19 °C

Şahsımın projesi değil, milletin anayasası

Halkı referenadumda evet demeye çağıran Başbakan Erdoğan, özerk kurumların tavrı ile TÜSİAD'ın açıklamalarını eleştirdi

Şahsımın projesi değil, milletin anayasası

 

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Muhalefet zorla bunu AK Parti projesi olarak sunuyor. Bu bir AK Parti projesi değildir. Bu şahsımın projesi değildir. Bu milletin anayasasıdır" dedi.

Başbakan Erdoğan, Habertürk televizyonunda katıldığı "Sansürsüz Özel" programında soruları yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, "Neden evet demeliyiz? Evet denmesi için ana motif ne?" sorusu üzerine, "Önümüzde şöyle bir tablo var. Aslında milletin çizdiği bir tablo. Darbe anayasası mı, milletin anayasası mı? Millet darbe anayasasını bir kenara koyuyor. Çünkü yıllardır bundan kurtulmanın, bunu değiştirecek bir iradenin gelmesini bekliyordu. Ve bir iradeyi gördü. Ne zaman değiştiriyorsunuz diye bizi sıkıştırdılar. Bütün STK'lar da bu işin içindeydiler. Biz bu adımı attık. Kısmi olarak bunu söylüyorum. Çünkü asıl değişikliğin de 2011 seçimlerinden sonra yapılmasının gereğini de ifade etmek istiyorum ve diyorum ki darbe anayasası değil, milletin anayasasına evet" diye konuştu.

Muhalefetin anayasa değişiklik teklifini AK Parti projesi olarak sunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu milletin anayasasıdır. Muhalefet zorla bunu AK Parti projesi olarak sunuyor. Bu bir AK Parti projesi değildir. Bu şahsımın projesi değildir. Aslında bu AK Parti'nin kapatılmasına yönelik atılan adım öncesi yapılan bir hazırlığın devamı niteliğindedir. Arzu ederdik ki bunu ana muhalefetle ve muhalefetle birlikte yapalım. Ana muhalefet hazırlıkları hiç görmeden reddetti. Diğer muhalefet 'kahve içmeye gelirler' dedi. Bu şekilde reddetti. Zaten bir uzlaşma hiçbir zaman aramadılar. Ana muhalefet partisi itiraz etti. Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi de  inceledikten sonra ne dedi? 'Burada Anayasaya mugayir bir şey yoktur. Bunların hepsi uygundur' dedi. Şimdi biz asıl sahibine gidiyoruz. Çünkü millet dedi ki bana gelin. Son sözü ben söyleyeceğim, kararı ben vereceğim dedi. Şimdi biz, söz de karar da milletindir dedik."

2011'den sonra iktidar daha da güçlenecek

Başbakan Erdoğan, "Siz daha kapsamlı değişikliklerden yanasınız ama Türkiye'deki yerleşik olan sistemler bu kapsamlı değişikliğin yapılmasına izin vermiyor. Bundan sonra daha kapsamlı bir değişiklik düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine de "Şu anda yapılan değişiklik, ki buna o dediğiniz kapsamlı değişikliğin kapı aralanması, ilk adım dediğiniz olaydır. Bununla birlikte bundan sonra endişe edilecek bir yapı da söz konusu olmayacak. Çünkü gelen yapı, milletin iradesinin egemen olduğu bir yapıyı getiriyor. İnanıyorum ki 2011 seçimlerinden sonra parlamentoda çok daha güçlü bir iktidarı işbaşı yapacaktır. Bu güçlü iktidar da beklenen anayasa değişikliğini gerçekleştirecektir. Şunu da peşinen söylemek lazım, böyle bir değişikliği talep eden bir yapı parlamentonun çatısı altında oluşursa yapılır ama oluşmadığı takdirde mevcut bu değişiklikle yola devam edilir" diye konuştu.

