2029’da 55 milyar dolar ihracat
Bu yılın ilk 8 ayında 22,8 milyar dolarlık ihracat rakamına imza atan Türkiye kimya sektörü, küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen yılsonu hedefi olan 35 milyar doları koruyor. Sektörün orta vadede 2029 ihracat hedefi ise 55 milyar dolar. Sektörde, ABD, Körfez ülkeleri ve Asya başta olmak üzere alternatif pazar arayışları devam ediyor.
Nurdoğan ARSLAN ERGÜN
Türkiye’nin ihracat listesinde uzun zamandır ikincilik koltuğunu koruyan kimya sektörü, küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen ihracattaki iddiasını yükseltiyor. Bu yılın ilk 8 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6’lık artışla 22,8 milyar dolarlık ihracat rakamına imza atan sektör, yılsonundaki 35 milyar dolar hedefini koruyor.
Kimya sektörünün orta vadeli planı ise 2029 sonunda 55 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmak. 2026’nın ilk yarısında 17,1 milyar dolarla sektörün ‘tarihin en yüksek 6 aylık’ ihracat rakamına ulaştığını söyleyen İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, temmuz ayında yaşanan gerilemenin ardından ağustos ayında yeniden büyümeye geçtiklerini belirtti.
Aracı, “Önümüzde çok önemli dört ay var. Küresel ticaretteki belirsizliklere, jeopolitik risklere ve üretim maliyetlerindeki baskıya rağmen sektörümüzün güçlü üretim altyapısına ve ihracat kabiliyetine güveniyoruz. Yılın son bölümünde mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırmak, yeni pazarlarda daha güçlü bir varlık göstermek ve katma değerli ihracatı desteklemek için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdüreceğiz” dedi.
ABD’de fırsatlar büyüyor, yeni pazarlar doğacak
Kimya sektörünün 8 aylık ihracatında ABD’nin 1,04 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldığını açıklayan Aracı, bu bölgeye ihracatın yüzde 34 arttığına işaret etti. Yeni regülasyonlarla birlikte Türkiye’ye dönük taleplerin arttığını söyleyen Aracı, ihracatçı açısından bu pazarda fırsatların büyüdüğünü kaydetti. Enerji ve hammadde fiyatları, navlun ve sigorta maliyetleri ile Avrupa’daki talep koşullarının ihracat performansı üzerinde etkili olduğunu dile getiren Aracı, Çin’in artan üretim kapasitesinin Avrupa pazarında yarattığı fiyat baskısının da rekabeti zorlaştırdığını belirtti.
Aracı’ya göre, buna karşın ilk 20 pazardaki ihracatın yüzde 12,85 artması sektörün güçlü olduğu pazarlardaki büyüme potansiyelinin sürdüğünü gösteriyor. Avrupa’nın kimya sektörü açısından ana pazar olmayı sürdüreceğini belirten Aracı, bununla birlikte küresel ticaretteki değişimin pazar çeşitlendirmesini zorunlu hale getirdiğini vurguladı. Aracı, İKMİB’in yeni dönem faaliyet takviminde Avrupa’nın yanı sıra ABD, Körfez, Latin Amerika ve Asya pazarlarına yönelik organizasyonların ağırlık kazanacağını belirtti.
Suriye’de üretim fırsatları doğabilir
Yakın coğrafyadaki jeopolitik gelişmelerin kimya sektörünün ihracatı üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Aracı, Rusya-Ukrayna savaşı, İran çevresindeki belirsizlikler ve bölgesel ulaşım hatlarına ilişkin risklerin enerji, hammadde, navlun ve sigorta maliyetlerini etkilediğini söyledi. Buna karşılık Irak ve Suriye’de yeniden yapılanma ve artan tüketim ihtiyacının kimya sektörü açısından yeni fırsatlar oluşturduğunu belirtti. Aracı, 2026 yılının ilk 8 ayında Suriye’ye 280,4 milyon dolarlık kimya ihracatı gerçekleştirildiğini, Irak’a yönelik ihracatın ise 693,9 milyon dolara ulaştığını açıkladı.
