”Türkiye sancılı bir süreç yaşıyor”

ATO Başkanı Aygün, "Başbakan'ın "Herkes bir işçi alsın" demesi doğru ancak bunu al derken de ortaya bir şey koyması lazım" dedi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ÇANAKKALE - Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Türkiye'nin sancılı bir süreç yaşadığını, önümüzdeki günlerde bu sancının artmasından korktuklarını söyledi.

ATO'nun düzenlediği Çanakkale Gezisi kapsamında, yaklaşık 100 üyeyle birlikte kente gelen Aygün, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ÇTSO) Meclis Toplantısı'na katıldı.

Aygün, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin gündeminde ekonominin olmadığını, kimsenin ekonomiyi konuşmadığını belirterek, "Meclisin durumunu izliyorsunuz, Anayasa paketi görüşülüyor. Tabi paket görüşülsün ama bir yanda da ekonomiye ait bir şeyler yapılması lazım" dedi.

Başbakan'ın "Herkes bir işçi alsın" demesinin doğru olduğunu kaydeden Aygün, "Diyeceği adres doğru. Bunu bize demesi lazım. Alacak tek kapı biziz. çünkü bizim istihdamımız aşağı yukarı 10-12 milyon kişi. Adres doğru adres, ancak bunu al derken de ortaya bir şey koyması lazım." dedi.

"Önümüzdeki engellerin kalkması lazım"

Dünyada en pahalı benzinini Türkiye'nin kullandığını, dünyada asgari ücretten en çok prim kesilen, vergi verilen ülkenin de Türkiye olduğunu ifade eden Aygün, iş verenin bir işçi için ayda 567 TL maaş, 300 TL civarında da vergi verdiğini bildirdi.

Aygün, "Önümüzdeki engellerin kalkması lazım. Türkiye bu işten çıkar mı, çıkar. Buradan kurtulur mu, kurtulur" diye konuştu.

Çanakkale'nin Türkiye için çok önemli olduğunu vurgulayan Aygün, şöyle devam etti:

"Çanakkale olmasaydı Ankara olmazdı zaten. Önce Çanakkale olmalı. Türkiye eğer Çanakkale'de bunu ispat etmişse 95 yıl önce, biz tekrar bir tarih yazabiliriz. Tarihler illa kanlı olacak değildir. Ekonomiyle de tarih yazılır. Çin tarih yazıyor şu anda. Hem de büyük tarih yazıyor. Bütün ABD, AB çökerken Çin yüzde 15-17-20 büyüyor sektörlere göre. Bu tarihi biz yazabilir miyiz? yazarız. Niçin yazamıyoruz? Çünkü sistem öyle kurulmuş ki, ithalata dayalı büyüme modelini seçmiş. Yüksek faiz düşük kur modelini seçmiş. Şimdi ürettiğin zaman, ithalat serbest olduğu takdirde yaptığınız malı yurt dışından getirdiğiniz maldan daha pahalıya mal etmiş oluyorsunuz. Niye biz Çin'e veya yurt dışından aldığımız ürünlerden daha pahalı üretiyoruz? Çünkü en yüksek mazotunu sen kullanıyorsun, elektriği sen kullanıyorsun. En fazla yük sende, en fazla SSK primi sende. O zaman ya ithalatı kapatacaksınız, Türkiye'ye ithal hiçbir şey sokmayacaksınız ya da Türkiye'de üretilmeyen ithal ürünleri Türkiye'ye alacaksınız. Bunu yapamıyorsanız, anlaşma yaptık, AB diyorsanız, beni de İtalya'da kullanılan benzin fiyatına çekeceksin. Almanya'nın nükleer enerjide kullandığı enerji fiyatına çekeceksin. İspanya'nın almış olduğu SSK priminin aynısını alacaksın. Sen bunları yapmıyorsun, en yüksek vergiyi alıyorsun, en yüksek SSK primini alıyorsun, elektrik, su en yüksek, akaryakıt en yüksek. Şimdi siz file, atı boğduruyorsunuz. Adamlar büyüyor, teşviki veriyor. Ben bunla mücadele ediyorum. Mümkün değil."