Parti, tek lider üzerine kurulu değil

"AK Parti'nin oylarında yukarı bir hareketlenme söz konusu. 2011'de daha güçlü, tek başına bir iktidar diyorsunuz" sözleri üzerine Erdoğan, "Ben onun beklentisi içindeyim. Onun azmi kararlılığı içindeyim. Partimin gerek teşkilatlanma alanındaki heyecan, hele hele şu anda yapılan halk oylaması çalışmalarıyla çok daha güzel bir ivme kazandı. Bununla birlikte artık 2011'e kadar durmak yok yola devam diyoruz" diye konuştu.

"2011 son seçimim demiştiniz. Acaba başkanlık sistemine doğru Türkiye'nin gitmesi, halkın seçtiği Cumhurbaşkanının bir başkan olarak algılanması ve sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın oraya doğru gitmesi söz konusu mu?" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"Biz yola çıkarken partimizin tüzüğünü böyle hazırladık, programını böyle hazırladık. Bir milletvekili 3 kez arka arkaya milletvekilliği yaptığı zaman 4. kez vekillik yapamaz, ara verir ondan sonra tekrar isterse aday olur dedik. Genel başkanlıkta da o zaman 5 yılda bir seçim olduğu için 5 yıl genel başkanlık arka arkaya yapabilir daha sonra genel başkanlıkta da ara vermesi gerekir. Bu benim partimin tüzüğünün gereğidir. Partimin tüzüğünün gereğini aslında ben söylüyorum. 2011 olayı bunun bir gereğidir. Şu koltuklara oturan bir daha kalkmamacasına burada oturmamalı. Yeri geldiği zaman burayı bırakabilmeli. Neler oluyor görüyorsunuz. Eğer siz bunu gösteremezseniz şöyle veya böyle, bazen oyunla bazen demokrasinin kuralları içinde sizi de gelir biri oradan indirir. Ama zirvedeyken buralardan çekilmek çok daha güzel, çok daha isabetli olur. Siyaset illa o bulunduğunuz görevde yürür diye bir şey yok. Bezen siz inandığınız ideallere ya da mensubu olduğunuz partiye lojistik destek de verebilirsiniz."

"Sizin lider olamayacağınız bir yapıyı beklemem. Acaba sistemde mi değişiklik olacak" sorusu üzerine, Başbakan Erdoğan, AK Parti'yi kolektif akılla oluşturduklarını belirterek şunları söyledi:

"Eğer siz bir hareketi tek lider üzerinde veya tek kişi üzerinde bina ederseniz, peki ya bu tek kişi olur ya emri Hak vaki oldu öldü. Ne olacak. O zaman o hareket batacak mı? Ama siz bir kolektif şuur, bir kolektif akıl oluşturursanız bağımlı olmazsanız. Arkası gelmesi lazım. O zaman bayrak yere düşmez. Hiçbir siyasi partide yeni nesil oluşturma gayreti yok. Bizde siyaset akademisi var. Bunu neden yapıyoruz, örgütü güçlü tutalım. Yerel meclislerde yetişmiş insanlarımız olsun. Biz bunları başardık. Başararak da yolumuza devam ediyoruz."

'İade-i itibar' sağlayacak

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "27 Mayıs ve 12 Eylül'e baktığımızda burada ben hesaplaşmanın ötesinde başka bir şey görüyorum. Biz bir zihniyet değişimini, dönüşümünü gerçekleştirmemiz lazım. Şu anda hazırladığımız bu paket bir zihniyet değişimini, dönüşümünü yaparken bir de iade-i itibar sağlıyor" dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu birileri başka yerlere çekiyor. Başka yerlere çekmeye gerek yok. Zaten ölenler öldü. Oralarda parmağı olanların birçoğu daha sonra açıklamalar yaptılar, 'pişman olduklarını, yanlış yaptıklarını' söylediler. Bazıları da hala aynı şekilde devam edenler oldu. Benim üzüldüğüm 'Bir sağdan, bir soldan idam ettik. Dengeyi sağladık' gibi yaklaşımlar yakışır şeyler değil.

