22 °C
Uğur CİVELEK
Uğur CİVELEK ARKA PLAN dunyaweb@dunya.com

Eski alışkanlıklardan kurtulamıyoruz!

Düşürülen uçak nedeniyle Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler gerilmeye devam ediyor, fakat geleceğe yönelik hesapları bozulanlar çözümü bu durumu görmezden gelmekte arıyor! Korkudan ne yapacağını bilemeyenler, herkes riskini azaltmaya çalışırken tam aksini yaparak birbirlerini sakinleştirmeye çalışıyor! Sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmayı alışkanlık haline getirenlerin, daha farklı bir davranış biçimini benimsemesi pek olası görünmüyor! 

Diğer gelişen ülke paraları değer kaybediyor, fakat malum kesimlerin olağandışı gayreti sayesinde Türk Lirası değerleniyor! Diğerlerinin sermaye piyasaları satış baskısı altında bunalırken, bizimki iyiyim ve ayaktayım demeye zorlanıyor! Finansal piyasaları yapay bir şekilde yönlendirerek, kırılganlık algısı geriletilmeye ve beklentilerdeki bozulma kontrol altında tutulmaya çalışılıyor! 

Etkili ve yetkili kesimler, hiç olmaz ise yılsonuna kadar dayanmaya çalışıyor! Türk Lirası daha fazla değer kaybetmesin, menkul ve gayrı menkul şeklindeki varlık değerleri erimesin ve bilançolar yıpranmasın! Durumun çok kötü olduğu açığa çıkmasın, para ve maliye politikasındaki çaresizlikler belli olmasın! Bir süre daha göz boyamaya devam edilsin, çıkmayan candan umut kesilmesin! 

Ancak, Rus yetkililer halden anlamıyor; Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırmak için elinden geleni yapıyor! Ülkemizin etkili ve yetkili kesimlerini en ağır şekilde cezalandırmaya çalışıyor; beklentileri olumsuzlaştırmak adına kitle iletişim araçlarını etkin bir şekilde kullanmaya çalışıyor! Alttan almak veya ses tonunu yükseltmek gibi tavırlar, onlara geri adım attıramıyor! İlişkilerin, körler ile sağırlar arasındaki iletişime dönüşmesi engellenemiyor! 

Gündem belirleme konusunda bizimkiler yaya kalıyor; kısa vadede durumu dengelemek ve olumsuz piyasa eğilimlerini geciktirerek günü kurtarmak adına,  daha fazla risk almak dışında bir seçenek üretilemiyor. Yerli veya yabancı profesyoneller ne olup bittiğini ve gelecekte ne tür gelişmelerin söz konusu olabileceğini biliyor; hepsi bu çaresizliği kendi lehine kullanmaya çalışıyor!  

Ekim ayında dış ticaret açığımızın beklenenin biraz altında kalması, mülteciler konusunda AB ile varılan uzlaşı gibi konular beklentilerdeki bozulmayı dengeleyemiyor; mecburen yapay eğilimlerin arkasına saklanmak durumunda kalıyor, olduğumuzdan çok daha iyi imiş gibi görünmeye çalışıyoruz. En iyi savunma hücumdur taktiğini benimseyerek akıntıya karşı durmaya çabalıyoruz! Gücümüz sadece kendi insanlarımızı aldatmaya yetiyor; bu açmazın kırılganlık algısını besleyen temel yanlışlardan biri olduğunu göremiyoruz ve bindiğimiz dalları kesmeye devam ediyoruz! 

Beklenenden düşük çıkan cari açık rakamının, durgunlaşma yönündeki eğilimin varsayılandan daha ciddi olduğu anlamına gelebileceği konuşulmuyor. Mülteci sorununun hesaplanamayan maliyetleri görmezden geliniyor; 2016 yılı üçüncü çeyrek dönemi başında devreye gireceği söylenen vize serbestisinin tutulamayacak bir söz olduğu ve 3 milyar Euro büyüklüğündeki desteğin yetersizliği hesaba katılmıyor. Bu gelişmelerin, orta vadede Türk Lirası'na değer kaybettirebilecek türden olduğu gerçeği ihmal ediliyor. 

Gerek küresel koşulların olumsuzlaşması ve Rusya’nın bilinçli olarak gerginliği yükselten tavrı, gerekse seçmene verilen sözler ve gerçekçilikten uzak kalan Hükümet Programı nedenleri ile Orta Vadeli Plan Hedefleri tümü ile anlamsızlaştı. Eğer 2016 mali yılı bütçesi ile para ve kur programı, itibarsızlaşmış hedeflere ve yapay piyasa verilerine göre şekillendirilecekse işimiz çok zor olacak demektir!  

Riskten kaçınma eğiliminin belirleyici olacağı dönemlerde, ülkelere ilişkin kırılganlık algısı gerçekler ile görünüm arasındaki farklara göre şekillenir. Mevcut koşullar ve eğilimler, etkili ve yetkili kesimlerimizin bu durumu dikkate alabilecek durumda olmadığına işaret ediyor ve kesinlikle güven vermiyor. 

Son ayına girdiğimiz 2015 kolay bir yıl olmadı! 2016 senesi ise her bakımdan çok daha zorlu ve sıkıntılı bir dönem olabilir.