16 °C

Yatırım teşvikleri - yan etkinin elli tonu

Yatırım teşvikleri - yan etkinin elli tonu

Yunus ÇOBAN

19.6.2012 tarihinde yürürlüğe giren Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar, bugüne kadar geçen yaklaşık yedi aylık sürede kamuoyunda sıkça yer almış olmasına karşın, yol açacağı bazı sakıncalara kamuoyunda neredeyse hiç ele değinilmemiştir. Bir konunun farklı açılarıyla ele alınmasının yaratacağı düşünce zenginliği dikkate alınarak kaleme alınan bu yazıda, yatırım teşvikleri hakkındaki son düzenleme ile ilgili bazı eleştirilere yer verilecektir.

Detay çokluğundan kaynaklanan karmaşık yapı
Karara göre bir yatırımcı; yatırımının tutarı, sektörü, bölgesi, ili, öncelikli yatırım konuları arasında yer alıp almaması, bir OSB'de olup olmaması, katma değer oranı, yatırıma başlama tarihi, yatırımda kullanılacak ekipmanın niteliği gibi bakımlardan çok farklı durumlarla karşılaşabilmektedir. Nitekim yazımız da başlığını bu husustan almış olup, esasen karşılaşılabilecek farklı durumların sayısı elliden çok daha fazladır.
Çok fazla detay içeren karar, bu niteliğinden dolayı, sadelikten ve kolay anlaşılır olmaktan uzaktır. Öyle ki, aklındaki bir yatırım konusuyla ilgili olarak kararı okuyan bir kişinin içinden "demek ki böyleymiş" demesinden birkaç dakika sonra "yok öyle değilmiş" demesi, eklere gelince tekrar fikir değiştirmesi ve nihai olarak konuyu başkalarına sormaya karar vermesi en mantıklı ihtimaldir.
Bunun yanında, bayrak gemisi bu düzenleme olan teşvik mevzuatında teferruat çok fazladır ve KOBİ'lerin kendi yatırım değerlendirmelerini yapmaları oldukça güçtür. Şunu da ekleyebilirim ki hukuk, finans, danışmanlık gibi alanlarda da yatırım teşviklerine vakıf insan sayısı sanılandan çok daha azdır.

Adil rekabet koşullarının ihlali
Büyük ölçekli yatırımlar küçüklere karşı doğal bir ölçek ekonomisi avantajına sahip olmalarına rağmen, teşvik düzenlemesi tarafından da kayırılmaktadırlar.
Teşviklerden yararlanılması için, ilk iki bölgede asgari 1 milyon TL, diğer bölgelerde ise 500 bin TL tutarında asgari yatırım koşulu bulunmaktadır, bu asgari tutarlar sektörüne göre 4 milyon TL'ye kadar yükselebilmektedir. Daha önce de mevcut olan asgari tutar uygulaması, küçük işletmeler açısından bir adaletsizlik olarak sürecektir.
Diğer yandan, sektörlere göre belirlenmiş olan tutarları aşan yatırımlar büyük ölçekli yatırım kategorisine girmekte ve ortalama olarak iki alt bölgenin yardımlarından faydalanmaktadır. Bu durumda, örneğin birinci bölgede makine imalatı alanında 31.12.2013 tarihinden önce yatırım yapacak olan bir iş adamı, yatırım tutarı 4 milyon TL'nin altında kalıyorsa kararda belirtilen hiçbir yardımdan faydalanamayacaktır. Tutarı 4 milyon TL'yi aşan tüm yatırımlar teşviklerden faydalanırken, 50 milyon TL'yi de aşan yatırımlar gelir vergisi indirimi bakımından yeni bir ayrıcalığa kavuşmaktadırlar.
Adil rekabet koşulları ile ilgili diğer bir husus da, yeni yatırımların eskiden yapılmış olanlara karşı avantajlı olmasıdır. Bölgesel teşvik uygulamalarının da yol açabileceği adaletsiz ve bundan ziyade karmaşık sonuçlar bulunmaktadır.

