değil. Her ne kadar alacakları maaş daha çok çalıştıkları alana bağlı olsa da, Amerika'daki şirketler ülkenin bazı üniversitelerinden mezun olanlar için daha fazla maaşı gözden çıkarmaya hazır. Peki ABD'de hangi  üniversitelerin lisans eğitimi en çok maaş getirecek diplomayı kazandırıyor? Payscale.com'un hazırladığı bir raporda, ABD'deki 1.058 üniversitenin öğrencilere getirdiği potansiyel geliri hesaplandı. Sıralama, avukat, doktor ve eczacılık gibi lisansüstü öğrencileri kapsamıyor. En fazla kazandıran 10 okulun mezunları kariyerlerinin ortalarına geldiklerine yılda ortalama 122 bin 500 dolar kazanıyor oluyor. En az kazandıran 10 okulda bu ortalama 44 bin 490 dolar. 
 
1.  Princeton University
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 137.000$
Medyan başlangıç maaşı: 58.300 $
 
2. Harvey Mudd College
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 135.000$
Medyan başlangıç maaşı: 66.800 $
3. California Institute of Technology (Caltech)
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 127.000$
Medyan başlangıç maaşı:67.400$
4. ABD Donanma Akedemisi, Annapolis*
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 122.000$
Medyan başlangıç maaşı:72.200$
* Sivil işgücü
5. ABD Askeri Akedemisi (USMA) West Point*
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 120.000 $
Medyan başlangıç maaşı:76.000 $
* Sivil işgücü 
6. Massachusetts Institute of Technology (MIT)
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 118.000$
Medyan başlangıç maaşı:68.400$
7. Lehigh University
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 118.000$
Medyan başlangıç maaşı:56.900$
8. Polytechnic Institute of New York University
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 117.000$
Medyan başlangıç maaşı:56.800$
9. Babson College
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 117.000$
Medyan başlangıç maaşı:56.700$
10. Stanford University
Kariyerin ileri dönemlerindeki maaş: 114.000$
Medyan başlangıç maaşı:58.200$

 

Bu konularda ilginizi çekebilir