Bu işin zihniyetinde, temelinde ne tür bir anlayışın olduğunu göstermesi bakımından bu çok çirkin bir yaklaşım tarzıydı. Şu anda birilerinin çıkıp 'bu bizim kurumumuzun bir adımıydı bundan dolayı biz bunu sahiplenmemiz gerekir' dememeli. Biz gerektiğinde babamız bile bir yanlış yapmış olsa bu yanlışını sahiplenmemiz lazım. 'Babamız yanlış yapmıştır, dolayısıyla ben onun yanlışını kabullenmiyorum, onu Allah'a havale ediyorum' diyebilmeliyiz. Bu tür şeylerde de biz tarihe havale ediyoruz. Sorulabilecek bir hesap varsa da bunu da sormamız gerekir. Şimdi burada attığımız bu adımla bir zihniyet değişimini yapıp, geleceğe yönelik bu ülkede bir daha bu tür tabloları görmek, yaşamak istemiyoruz."

Siyaset kurumsallaşamamış

"Artık kimse kalkıp da bu ülkede darbeleri meşru göstermesin" diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

 "Biz ileri demokrasi, özgürlükler, temel haklar dediğimiz zaman kimsenin bundan rahatsız olmaması lazım. Tam aksine hep birlikte buna sarılalım. Ve eğer sivil siyaset istiyorsak, demokratik parlamenter bir sistem istiyorsak buna hep birlikte sahip çıkacağız. Ordumuz hepimizin ordusu. Bunun üzerine zaten kimsenin kalkıp da herhangi bir farklı tasarrufta bulunmak diye bir şey yok. Ama ordumuzun belirlenmiş Anayasadaki bir görevi var. Bu görev alanı içerisinde de hareket etmelidir. Böylece süreci sürdürmelidir. Her Silahlı Kuvvetler mensubu da bunun idraki içerisindedir. Bu idrak içerisinde olmalıdır diye düşünüyorum.

Siyasetin de bu noktada artık kurumsallaşması gerekir. Siyaset de kurumsallaşmada sancılar çekti. Partimin kapatmasıyla ilgili dava açıldığında maalesef ana muhalefet partisini, muhalefet partisini yanımda görmedim. Tam aksine 'onlar da hesabını versinler' demeye başladılar. Neyin hesabını vereceğiz? Ben orada üzüldüm. Demek ki siyaset bizde kurumsallaşamamış. Gönül isterdi ki siyasi partilerin, tüzel kişiliklerin kapatılması gibi bir şey olamaz, düşünülemez. Tayyip Erdoğan bir suç mu işledi bedelini ödesin. Ama bu da fikrin, düşüncenin değil. 'Fikre ve düşünceye suç demek' o da bana göre yanlış."

IMF kapısında dilenci değiliz

Başbakan Erdoğan, "Siz yerleşmiş bir düzene karşı mücadele veriyorsunuz. Örneğin ben IMF ile anlaşmadığımızda korkmuştum. Korkmuyor musunuz?" sorusuna, "Bizde gelenekçi bir yapı var. Gelenekçi yapıyı bozmak biraz zordur. Ama bozarsanız aydınlık yarınlara çıkarsınız. Bu 'istemezük' anlayışıdır. Bunlar aşılacak. Bedeli ağır ama, sonucu iyi olacak" yanıtını verdi.

IMF meselesinİ geçmişten bu yana hiç kimsenin sorgulamadığını, Türkiye'deki egemen güçlerin IMF'nin kaymağını yediğini ifade eden Erdoğan, "Biz IMF ile anlaşma noktasında soru işaretlerini ortaya koymaya başladığımızda arkadaşlarıma bunu daha fazla geciktirmeyin diye akıl veriyorlardı. Biz asla IMF'nin kapısında dilenci değiliz. Biz IMF'nin her şeyden önce ortağıyız" dedi.