Yatırımcıların; insan kaynağı, doğa koşulları, lojistik
imkanları bakımlarından elverişsiz noktalara yönlendirilmeleri
Düzenlemedeki bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında ülkemizin, illerin gelişmişlik düzeyine göre altı ayrı bölgeye ayrılması ve bu bölgelere yapılacak yatırımların farklı kademelerde desteklenmesi, verimlilik bakımından ülkemize bazı zararlar verebilecek niteliktedir. Tamamı doğu ve güneydoğu illerimizden oluşan altıncı bölgeye ayrıcalık sağlanması için öne sürülecek gerekçeler ekonomik olmasa da sosyal ve politik saiklerle makul karşılanabilir, ancak bunun dışında, örneğin Çankırı'yı Ankara'ya, Osmaniye'yi Adana'ya, Burdur'u Antalya'ya karşı teşvik etmekte ciddi sakıncalar bulunmaktadır.
Herhangi bir alanda yapılmasına karar vermiş olan ve bu düzenlemenin getirdiği yardımlar sayesinde normal koşullarda lojistik giderleri, kalifiye eleman sorunları, hammadde ve yedek parça teminindeki güçlükler gibi nedenlerle, tercih edilmeyecek noktalara kaydırılan yatırımların sübvanse edilen ilave maliyetleri, ülke bütçesine yük olacaktır. Bu sübvansiyonlar, önümüzdeki yıllarda enerji fiyatlarının ucuzlatılması gibi genel ve temel ihtiyaçların gereğince yerine getirilmesini güçleştirecektir.
Bir yatırım, elverişsiz bir noktaya yapıldığında, bunun bedeli ya kamu ya da yatırımcı tarafından bir şekilde ödenecektir ve nihai olarak bundan ülkemiz zarar görecektir.

Nüfus dinamikleriyle kendiliğinden oluşan verimlilik artışının sekteye uğratılması Bölgesel teşvik uygulamasının bir sakıncası da teşvikler bakımından avantaj sağlanan az gelişmiş illerin düşük, dezavantaj sağlanan gelişmiş illerin ise yüksek nüfusa sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Yatırımlar bakımından düşük nüfuslu illeri destekleyen karar, ülkemiz adına önemli fırsatlar doğuran nüfus dinamiklerini kısmen engelleyerek verimlilik kaybına yol açabilecektir.
Veri temini alanında son yıllarda kaydedilen gelişmeler, insanların küçük topluluklar halinde birbirlerinden uzak ve rahat bir düzende yaşamak varken, neden bir araya gelerek şehirler oluşturdukları ve neden büyük şehirlerin daha fazla büyüme eğiliminde oldukları konularında somut açıklamalar yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.
Örneğin, Santa Fe Enstitüsü'nden iki araştırmacının çalışmalarına göre, bir kent kendisinin yarısı büyüklüğündeki bir kente göre kişi başı elektrik kablosu, kanalizasyon gibi altyapı yatırımları bakımlarından %15 daha düşük maliyet; kişi başına gelir düzeyi, tasarruf miktarı, patent sayısı ve diğer refah göstergeleri bakımından %15 daha fazla verim sağlamaktadır. Başka bir şekilde ifade edecek olursak, insanlar daha büyük şehirlerde yaşadıkları zaman daha az kaynak tüketerek daha fazla üretim yapmaktalar. Ayrıca, insanların büyük şehirlerde daha fazla kişiyle ve daha sık görüş alışverişinde bulundukları, bunun da ekonomik gelişmeyi hızlandırdığını gösteren çalışmalar da mevcuttur.

Düzenlemedeki amaçların yetersizlik ve uyumsuzlukları
Büyük ölçekli veya stratejik yatırımlar için sunulan cazip koşullar, bu kategorilere giren firmaların bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında az gelişmiş illerimize gitmelerine gerek bırakmayacak niteliktedir. Büyük ölçekli yatırım yapamayacak nitelikteki şirketler ise genellikle, merkezlerinden uzak şehirlerde yatırım yapabilecek bilgi işlem sistemlerine ve kurumsallaşmaya sahip değillerdir.
Bölgesel teşvik uygulamaları, kendi içinde de yetersizlikler bulundurmaktadır. Örneğin birinci bölgedeki Ankara'nın bazı ilçeleri, daha fazla teşvik verilen komşu illerden ve hatta bunların da birçok ilçesinden daha az gelişmiştir. Gelişmişlik bakımından, aynı şehirlerdeki mahalleler arasında dahi önemli farklar olduğuna göre, en doğrusu bu farklarla idari haritalardan ziyade muhtaç vatandaşlar nezdinde sosyal mekanizmalarla ilgilenmektir.
Düzenlemede ölçek konusunda da çelişkili yaklaşımlar bulunmaktadır. Daha önce belirttiğim gibi; küçük iller büyük olanlara karşı, büyük yatırımcılar da nispeten küçük yatırımcılara karşı avantajlıdır. Bu gereksiz taraf tutmalar, bir yandan kendi alanlarında türlü adaletsizliklere yol açarken, bir yandan da birbirlerinin etkilerini azaltacaklardır.

Bürokratik yükler
Kararda; teşvik belgesi müracaatından, belgenin düzenlenmesine, denetime ve tamamlama vizesine kadar türlü bürokratik aşamalar düzenlenmektedir. Ekonomi Bakanlığı ve yerel idareler üzerinde ilave bir iş yükü oluşacağı gibi, bu durum yeni kadro ihtiyaçları da doğurabilecektir.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.