Savaş tekstilde dengeleri değiştirdi: Geri dönüştürülmüş ipliğe talep patladı
ABD/İsrail-İran savaşı sonrası pamuk ve polyester gibi ham maddelerde yaşanan sert fiyat artışları, tekstil sektörünü alternatif arayışlara yöneltti. Son iki ayda rejenere ipliğe yönelik talep hızla artarken, sektör temsilcileri iş hacminde yüzde 30’luk büyüme yaşandığını belirtti.
ABD/İsrail-İran savaşıyla birlikte yükselen enerji maliyetleri, tekstil sektöründe kullanılan pamuk ve polyester gibi ham maddelerin fiyatlarını artırırken, geri dönüştürülmüş ipliğe yönelik talep son iki ayda belirgin şekilde yükseldi.
Savaşın etkisiyle birçok sektörde olduğu gibi iplik üretiminde de maliyet baskısı artarken, özellikle petrol türevi ürünlerde yaşanan fiyat artışları tekstil üreticilerini alternatif çözümlere yönlendirdi. Amerikan pamuk vadelileri son 70 günü aşkın süreçte yüzde 32 yükselirken, pamuk piyasasında dalgalı seyir dikkat çekti.
Geri dönüştürülmüş iplik üretimi yapan firma sahibi Mehmet Serbülent Karabulut, yaptığı açıklamada, savaş nedeniyle ham maddeye erişimin zorlaşmasının ve maliyetlerin yükselmesinin, tekstil atıklarından elde edilen rejenere ipliğe ilgiyi artırdığını söyledi.
Karabulut, savaş sona erse bile fiyatların kısa sürede eski seviyelerine dönmesini beklemediklerini belirterek, üreticilerin maliyet avantajı nedeniyle rejenere ipliğe yöneldiğini ifade etti.
"Sentetik elyafın fiyatı yüzde 70 arttı"
Karabulut, petrol bazlı sentetik elyaf fiyatlarında ciddi artış yaşandığını belirterek, "Elyafın kilogram fiyatı 1,70 dolara yükseldi. Ham madde maliyeti arttığı için bu durum doğrudan polyester iplik fiyatlarına yansıyor. Pamuk ve polyester arasındaki fiyat makası çok daraldı. Bu durum tekstilcilerin polyesterden kaçıp pamuğa yönelmesine neden oluyor. Ancak pamuk fiyatları da çok yükseldiği için, daha düşük maliyetli olan ve rejenere pamuktan üretilen iplikler daha fazla talep görmeye başladı." dedi.
Pandemi sonrasında petrol ve pamuk fiyatlarındaki düşüş nedeniyle durağan bir dönem yaşayan rejenere iplik sektörünün son iki ayda yeniden hareketlendiğini aktaran Karabulut, "Bizim de ana iş kolumuz rejenere iplik üretimi. Son iki ayda yurt dışı alıcılarımızdan rejenere ipliğe daha fazla talep gelmeye başladı. İş hacmimiz yüzde 30 arttı. Taleplerde savaş etkisini çok net görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 2,2 milyar dolarlık iplik ihracatı gerçekleştirdiğini hatırlatan Karabulut, geri dönüştürülmüş iplik üretiminde Türkiye’nin dünyadaki önemli merkezlerden biri olduğunu kaydetti.
"Ülkemiz iplik üretiminde dünyada güçlü ve iddialı konumda"
Anadolu Ajansı'nda yer alan "Küresel Tekstil Geri Dönüşüm Pazarı Raporu"na göre sektör büyüklüğünün 2025 itibarıyla 5,6 milyar dolara ulaştığını belirten Karabulut, Türkiye’nin iplik üretimi ve ihracatında dünyada ilk beş ülke arasında yer aldığını söyledi.
Karabulut, "Ülkemiz iplik üretiminde dünyada güçlü ve iddialı bir konumda. Rejenere iplik üretiminde de çok iyi bir altyapıya sahibiz. Uşak, Gaziantep ve Kahramanmaraş başta olmak üzere atık geri dönüşüm lisanslı 150’ye yakın firma var. Üretimin yüzde 80’e yakını Uşak’ta gerçekleşiyor. Uşak Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) tekstil geri dönüşüm raporlarına göre; bizim de üretim tesisimizin bulunduğu Uşak’ta yılda yaklaşık 900 bin ton tekstil atığı işleniyor ve yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Diğer illeri de katarsak 1,5 milyon tondan fazla bir geri dönüşüm hacminden bahsedebiliriz." diye konuştu.
Rejenere iplikte en büyük pazarların Avrupa, Güney Amerika ve Kuzey Afrika olduğunu belirten Karabulut, Güney Amerika’daki üreticilerin özellikle sertifikalı geri dönüştürülmüş ürünlere yöneldiğini söyledi.
Türk ürünleri rağbet görüyor
Karabulut, Brezilya, Kolombiya, Honduras, Panama, Şili, Peru ve Venezuela gibi ülkelerde faaliyet gösteren toptancıların Türkiye’den ürün tedarik etmeyi tercih ettiğini belirterek, "En son Şili’deki bir müşterimiz, ambalajların üzerine Made in Türkiye etiketi koymamızı istedi. Güney Amerika’da Türkiye’nin ürettiği rejenere ipliğin Çin’den daha kaliteli olduğu yönünde bir algı var. Ürettiğimiz ipliğin kalitesine ve en önemlisi bize güveniyorlar." dedi.
Rejenere iplikte boya maliyetinin bulunmamasının önemli avantaj sağladığını vurgulayan Karabulut, enerji ve kimyasal maliyetlerindeki yükselişin geleneksel pamuk ipliğini daha pahalı hale getirdiğini kaydetti.
Karabulut, "Örneğin, rejenere ipliğin kilogram fiyatı 60 liradan 80 liraya çıktı ancak pamuk ipliğindeki fiyat artışı rejenere ipliğe oranla çok daha fazla oldu." ifadelerini kullandı.
AB’nin Yeşil Mutabakat kapsamında tekstil geri dönüşümüne daha fazla önem verdiğini söyleyen Karabulut, Türkiye’nin bu alanda önemli fırsatlar yakalayabileceğini belirtti.
Karabulut, "Kumaş atıklarını yeniden kullanılır hale getirerek geri dönüşüme büyük katkı sağlıyoruz. AB, Yeşil Mutabakat çerçevesinde tekstil dönüşümüne büyük önem veriyor. Türkiye ilerleyen süreçte rejenere iplik dönüşümünde AB'den ciddi pay alabilir." dedi.
Avrupa’daki markaların geri dönüştürülmüş sertifikalı ürünler için daha yüksek maliyet ödemeye hazır olduğunu aktaran Karabulut, "Eğer kaliteden ödün vermezsek ve güveni korursak; Global Recycled Standard (GRS) sertifikasına sahip bizim gibi firmalara çok ihtiyaç duyulacak. Bütün Avrupa ülkeleri tekstil ürünlerinde bu sertifikanın peşinde. İleride Avrupa’nın tekstil dönüşümünün büyük kısmını Türkiye’de yapabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
IMF'den dünyaya petrol uyarısı: Küresel ekonomi olumsuz senaryoya ilerliyorEkonomi