Oyun hamurunu evde kardı, şimdi 20 ülkeye ihraç ediyor

10 yıl mimarlık yaptıktan sonra, alerjik bebeğiyle iş hayatını dengelemenin zorluğu nedeniyle mesleğine ara veren girişimci Buse Öngen, evde ürettiği doğal ve yenilebilir içerikli oyun hamurunu 20 ülkeye ihraç ediyor. ChildGen ile dünya markası olma yolunda ilerleyen Öngen, oyuncak sektöründeki denetim yetersizliğine işaret etti.

Oyun hamurunu evde kardı, şimdi 20 ülkeye ihraç ediyor

Sevilay ÇOBAN
sevilay.coban@dunya.com

Oyun hamuru… Çocuk sahibi olan herke­sin mutlaka eline alıp keyfini çıkardığı bir oyuncak. Çocuklar için ise hem eğlen­celi hem eğitici hem de motor becerilerini geliştirici özelli­ğe sahip olmasının yanı sıra ebeveynlerin sağlık açısından en titiz yaklaştıkları bir oyun­cak. Hikâyesini aktaracağı­mız girişimin başlangıcı da tam olarak bu gereksinimden kaynaklandı. Aslı mesleği mi­marlık olan Buse Öngen, ev­lenip çocuk sahibi olunca 10 yıl kadar sürdürdüğü mesle­ğine ara vermek durumunda kal­dı. Öngen, “Ço­cuğum dünyaya geldikten bir sü­re sonra işime ge­ri döndüm. Ama tabii çocukla bir­likte dengeler çok kolay olmadı. Bir de mimarlık çok yoğun bir meslek. İşe döndükten 10 ay sonra iznimi is­tedim. Kızım Birce çok alerjik bir bebekti, hala da öyle. Birce, 18 aylıkken annem ona oyun hamura almıştı. Hamurla te­mas eder etmez alerjik reaksi­yon gösterdi. Suratı kabardı ve hamuru ağzına da götürdüğü için bağırsaklarında da reak­siyon oluştu. Hamuru elinden aldım ama bu onu çok mutsuz etmişti. ChildGen adını verdi­ğim girişimimin hikayesi de o günden sonra başladı” dedi.

Kızını mutlu etmek için mutfağa girdiğini anlatan Ön­gen, ona alerjik reaksiyon ver­meyeceği doğal un, tuz, şeker ve su bazlı kurabiye hamuru kıvamında bir oyun hamuru yapmaya karar verdiğini söy­ledi. Öngen, ilk demeden son­ra hamurun oyun oynanacak kıvama gelmesi için deneme­ler yaptığını belirterek, “Ön­ce Türkiye’de doğal oyun ha­muru yapıp satan bir firma var mı diye araştırmaya baş­ladım. Türkiye’de olmadı­ğını sadece bir Fransız fir­manın benzer bir ürün getirdiğini tespit ettim. Ama o ürün su katılarak yapı­lıyor, bir süre sonra da küflen­me meydana geliyordu. Ben de evde yaptığım hamurları pan­car suyu ve doğal gıda boyala­rı le renklendirmeye başladım. Bir süre sonra arkadaşlarımın çocuklarına da yapmaya baş­larken buldum kendimi. Tam o sıralarda da kariyer boşluğun­daydım ve bu işi ticari hale na­sıl getirebileceğim konusuna kafa yormaya başladım” diye konuştu.

2019’un Ekim ayında bir ge­cede logoyu tasarlayıp instag­ram üzerinden açtıkları say­fada satışa başladıklarını an­latan Öngen, şöyle devam etti: “Pandemiden hemen önceydi ve yavaş yavaş siparişler alma­ya başlayınca marka ve sağlık testleri için başvuruda bulun­dum. Pandemi işi­mizin büyüme iv­mesi kazandığı bir dönem oldu. Çün­kü hem çocuklar aileleri ile evde ka­lırken, ithalatın da önü kesildi. Tür­kiye’deki oyun ha­murlarının yüzde %95’i Çin’den geli­yordu. Tam o sırada siparişlerimiz hız­la artmaya başla­dı. Temmuz 2020’de 15 metre­karelik bir alanda ilk atölyemi açtım. Eşim de mimar ve pan­demi onun da işlerine sekte vurmuştu. Bu dönemde bir sü­reliğine bana yardımcı olmaya başladı.”

