TİM Başkanı Gültepe: Sanayinin nefese ihtiyacı var yüzde 50 faize dayanamayız
Küresel ekonomideki dönüşüm ve enflasyonla mücadelenin iş dünyasına etkileri İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin temmuz ayı olağan toplantısı kapsamında düzenlenen panelde ele alındı.
Hamide HANGÜL
Erken sanayisizleşme tehlikesine dikkat çekilen ve “Birinci problemimiz fiyat yakalayamıyoruz ve nakit akışı öncelikli hale geldi” diyen sanayiciler, Ar-Ge ve inovasyona daha fazla pay ayrılması gerektiğine vurgu yaparken, yüksek faiz ve maliyetin üretimi, ihracatı zorladığının altını çizdi.
“Avrupa daralıyor, mevcut pazarı kaybediyoruz”
Panelde konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, tüm sanayilerde sorun olduğunu dile getirerek, “Nefes alamıyoruz, nefes ihtiyaç var” diyerek, bu noktada nasıl marka alınabileceğini sordu. İhracatta 275 milyar dolar gerçekleştiğine işaret eden Gültepe, “Bundan sonra nasıl olacak? Avrupa’nın durgunluğunu biliyoruz.
Şu anda biz mevcut pazarı kaybediyoruz. Önümüzdeki dönmede Türkiye’yi, ilk 10 ülke arasına çıkarma vizyonumuz var. Dolayısıyla ya bu programdan vazgeçilecek ya da başka bir şey olamayacak” diye konuştu. Enflasyon yüzde 20’nin altına düşse de bu maliyetleri düzeltecek bir hareket gerektiğine işaret eden Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son 2-3 yılda konkordato sayıları üç katına çıktı. Niye? Hep mi başarısız bu iş insanları?
Ne değişti? Kendi yaptığı planla, ekonomik planlar farklılaştı. Faiz yüzde 18-20’ydi, yüzde 5o’yle alıyoruz. Yüzde 50 faizle hangi iş insanı kredi alıp, iki sene dayanabilir? Dayanamaz.” Gültepe, döviz kuruna yönelik bir soru üzerine, “Döviz artsa da sorun çözülmez. Kısa süreli bir ilaç olur” yanıtını verdi.
“Karlılıkların gerilemesiyle karşı karşıya kalabiliriz”
TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın da Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında en yüksek enflasyona sahip ikinci ülke olduğunu, yüksek faizin bir problem olduğunu vurguladı.
Aydın, “Türkiye’deki üretim maliyetlerinin yurt dışındaki firmalardan daha yüksek seyrettiği ve sanayicinin kur yoluyla bunu yansıtamadığı, karlılık oranlarının da gerilediği bir süreçle karşı karşıya kalacağız gibi duruyor. Bunun en net dönüşümü içinde olan sektörleri arasında tekstil, giyimi, deri, mobilyacılık var” dedi. DEİK Türkiye- Avustralya İş Konseyi Başkanı Steven Young ise küresel alanda tüm dünyanın değişim içinde olduğunu söyledi.
Young, “Bunlar kozmetik değil, köklü değişimler” dedi. Türkiye’ye bakıldığında, son 30-40 yıllık sanayi modelinin, bu değişimleri iyi analiz edip uyum sağlaması gerektiğini ifade eden Young, “Biz, rekabetçi avantajı maliyet tarafında arıyoruz, ancak çok hızlı bir şekilde nitelikli tarafa geçip, gelir tarafında rekabetçi avantaj sağlamalıyız.
Daha nitelikli ürünler, daha yüksek katma değerli ürünler veya şirketler satın alırsınız gelişmiş pazarlarda o hedeflere gitmek için. Şu anda ikisi de mümkün. Yurt dışında dünya kadar satılık firma var. İkinci nesil, babasının firmasını devralmak istemiyor. İkinci nesil ilgilenmiyor. Almanya’da sadece, 300 binden fazla firma var bu kategoride. Bunlara bakmamız lazım.”
"Makyajdan önce böbrek taşı alınmalı"
İSO Meclis Üyesi Erkan Özkan, ihracatçının yurt dışı pazarlarda fiyat rekabetini kaybettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz pahalıyız. Başka hiçbir problemiz yok. Ar- Ge inovasyon konularına katılmıyor değilim, ancak bizim ipek kirpik takmaktan, ruj sürmekten, makyajdan önce böbreklerimizdeki taşın alınması lazım, kanserin alınmasına ihtiyacımız var.”
Fiyat problemi çözüldüğünde, dünyanın her yerine mobilya satabileceklerini söyleyen dile getiren Özkan, “Biz bir şey istemiyoruz. Biz dünyanın her yerine mobilya satıp, 6’ncı sıraya yerleşmişken dünyada, bugün 10-11’inci sıralara geriledik. Biz markette, restoranda her şeyde pahalıyız” diye konuştu.