"Özerk kurumlardan memnun değilim"

IMF'nin Gelir İdaresiyle ilgili "serbest bırakın, özerkleştirin" talebinin olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Zaten biz özerkleştirilen kurumlardan ne çektiysek çekiyoruz. Hala da çekiyoruz. Ben özerk kurumlardan memnun değilim. Niye memnun değilim? Bedelini biz ödüyoruz iyi olursa onlar kahraman oluyor. Olumsuz olursa netice, fatura hükümetin. Bunun faturasını ben ödeyeceksem niçin orası özerk olsun?" dedi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Neredeyse 3 yıl oluyor, biz IMF ile beraber çalışmıyoruz. Ne oldu? Dünya küresel krizi yaşadı, aynı krizi biz de yaşadık. Ama ben başka bir şey söyledim 'bizi teğet geçecek' dedim. İnanın bizi teğet bile geçmedi. Şurada birkaç ay önce 2-3 ay içerisinde 2-3 puan işsizlikte düşeceğiz ve geldiğimiz noktaya, devraldığımız noktaya geleceğiz dedim. İşsizlikte 11 puana indik daha da ineceğiz buna da inanıyorum."

Erken seçim yok

Erdoğan, "Çok farklı evet çıkarsa, siz oradan bir mesaj çıkarmayacaksınız o zaman?" sözleri üzerine "Türkiye bir şeye alışacak. O da şu; İlan edilen, belirlenen zamanlar zamanlarda seçim yapmasını Türkiye'nin öğrenmesi lazım. Erken seçim mantığını silip atalım. Arkadaşlarımla hep şunu konuştum; sakın bunu bir güven oylaması olarak nitelendirmeyin, sakın karşı taraf da böyle bir izlenim edinmesin. Bu bir AK Parti projesi değil. Bu milletin projesidir" diye konuştu.

"TÜSİAD kendisini çek etsin"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "TÜSİAD zaman zaman eleştirilerini kamuoyu ile paylaşıyor. Halkın iradesine ipotek koyanlarla, dernek kurup ipotek koyanlar arasında bir fark yok. Sürekli hükümete eleştiride bulunabiliyor. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?" sorusu üzerine ise şunları kaydetti:

"Biraz tepki oluyorsa bu tepkinin altında yatan o. Çünkü onlar milletin temsilcisi değil. Biz milletin temsilcisiyiz. Onlar gücünü sermayeden alıyor, biz gücümüzü milletten alıyoruz. Ben onları çok dinledim. TÜSİAD kendisini çek etsin. Bu anayasayı beğenmiyorsa çıksın açıkça hayır desin, gerekçelerini de söylesin. Diyemiyorsan da çık açıkça ben bu değişikliği destekliyorum de." 

YAŞ sürecindeki tartışmalar

Erdoğan, YAŞ süreciyle ilgili soru üzerine de "Dışardan herkes farklı şekilde bu konuları değerlendiriyor. Burada kararlar çıkar, burada karalar çıktıktan sonra Genelkurmay Başkanı çıkacaksa, Bakanlar Kurulu kararnamesini çıkarır. Cumhurbaşkanı da onar. Böylece biter iş. Burada bazı isimler üzerinde mutabakat sağlayamadık" dedi.

Sunucunun, "Bir temayül oluşturdunuz. Artık Başbakan kuvvet komutanlarına ve ordu komutanlarına müdahale edebileceğini gösterdi" demesi üzerine Erdoğan, "Bunu müdahale olarak değerlendirmeyelim de. Yani burada Başbakan olsun, Sayın Cumhurbaşkanı olsun kendi yetkilerinin gereğin de kullanabilirler. Bunu göstermiş olduk. Olay budur. Bu zaten anormal bir şey değil" dedi.

Sunucunun "Bundan sonra böyle mi olacak?" sözleri üzerine Erdoğan, "Gerekirse olur. Gerekmediği takdirde zaten olmaz. Demek ki bugüne kadar böyle bir şeyi hiç gerek görmedik" diye konuştu.  

Erdoğan, "İşçi emeklisi misiniz, memur emeklisi mi?" sorusuna ise "Ben işçi emeklisi olarak ayrıldım. Arkadaşlar araştırmışlar. Ben işçi emeklisi olduğumu biliyorum. Problem değil. İşçi emeklisi olsan ne olacak, memur emeklisi olsam ne olacak? Sonunda emeklisin" yanıtını verdi. 

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.