Suriye’de yeniden yapılanma sürecinde plastik, boya, yapı kimyasalları, izolasyon, temizlik ve hijyen ürünleri gibi birçok kimyasal ürün grubuna ihtiyaç duyulacağını kaydeden Aracı, sektörün yalnızca ihracat değil, ilerleyen dönemde üretim ve yatırım açısından da fırsatlar görebileceğini söyledi. Aracı, “Yeniden yapılanmanın birçok halkasında kimyasal girdilere ihtiyaç duyuluyor. Enerji altyapısının güçlenmesi, bankacılık ve finans işlemlerinin sağlıklı işlemesi, gümrük geçişlerinin kolaylaşması ve yatırım ortamının daha öngörülebilir hale gelmesiyle Türk kimya sanayisinin Suriye’de ihracatın yanında üretim ve yatırım tarafında da daha güçlü bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum” dedi.
Hammadde ve maliyetler rekabetçiliği etkiliyor
Kimya sektörünün yüksek işletme sermayesi ve uzun vadeli yatırım ihtiyacı nedeniyle finansman koşullarındaki değişimlerden doğrudan etkilendiğini dile getiren İbrahim Vefa Aracı, hammaddenin önemli bölümünün ithal edilmesinin üretim, stok ve ihracat arasında yüksek bir finansman ihtiyacı oluşturduğunu söyledi.
Yüksek finansman maliyetlerinin yalnızca firmaların nakit akışını değil, yeni kapasite yatırımları, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarını da etkilediğine dikkat çeken Aracı, ihracatçı ve üretici firmalar için daha seçici finansman mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Özellikle Eximbank ve reeskont kredilerinin erişilebilirliğinin artırılması, vadelerin sektörün üretim döngüsüne uygun hale getirilmesi ve ihracat taahhüdüne bağlı işletme sermayesi imkanlarının güçlendirilmesinin önemine işaret eden Aracı, finansmanın üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini belirtti.
Kimya sektöründe enerji, hammadde ve diğer üretim girdilerindeki artışların ihracatçıların fiyat rekabetini zorlaştırdığını da belirten Aracı, kur ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin ihracatçı açısından kritik hale geldiğini söyledi. İşçilik, enerji ve diğer girdilerdeki artışın kur hareketinin üzerinde kalmasının özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu pazarlarda firmaların marjlarını daralttığını ifade eden Aracı, Avrupa pazarında Çin kaynaklı kapasite fazlası ve düşük fiyat baskısının da tabloyu ağırlaştırdığını kaydetti.
“Test maliyetleri KOBİ’leri zorluyor”
Avrupa’daki çevre ve sürdürülebilirlik düzenlemelerinin kimya sektöründe ihracatın koşullarını değiştirdiğini belirten Aracı, REACH, CLP, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) gibi düzenlemelerin karbon, döngüsellik, izlenebilirlik ve teknik uyumu ihracatın temel unsurları haline getirdiğini söyledi. Özellikle KOBİ’ler açısından test, belgelendirme, danışmanlık ve yatırım maliyetlerinin önemli bir yük oluşturduğunu ifade eden Aracı, İKMİB’in yeni dönemde firmaların bu düzenlemelere uyum sağlamasına yönelik çalışmalarını artıracağını belirtti.
“Kozmetikte ‘Kore’ algısını kırabiliriz”
Türk kimya sektörünün alt birimlerinden kozmetikte son dönemde yaşanan gelişmelere değinen İbrahim Vefa Aracı, “Tüm dünyada kozmetik alanında ‘Kore modeli’ diye bir algı oluştu. Türk kozmetik sektörünün gücünü gösterecek modellere geçmemiz lazım. THY’larında, dizilerde ürünlerimizi göstermeliyiz. Avrupa Şampiyonu olan kızlarımız var, tüm bunları bir algı oluşturmak için kullanmalıyız” dedi.