"Türkiye teknolojiye yatırım yapmalı"

Sinan Aygün, Türkiye'nin yeni yeni sanayileşmeye başladığını, Avrupa'nın sanayileşme dönemini bitirerek, bilgi toplumuna döndüğünü söyledi.

Türkiye'nin teknolojiye yatırım yapması gerektiğini, bunun da özel sektör eliyle olması gerektiğini vurgulayan Aygün, şöyle konuştu:

 "Artık devlet yapmıyor. Devlet yapmayacaksa kim yapacak? Biz yapacağız. Biz niye yapamıyoruz? Yaptırmıyorsunuz. Şuanda bir yatırım yapmak ceza haline geldi. Bir yandan hükümetin açığı kapatmak için uyguladığı bütçe politikaları, diğer yanda en pahalı vergiler, maliyetler. Biz bunu aşar mıyız, aşarız. İşsizliği çözebilir miyiz, çözeriz. Ancak bu politikalarla çözmemiz mümkün değil. Eğer istihdamı artırmak istiyorsak, üretimi artırmamız lazım. Üretimi artırmak istiyorsak pazar bulmamız lazım. Pazarı bulduktan sonra üretime döneceksek mutlaka girdi maliyetini azaltmamız lazım. Bu Türkiye'de yapılıyor mu? yapılmıyor. Sadece bu işsizlik sorunu nasıl çözülebilir tartışılıyor. Bazı taleplerin yerine getirilmesi lazım. Bunlara bakılıyor mu? Şu anda bakılmıyor maalesef. Şu anda baktığımızda sadece meclisteki o kavgaları izliyoruz, izlerken de moralimiz bozuluyor. Yatırım şevkimiz gidiyor. Keşke uzlaşmayla olsaydı. Keşke bu Anayasa paketi 330'larda değil, 530'larda geçseydi. Hepimiz için yeni bir anayasa olsaydı. Ama maalesef olmadı."

"Türkiye sancılı bir süreç yaşıyor"

ATO Başkanı Sinan Aygün, Anayasa işi bittikten sonra paketin içinde Ekonomik Sosyal Konseyin olduğunu söyledi.

Ekonomik Sosyal Konseyin Anayasal kuruluş olduğunu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) sivil toplum örgütlerini muhatap kabul edeceğini ifade eden Aygün, şöyle dedi:

"Masanın başında olacağız. Ekonomik Sosyal Konsey var ama 4 yıldır daha bir toplantı yapmadı. Ama Anayasal kuruluş olduğu için artık bundan sonra bize önem verileceğini düşünüyorum. İnşallah bu Anayasa tartışmaları biter Türkiye'nin gerçek gündemine döneriz. Ekonomik Sosyal Konsey toplanır. Dertlerimizi anlatabileceğimiz bakana, Başbakana götürebiliriz. Onlar da tehlikenin farkındalar. Seçime giderken bu işsizlik sorunun çözülmesi gerektiğinin farkındalar. Ama masanın etrafında oturarak bu enkazı beraber kaldırmamız gerekli. Şu anda 6 milyon 100 bin işsizimiz var TÜİK rakamlarına göre. Bunlara iş bulmak durumundayız. Bu işsizlikle kalmayıp bunun sosyal etkileri, yan etkileri de var. Görüyorsunuz gasp, cinayet, hırsızlık… Toplum artık cinnet geçirir duruma geldi. Adam gitmiş 3 kişinin kafasına sıkmış gayet rahat. Endişeyle bunları izliyoruz. İşsizliğin sosyal etkileri, Türkiye'nin verdiği cari açıktan çok çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye sancılı bir süreç yaşıyor, önümüzdeki günlerde bu sancının artmasından korkuyoruz."

Bu konularda ilginizi çekebilir