Davos 2026’da küresel inşaat sektörünün yeni rota arayışı: İnşa etmekten yaşam alanları yönetimine

Küresel inşaat ve altyapı sek­törü, son yılların en çetin sınavlarından birinden geçiyor. Jeopolitik belirsizlikler, kırıl­gan tedarik zincirleri ve daralan kamu bütçeleri, sektörün hare­ket alanını her geçen gün daha da zorluyor. Buna karşın, belki de tarihte ilk kez bu ölçekte bir çe­lişkiyle karşı karşıyayız. Tüm bu kısıtlara rağmen, dünya genelin­de altyapıya duyulan ihtiyaç hiç olmadığı kadar yüksek.

Davos 2026’da küresel inşaat sektörünün yeni rota arayışı: İnşa etmekten yaşam alanları yönetimine

Bugün asıl mesele, bu devasa talebi karşılayıp karşılayamaya­cağımızın ötesine geçti. Önem­li olan bunu hangi kalite, hız ve dayanıklılık standartlarıyla ba­şaracağımız. Sorunun merkezin­de artık yalnızca mühendislik çö­zümleri değil, sektörü bir bütün olarak yeniden düşünme zorun­luluğu yer alıyor.

Silolardan çıkış ve ekosistem liderliği

Geçtiğimiz yıl devraldı­ğım Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Mühendislik ve Altyapı Endüstri Grubu Başkanlığı gö­revimdeki ilk yılımı yoğun bir gündemle tamamlıyorum. Ya­şam Alanları ve Altyapı Endüst­ri Grubu (Built Environment and Infrastructure – BEI) adıy­la yola devam ederken, sektö­rün dönüşüm ihtiyacını Davos 2026’daki tartışmaların merke­zine taşıdık.

Bu yıl Davos’ta başkanlığı­nı üstlendiğim BEI Guvernör­ler Toplantısı’nın ana günde­mi, sektörümüzün giderek daha karmaşık bir yapıya dönüşme­sinden hareketle, artık hiçbir kurumun bu devasa zorluklar­la tek başına mücadele edeme­yeceği gerçeğiydi. Bu gerçek­ten hareketle tartışmalarımızı, her türlü ekonomik senaryo­da değerini koruyan ‘no-regret moves’ olarak adlandırdığımız stratejik adımlar etrafında şe­killendirdik.

Verimliliğin önündeki asıl en­gelin, kurumların kendi iç iş­leyişinde değil, organizasyon­lar arasındaki ‘arayüzlerde’ ve koordinasyon eksikliğinde giz­li olduğunda hemfikir olduğu­muzu gördük. Bu gerçek bizi ‘si­lolardan çıkış’ ve ekosistem li­derliğinin önemine götürüyor.

Tüm konuşmalarda, geleneksel risk paylaşım modellerinin bir kenara bırakılması, iş birliği­nin sadece iyi niyetli bir temen­ni olmaktan çıkıp, rollerin, teş­viklerin ve risklerin sistem dü­zeyinde yeniden tanımlandığı somut bir ‘ortak modelin’ kur­gulanması gerektiği vurgulan­dı. Bu noktada tüm değer zinciri boyunca şeffaflığı artırmak, teş­vikleri uyumlu hale getirmek ve hem insan hem de doğa için çok daha dirençli altyapı sonuçları üretmek hedeflendi.

Küresel gündemin yükselen öncelikleri masada

Guvernörler Toplantısı’nda fi­ziksel altyapıyla birlikte aynı za­manda bu projeleri ayağa kaldı­ran asıl ‘yakıtı’, yani sermayeyi de mercek altına aldık. Tasarım yak­laşımları ve dijital inovasyonun, projeleri nasıl daha ‘finanse edile­bilir’ hale getirdiği önemli başlık­lardan biriydi. Bugüne kadar hak ettiği ilgiyi yeterince görmeyen su ve su yönetimine özel bir parantez açtık. Dünya bugün yapay zekâ devriminin tetiklediği enerji ihti­yacına odaklanmış durumda. An­cak veri merkezlerini soğutmak için gereken devasa su tüketimi henüz yeterince gündeme gelmi­yor. Oysa su altyapısı, dijitalleşen dünyanın ‘görünmez’ ama en kri­tik bileşenlerinden biri.

Bu çerçevede Davos’ta, Dün­ya Ekonomik Forumu tarafından Aralık 2025’te yayımlanan ‘Bri­dging the €6.5 Trillion Water Infrastructure Gap: A Playbo­ok’ (6,5 Trilyon Euroluk Su Alt­yapısı Açığını Kapatmak: Stra­tejik Yol Haritası) başlıklı viz­yon belgesi etrafında tartışmalar yapıldı. Belge, su altyapısındaki parçalı yapıyı aşmayı hedefleyen küresel bir yol haritası sunarken, sürdürülebilir bir gelecek için ya­tırımların bu alana nasıl yönlen­dirilebileceğine dair somut bir çerçeve ortaya koyuyor.

Ekosistemi önceliklendiren kimlik dönüşümü

Davos 2026, bizim için strateji­lerin yanı sıra, kimliğimizi ve bakış açımızı da tazelediğimiz bir zirve oldu. Grubumuza yeni üyeler ka­zandırırken; tasarım ve inşaattan enerjiye, yapı malzemelerinden akıllı yaşam sistemlerine kadar uzanan geniş bir değer zincirini temsil ettiğimizi daha net biçim­de gördük. Bu farkındalık, mevcut ‘Mühendislik ve İnşaat’ tanımının artık bu bütünsel yaklaşımı yansıt­madığını ortaya koydu.

Forum yö­netimi ve strateji yetkililerimiz­le yaptığımız iş birliği neticesin­de, topluluğumuzun adını ‘Yaşam Alanları ve Altyapı’ (Built Envi­ronment and Infrastructure – BEI) olarak değiştirme kararı aldık. Ye­ni isim, şirketlerimizin çeşitliliği­ni ve önümüzdeki yıllarda insanın yaşam kalitesini merkeze alan ro­tamızı çok daha doğru yansıtıyor.

Stratejiden eyleme

Limak olarak bu küresel dönü­şüme öncülük etmeyi hem kurum­sal bir hedef hem de bir sorumlu­luk olarak görüyoruz. Davos’ta te­mellerini attığımız bu disiplinli ajandayı, Mart 2026’da Münih’te yapacağımız Strateji Toplantısı ile eyleme dökeceğiz. Amacımız, salt yapılar inşa etmekten çok ötede; dijital dönüşümü kucaklayarak ve mühendislikte fırsat eşitliğini gö­zeterek güven ve diyalogla gelece­ğin ekonomisini şekillendirmek.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL