23 °C

Noterlerin damga vergisi yönünden sorumluluğu (1)

Erdal KOYUNCU - Maliye Bakanlığı Vergi Başmüfettişi

Noterlerin damga vergisi yönünden sorumluluğu (1)

Noterlik işlemleri, hukuki güvenliği sağlamak amacıyla belgelendirmeye dayalı işlemler olup günlük hayatta belgeler üzerinden alınan damga vergisi ile yakından ilişki içindedir. Bu sebeple, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nda noterlere vergisel açıdan bir kontrol görevi verilerek bazı sorumluluklar yüklenmiştir. 

Noterliklerde yapılan işlemlerde belgelere ait damga vergisinin eksik ödendiğinin ya da hiç ödenmediğinin sonradan ortaya çıkması durumunda; damga vergileri ile buna ilişkin cezalar, idarece verginin mükelleflerinin yanı sıra ilgili noterlerden de istenebilmektedir. Bu kapsamda, noterlerin damga vergisi yönünden sorumluluklarının tespitinde noterlik işlemlerinin türünün bilinmesi önem arz eder. 

Noterlik işlemleri
Noterlik işlemleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nda düzenlenmiş olup temelde düzenleme ve tasdik etme (onaylama) şeklinde ikiye ayrılmaktadır.

Düzenleme şeklindeki işlemlerde, hukuki işlemler noter tarafından düzenlenen bir tutanağa geçirilir. Bu tutanağın; noterin adı ve soyadı ile noterliğin ismini, işlemin yapıldığı yer ve tarihi, ilgilinin ve varsa tercüman, tanık ve bilirkişinin kimlik ve adresleri ile ayrıca ilgilinin vergi kimlik numarası, ilgilinin hakiki arzusu hakkındaki beyanı, işleme katılanların imzaları ve noterin imza ve mührünü taşıması gereklidir. 

Tasdik (onaylama) işlemleri ise, hukuki işlemlerin altındaki imzanın imzayı atan şahsa ait olduğunun bir şerhle belgelendirilmesi şeklinde yapılır. Onaylama, imzanın noter huzurunda atılması veya noter huzurunda atılmamak ile beraber kendisine ait olduğunun ilgili tarafından kabulü ile gerçekleşmektedir. Ayrıca belgenin tamamının veya bir kısmının, aslındaki şekli korunmak şartıyla noterlerce fotokopi veya benzeri usullerle suret (örnek) olarak çıkartılıp verilmesi de mümkündür.

Düzenleme işlemlerinde noterlerin sorumluluğu
Noterliklerde düzenleme şeklinde bir işlem yapıldığı takdirde bu belgelere ait damga vergisinin noter tarafından tahsil edilip ilgili vergi dairesine yatırılması gerekmektedir. Aksi halde, Damga Vergisi Kanunu’nun 24. maddesine göre düzenlenen belgelere ait damga vergisi ve cezalar noterden aranacak, ancak sonradan damga vergisi için mükelleflerine rücu edilebilecektir. Bu işlemlerde, noterler damga vergisinin ödenmesi bakımından aynen verginin mükellefi gibi işleme tabi tutulmaktadır.

Tasdik (onaylama) işlemlerinde noterlerin sorumluluğu
Noterlerin tasdik (onaylama) şeklinde yapacağı işlemlerdeki sorumluluğu Damga Vergisi Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, noterler, damga vergisi ödenmemiş veya eksik ödenmiş belgeleri vergi ve cezası ödenmedikçe tasdik edemezler veya bunların suretlerini (örneklerini) çıkarıp veremezler. Bu duruma aykırı olarak işlem yapılması halinde, mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanmakla birlikte, noterlerden de tasdik ettikleri veya üzerinde işlem yaptıkları her belge üzerinden kanunen alınması gereken cezası ayrıca alınır. 

Konuyla ilgili yayımlanan 48 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde; “488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 27. maddesinin gereği olarak; noterlerin, kendilerine tasdik edilmesi veya suret çıkarılması için getirilen kâğıtlara ilişkin damga vergisinin ve cezasının tam olarak ödenip ödenmediğini araştırma mecburiyetleri bulunmaktadır. Noterlerin bu mecburiyete uymamaları halinde, mükelleflerden, bu kâğıtlara ait damga vergisi ile cezasının aranmasının yanı sıra noterlerden de, kâğıdın mükelleflerinden alınması gereken ceza tutarı kadar bir cezanın, ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 355. maddesinde belirtilen hükmüne istinaden özel usulsüzlük cezasının aranması gerekmektedir.” şeklinde düzenlemede bulunulmuştur.

Ancak Danıştay Yedinci Dairesi’nin 28.06.2007 günlü ve E: 2007/2620 sayılı Kararı ile 48 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’ndeki ‘noterlerin bu mecburiyete uymamaları halinde, noterlerden de, kâğıdın mükelleflerinden alınması gereken ceza tutarı kadar bir cezanın aranması gerektiği’ ibaresinin yürütmesi durdurulmuş ve söz konusu davanın esastan görüşülmesi sonucu Danıştay Yedinci Dairesi’nce verilen 27.01.2009 günlü ve E:2007/2358, K:2009/499 sayılı Kararda; “… Damga Vergisi Kanunu'nun 27'nci maddesi hükmüne göre, noterlerce yapılan, onaylama ve suret çıkarılması işlemlerinde, damga vergisinin hiç alınmaması veya noksan alınması sebebiyle noterler adına sadece özel usulsüzlük cezası kesilebileceği; bu cezayı aşan miktardaki cezadan dolayı noterlerin sorumlu tutulamayacağı, bu gibi hallerde, söz konusu damga vergisi ve gerektirdiği cezanın 213 s. Kanun hükümleri çerçevesinde mükellefinden aranacağı; noter hakkında ise yalnızca bu kanunun öngördüğü cezanın uygulanabileceği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 2. maddesi ve 38. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemelerden dolayı, idareye tanınan hiçbir yetkinin sınırsız olmadığı ve hukuk kurallarına uygun olarak kullanılması gerektiği, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceği, ceza niteliğindeki yaptırımların idari metinlerle konulması ya da bu konuda düzenleme yapmak üzere Bakanlar Kuruluna yasayla yetki verilmesinin olanaklı bulunmadığı; Anayasanın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, 48 sayılı Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği'nin, noterlerden; kağıdın mükelleflerinden alınması gereken ceza tutarı kadar bir cezanın aranması gerektiğine ilişkin düzenlemesinin, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 27. maddesinin 1. ve 3. fıkralarına ve dolayısıyla değinilen Anayasal kurallara açık aykırılık oluşturduğu” gerekçesiyle dava konusu ibarenin iptaline karar verilmiştir.

Bahse konu Danıştay kararının idarece temyiz edilmesi sonucu Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 22.01.2010 günlü ve E: 2009/436, K: 2010/16 sayılı Kararda ise; Danıştay Yedinci Dairesi’nin söz konusu iptal kararı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle uygun bulunarak temyiz istemi oy birliği ile reddedilmiştir. 
Dolayısıyla, noterlerin tasdik (onaylama) ve suret (örnek) verme şeklinde yaptığı işlemlerde; ceza uygulamasıyla ilgili 48 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’ndeki ‘noterlerden de, mükelleflerden alınması gereken ceza tutarı kadar bir cezanın aranması gerektiği’ ibaresi iptal edildiğinden, eksik ödenen damga vergileri ile buna ait vergi cezalarının idarece mükelleflerinden aranması gerekmektedir. İşlemi yapan noterler adına ise, sadece 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesi mümkün bulunmaktadır.

*****

(1)  Bu yazıda yer alan görüşler tümüyle yazarına ait olup herhangi bir kişi ve kurumu bağlamaz; yazarın görev yaptığı kurumun görüşü olarak değerlendirilemez ve kullanılamaz. Görüş ve önerileriniz için  koyuncuerdal@yahoo.com.tr

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap