Oynaklık artar, kimi faiz artırır kimi izler

Atılım MURAT
Atılım MURAT AYKIRI FİNANS amurat@etu.edu.tr

Çin Yuanı borçlanıp satış yapmak, yılbaşından beri en gözde strateji oldu. Bu strateji popülerleştikçe, doğal olarak pahalılaşıyor. Yuan cinsi mevduatlara ödenen faizler artıyor. Aslında bu durum Çin Merkez Bankası’nın (ÇMB) yuan devalüasyonunun bir yansımasıdır. Nasıl olsa yuan değer kaybedecek beklentisiyle spekülasyon arttı. Tabii bir noktaya dikkat etmekte fayda var. ÇMB ağustostan beri yuanın değerini sadece yüzde 6 düşürdü. Kademe kademe ilerliyor. Piyasalar aşırı tepki verdiğinde müdahale ediyor. ÇMB’na rağmen pozisyon almak risklidir. Örneğin Asya’daki yuan havuzunun büyüklüğü 1 trilyon yuan. Yani borçlanıp satış yapılacak yuan miktarı maksimum bu. Öte yandan ÇMB rezervlerinin yuan karşılığı 22 trilyondur. ÇMB ile aşık atmak tehlikelidir. 

Piyasalarımız açılmadan önce kapanan Asya endekslerinin durumları artık arka planda kalıyor. İşimiz gücümüz yuanın performansı. Hemen herkes foreks traderı oldu. Off shore yuan değeri ile Çin’deki yuan değeri arasındaki fark, son günlerin en önemli piyasa göstergesi haline geldi. Bu farkın grafiğiyle USD/TL’nin grafiği alt alta koyulursa, aralarında iyi bir ilişki olduğu görülür. Aslında gelişen ülke paraları, yuanın performansından direkt etkileniyor. Akla hemen, ‘‘Yuandaki bu oynaklık ne zaman biter’’ sorusu geliyor. Aslında yatırım bankaları 2016’yı bir ‘‘fırsat yılı’’ olarak görüyorlar. Gelişen ülkeler grubunun büyüme hızı dört yıldır düşüyor. Dip rakamların yakın olduğuna inananların sayısı fazla. Rus ekonomisindeki daralmanın biteceği, Hindistan’da olumlu gelişmelerin tekrar başlayacağı, euro bölgesindeki toparlanmadan Doğu Avrupa ekonomilerinin fayda sağlayacağı, hatta Brezilya ekonomisinin toparlanma emareleri göstereceği düşünülüyor. Tabii bu senaryo analizindeki majör risk faktörü yuan volatilitesidir. Volatilitenin artması maliyetleri yükseltiyor. Küresel yatırımcılar gelişen ülkelere giriş yapmak istemelerine rağmen çekiniyorlar. 

Türkiye’de, ‘‘Küresel oynaklık düşsün de önümüzü görelim’’ psikolojisi iyice yerleşti. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek bu hafta Orta Vadeli Planı açıklarken bile daha çok piyasa oyuncularını rahatlatmaya çalıştı. Dünya piyasalarındaki oynaklık yüksek kaldığı için, petrol fiyatının 30 dolara düşmesinin keyfini çıkaramıyoruz. TCMB dahi oynaklık endeksleriyle ilgileniyor. 19 Ocak’ta toplanacak Para Politikası Kurulu, para politikasında sadeleştirme ve faiz kararlarını bu şartlara göre alacaksa biraz daha beklemek zorunda kalabilir. Çünkü Çin piyasalarındaki sert hareketler şubatın ilk haftasında da sürebilir. Çin’de yeni yıl tatili 8-12 Şubat tarihleri arasında. Piyasalar bir hafta kapalı olacak. Çinli yetkililer tatil sonrasında oynaklığı düşürmeye çalışabilirler. Şubat sonuna doğru Çin’de kritik toplantılar var. 

Çin ekonomisindeki ve piyasalarındaki gelişmeleri, Amerikan ekonomisinin ve piyasalarının öncü göstergesi olarak kullanmak yanıltıcı olabilir. S&P 500 endeksindeki şirketlerin gelirlerinin küçük bir kısmı, Çin, Kore, Tayvan gibi ekonomilerden geliyor. Çin’de olan bitenin dolaylı etkisi emtia fiyatları üzerinden oluyor. Petrol fiyatı 2004 seviyelerine döndü. Daha da önemlisi bakır fiyatı 6 yılın en düşük seviyesini gördü. Açıkçası beni bakır, demir cevheri, platin gibi endüstriyel metallerdeki çöküş endişelendiriyor. Bu zayıfl ık global ekonomideki defl asyon baskısının bir göstergesidir. Global defl asyon bu kadar konuşulmasına rağmen Fed enfl asyonun yükseleceğine inanıyor. Gerçi Fed’in troykası (Yellen, Fischer, Dudley) enfl asyonun birincil öneme sahip olmadığını söylüyor. Onlar için daha mühim olan istihdam sektörünün durumu. Fed 2016’da 100 baz puanlık faiz artırımından bahsederken, piyasa 44 baz puanlık bir faiz artışını fiyatlıyor. Fed’in mart toplantısında artırım olasılığı, bir ayda yüzde 75’ten yüzde 47.5’e düştü. Fed ile piyasalar ayrı telden çalıyor. Piyasaların beklentisi bu kadar düşükken, ABD’den bundan sonra gelecek her güçlü verinin fiyatlaması sert olabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar