Özgürlük çalıştayında ele alındı Kutlar üç temel başlıkta incelendi

Sinematek kurucusu Onat Kutlar’ın çevresine ve sanatına yansıttığı çok yönlü kişiliği 43. İstanbul Film Festivali kapsamında Yaşamın Sesi: Özgürlük çalıştayında ele alındı. Aydın ve sanatçı dostları Kutlar’ı anlattı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Gülhan KIRDI

43. İstanbul Film Festivali’nin ev sahipliğinde Salon İKSV’de 22-23 Nisan tarihleri arasında “Yaşamın Sesi: Özgürlük” ismiyle 2. Onat Kutlar Çalıştayı düzenlendi. Birinci Onat Kutlar çalıştayı Haziran 2022’de, Birkbeck, Londra Üniversitesi enstitülerinden Birkbeck Institute for the Moving Image (BIMI)'de, "Onat Kutlar: Cinema is a Feast" (Onat Kutlar: Sinema Bir Şenliktir) başlığıyla gerçekleştirilmişti.

Çalıştay, Türkiye’nin önde gelen aydın ve sanatçılarını bir araya getirdi ve Kutlar üç temel başlıkta incelendi. Edebiyatçı yönü, sinemacı tarafı ve hayatta gösterdiği aydın sorumluluğu. Programı yoğun geçen çalıştayda, yedi oturum yapıldı. Aynı zamanda Önder Esmer’in bir belgesel filmi de sinema severlere izlettirildi ve program çerçevesinde otuza yakın sanatçı, akademisyen, kültür insanının konuşmacı olarak katılımıyla Onat Kutlar bütün yönüyle değerlendirildi.

Sinematek, Kutlar’ın en önemli projelerinden

 Onat Kutlar’ın erken, beklenmedik ölümü sanat camiasını her zaman üzüntüyle anılmaktadır. Sanatseverler, hayatları süresince onun eserlerinin izleriyle çok değişik yerlerde karşılaşmıştır. Özellikle Yusuf ile Kenan’ı soluksuz izlenen yapıtlarından olmuştur.

Onat Kutlar’ın fotoğraf ve gerçeklik ilişkisini Ara Güler’in hamallar fotoğrafı hakkında yaptığı şu yorum daha net ortaya koymaktadır: “O tek fotoğrafta, binlerce cilt Gazap Üzümleri ya da Bereketli Topraklar Üzerinde’yi okumuş gibi olurum.” Cevat Çapan çalıştaydaki konuşmasında Kutlar’ın bu sözlerini işaret ederek şöyle söyledi: “Onat Kutlar, Ara Güler’in bir fotoğrafına bakarken Orhan Kemal ile el ele yürüdüğümü hissediyorum der. Arkamızdaki fotoğrafa bakınca, Onat’ı düşününce biz de onunla el ele yürüdüğümüzü hissediyoruz.

Çünkü Onat’ın Orhan Kemal ile el ele yürümesi, bizim Onat’la el ele yürümemiz, bütün sevdiğimiz yazarlarla el ele yürüyor olmamız büyük bir mutluluk. Hayatımın değişik evrelerinde karşıma Onat Kutlar’ın çıkmasının benim için de büyük bir önemi vardır. Sanki geçmişten elini uzatarak hayatıma dokunabilmesi gerçekten eşsiz.” Çalıştayda, Kutlar’ın yaşamında herkesin hayatına dokunduğunun altı özellikle çizildi.

Bunu yapmak için de daha fazla projeler gerçekleştirerek Sinamatek’i kurdu. Cevat Çapan, Onat Kutların sinematek proje fikrini nasıl geliştirdiğini şu cümlelerle anlattı: “Onat Paris’te iken, modernist sanat anlayışını sinemanın daha iyi yansıttığını keşfetti. Müthiş bir sinema aşığı olarak orada kendisine yeni bir yaratıcılık alanı buluyor.

Şimdi buradan bakıyorum ki Onat nasıl Orhan Kemal ile buluşmayı önemsediyse bir takım başka yazarlarla sanatçılarla buluşmaktan büyük bir zenginlik elde ettiğini, kendini yetiştiren, ,yaratıcılığını besleyen bir kaynak bulduğunu görüyoruz. Ve epeyce film seyrettikten sonra Türkiye’de de bir sinematek kurma düşü ile dönüyor. 1965 te Sinematek Derneğini kurduk.” Dernek bazı sinema çevrilerinde büyük eleştiriler ve suçlamalarla karşılaşıyor.

Cevat Çapan o dönem için “Güzel Sanatlar Akademisi’nde Halit Refiğ ve arkadaşlarıyla Ulusal Sinema Arşivi diye kulüp kurmuşlar. Onlar da sinematiğin Türk filmlerine karşı bir dernek olduğu kuruntusuna kapılıyorlar ve Sinematek’in Amerikan tarafından kurulduğunu düşünüyorlar. Dolayısıyla Sinematek’e savaş açıyorlar. Diyorlar ki bunlar Batı hayranı birtakım züppelerin kurduğu bir dernek ve Türk sinemasının aleyhinde çalışıyorlar. İnanamıyoruz bu söylenenlere.