Bir gecede bir yıllık ciro…

Öngen, bir senenin sonunda e-ticarete açıldıklarını web si­telerini kurduklarını kaydede­rek, siparişlere yetişemez ha­le geldiklerini söyledi. Eşine tekrar kendisine yardımcı ol­masını istediğini aktaran Ön­gen, işi biraz daha büyütmek kaydıyla kabul ettiğini söyle­di. Öngen, bu kez 250 metre­karelik bir alanda üretime de­vam ettiklerini dile getirerek, “Üretim ve yönetim için bir de ofis tutarak devam ettiğimiz işimizde bir gün kampanya yapmaya karar verdik. Aslında bu girişim bizim bu işe devam edip etmeyeceğimize karar ve­receğimiz bir dönüm noktası oldu. Bir gecede 1 yıllık ciroyu görünce ben ağlamaya başla­mıştım. Sevinçten değildi, bu iş nasıl olacak, ne yapacağız diye kaygılandım. İşler büyü­dükçe hammadde tedariki so­runları yaşamaya başlamıştık. O sırada büyük bir un firması­nın sahibi eşimin tanıdığı çıktı ve bize yatırım yapmaya karar verdi. Ve bu yatırım girişimin bu günlere gelmesini sağlayan en önemli itici güç oldu” dedi.

Hedef 40 ülkeye ulaşmak

“Biz 7 kişiyken yatırım aldık. Şu anda 52 kişi olduk” diyen Öngen, e-ticarette oyuncak ka­tegorisinin büyümesine katkı sağladıklarına işaret etti. Ön­gen, “Bir oyuncak firması olma yolunda ilerliyoruz. Enjeksi­yon kalıplarımızı da hayata ge­çiriyoruz. Büyük parça oyun­caklara da giriyoruz. Şimdi bo­ya kalemlerimiz geliyor. Oyun hamuru bölümünde parmak boyalarımız, sihirli kumları­mız yer alıyor. Günlük 10 tona yakın oyun hamuru üretim ka­pasitemiz var. Şu anda 20 ülke­ye ihracat yapıyoruz. Hedefi­miz senenin sonunda 40 ülkeye çıkmak. Amerika’da şirketimi­zi kurduk. Amazon üzerinden satış yapıyoruz ama artık Ame­rika’daki şirketimiz üzerin­den oraya giriş yapmak istiyo­ruz. Ana amacımız dünyadaki varlığımızı biraz arttırmak ve açıkçası Türkiye’deki oyun­cak vizyonunu da genişletmek. Çünkü bizler aslında çok bü­yük üreticileriz. Oyuncak sektörü Türkiye dışında her yerde Çin’e bağımlı kalmış. Amerika’da da %98’i Çin’den ithal eden bir sektör var” ifadelerini kullandı.

Zeytin çekirdeğinden oyuncak üretti

Ürettikleri oyun hamurunda hiçbir kimyasal ürün kullanmadıklarını vurgulayan Öngen, “Ürünün koruyuculuğu tamamen tuzdan geliyor. Tuzlarımız, yağlarımız hepsi sizin sofranızda kullandıklarınız. Yani endüstriyel yağ kullanmıyoruz. Egzamalı çocuklarda da bir alerji yapmadığını tespit ettik. Tüm dermatolojik testlerimizi aldık. Bir tek bu oyun hamurlarımızda değil tüm ürünlerimizde aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Oyuncaklarımızı biyobazlı hammaddelerle üretiyoruz. Dünyada ilk defa zeytin çekirdeklerinden üretilmiş polimerle oyuncaklar yaptık. Vizyonumuz dünyayı korumak, çocuklara daha iyi bir gelecek yaratmak” diye konuştu.

“Oyun hamuruna SKT koyduk”

“Biz dünyada ilk defa oyun hamuruna son kullanma tarihi (SKT) yazan firmayız” diyen Öngen, şöyle devam etti: “SKT’si dolmuş ürünü raftan kaldırıp iade almayı da kabul ediyoruz. Avrupa bu konuda çok net, zaten barkodlarına SKT’yi gömüyorlar. Bizim SKT’miz var 18 aydan sonra satılmasını önermiyoruz. Evde 6 ay içinde kullanılmasını öneriyoruz. Stoklu alımda buzluğa konulan ürünün ömrü 2 yıla kadar uzuyor.”

Oyuncak denetiminde otorite boşluğu

Oyuncak sektöründe denetim sorunu yaşandığına değinen Öngen, “Türkiye’de hiçbir otorite gelip sertifikamızı denetlemedi. Türkiye’de hiç pazarda testi olmayan ürünler satılıyor. Çünkü hiçbir otorite de gelip, ‘bunu test edin’ demiyor. Oyuncak arada kalmış bir sektör. Arada denetim yapıp, raflardaki ürünlere bakıyorlar. Biz isteriz ki daha ciddi yöntemle daha iyi denetlensin. Yani sonuçta bir ürünün içerisinde kurşun değeri, bir boyanın içerisindeki kurşun değeri çok önemli. Yani o bir de çocukların ve toplum sağlığına zarar veriyor. Zorunlu olmayınca ülkemizde bazı şeyler yapılmıyor. Ama biz de zorunlu diye yapmıyoruz. Biz de çocuk sağlığını önemsemiyoruz. Bizim kendi iç denetim mekanizmalarımız var” dedi.