Tabi zaman bu söylemleri boşa çıkardı. Sinematek, kuruluşundan itibaren sinema ile ilgili pek çok alanda çalışmalara imza attı. Türkiye çapında sinema kulüpleri kurulmasına öncülük etti. Sinema okulu olma görevini yerine getirdi. Çıkardığı Yeni Sinema Dergisi ile teorik tartışmaya öncülük etti. Pek çok yazarın sinema hakkında araştırmalarına katkı sağladı. 12 Eyül darbesi ile Sinematek kapatıldı” diyor.

Duyguyla düşünceyi kaynaştıran bir yazar

 Onat Kutlar’ın yazılarında, Baba –oğul ilişkisi, erkek egemen toplumsal yaşayıştaki erkeğin durumu, anne baba ilişkileri, çocuk psikolojisi temalarını görüyoruz. Duyguyla düşünceyi kaynaştıran bir yazar. Cevat Çapan Onat Kutlar’ın sanatı için şunları söyledi: “Onat’ın gerçekçilik anlayışında canlı olan her şeyle ilgilendiğini farkına varıyoruz.

Edebiyatını bu kadar önemli kılan özelliği, canlı olanla ilgilenmesi. Yaşayan erkek, yaşayan kadın ve yaşayan çocuklar. Sadece insan değil, doğada yaşayan her canlıda rüzgârda, yaprak da, çimende vb. canlı olan canlılığını hissettiren her şey onun dilini zenginleştiren sözcükler bir anlatım araçları oluyor. Simgeler görsellik kazanıyor.”

Çok yönlü sanatı oturumlarda ele alındı

Onat Kutların çok yönlü sanatçı kişiliği çalıştayda gerçekleştirilen yedi oturumda bahsedildi. Bunun yanında Onat’ın etrafıyla yaş ve cinsiyet gözetmeksizin kurduğu arkadaşlık ve dostluk ilişkisi de onu tanıyanlar tarafından anlatıldı. Latife Tekin bu konuda : “Onat ağabeyin ilginç bir yönü vardı. Çok fazla kadın dostu vardı. Kadınlarla da erkekler de yakınlık dostluk kurabilen bir insandı” dedi.

Onat Kutların aydın-sanatçı kişiliği hakkında Cevat Çapan şu sözleri ile açıklıyor: “Onat’ın parçası olduğu hayatı anlamaya çalışan, bunu yaparken bütün bir hayatın korkunçluğunu acısını çekerek hissederek yaşayan, etrafına kayıtsız kalmayan bir duyarlıkla dile getirir.” Buna ek olarak her zaman bu acının içinde umudu işaret eder.

Onat Kutlar Bahar İsyancıdır yazısında: “Ve işte yine eylül. Geleceğin duvarı önünde duruyorum, kaygılı, sabırsız. Üstümden küçük kuşku tohumları karışmış altın renkli polenler uçuşuyor. Bir türlü bastıramıyorum yüreğimdeki ozanın sesini: “Bahar isyancıdır...”Yaşadığımız şu karabasan, bir gerçeğin yansımasından başka bir şey değilse, ölümsüz gençlik ve bahar düşlerimiz nedir? Gerçek değil mi onlar? İstersen şimdi yalnız bunu düşünelim ve bekleyelim yarını. Yarın her zaman güzeldir.”

Türk Sinematek Derneği'ni kurdu ve Yeni Sinema Dergisini çıkardı

25 Ocak 1936 da Alanya’da doğdu. 1959 yılında yayımlanan İshak ile 1960 yılında Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazandı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenimini, son dersinin sınavına girmeyerek bıraktı ve felsefe okumak amacıyla Paris'e gitti.

İki yıl sonra döndüğünde bir süre Doğan Kardeş dergisinde çalıştı. 1965'te Türk Sinematek Derneğini ve Yeni Sinema dergisini kurdu. 1965-1976 yılları arasında, Türkiye'ye dünya sinemasının kapılarını açan Türk Sinematek Derneğini yönetti.

Yusuf ile Kenan, Hazal ve Hakkâri'de Bir Mevsim adlı yurt dışı ve yurt içi festivallerde çok ödüllü filmlerin senaryolarına imzasını attı. 1985'te Berlin Film Festivali'nde jüri üyeliği yaptı. İstanbul Film Festivali Düzenleme Kurulunda ve İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İcra Kurulunda görev yaptı. 1994 yılında Fransız hükûmetince verilen L'Ordre des Arts et des Lettres Ödülü'yle onurlandırıldı. 30 Aralık 1994'te Cafe Marmara'ya bırakılan bombanın patlaması sonucu hayatın kaybetti.