21 °C

2017 Nesnelerin İnterneti’nin sonu olabilir mi?

2016 yılında teknoloji dünyasında büyük değişimler yaşandı. Dolayısıyla 2017 yılında neler olabileceğini tahmin etmek kolay değil.

2017 Nesnelerin İnterneti’nin sonu olabilir mi?

DİDEM ERYAR ÜNLÜ

Wired dergisi yine de 2016’da yaşananlardan yola çıkarak 2017 için bazı öngörülerde bulunmuş. Teknoloji sektöründe halka arzların artması; internet televizyonunun hız kazanması; Uber modelinin artık taklit edilemeyeceği bunlardan bazıları.. Bu öneriler arasında en ilgi çekici, hatta şaşırtıcı olanı ise Nesnelerin İnterneti’ne yönelik öngörüler. Wired’a göre 2017 Nesnelerin İnterneti’nin sonu olacak! Neden mi? Çünkü çok büyük tehditler içeriyor…

Teknoloji sektöründe halka arzlar hız kazanacak

2016 yılı teknoloji sektöründe halka arzların oldukça sınırlı olduğu bir yıl oldu. 2017’de ise bu durum değişecek. Snapchat olarak bilinen Snap, ilk halka arzı gerçekleştirecek şirketlerden biri olacak. Şirketin 25 ila 35 milyar dolar değerine ulaşacağı ifade ediliyor. Bu da Facebook ve Çinli e-ticaret devi Alibaba’nın ardından en yüksek pazar değerine sahip teknoloji şirketi olacağı anlamına geliyor. Eğer Snap gerçekten bu seviyelere ulaşırsa, onu online müzik indirme kanalı Spotify, bulut depolama programı Dropbox gibi uygulamalar izleyebilir. Hatta yakın bir zamanda Uber’den de aynı girişimi bekleyebiliriz. Aslında ortam son derece müsait, nitekim 2016 yılının ikinci yarısında halka arz gerçekleştiren 20 teknoloji ve iletişim şirketinin her biri başlangıç değerlerinin yüzde 25 üzerine çıkmış durumda.

Nesnelerin İnterneti kavramının sonu gelecek

Geçtiğimiz ekim ayında, milyonlarca internet bağlantılı cihazın kontrolü virüsler tarafından ele geçirildi ve ciddi güvenlik sorunları yaşandı. Hemen bunun ardından kasım ayında, yine farklı virüs programları çok sayıda internet sitesini ulaşılmaz hale getirdi. Bu tür saldırılar, güvenlik olayları, ifl as eden startuplar, “Nesnelerin İnterneti”ne yönelik oldukça olumsuz bir tablo oluşturdu ve oluşturmaya devam ediyor.

Online alışveriş yapıyoruz. Online çalışıyoruz. Online yaşıyoruz. Günlük hayatımız, ekonomik canlılığımız ve ulusal güvenliğimiz, artık istikrarlı ve güvenli bir sanal ortama bağlı. Gartner Predicts 2016 Raporu’na göre 2020’de başlıca iş süreç sistemlerinin yarısından fazlası Nesnelerin İnterneti ögelerini içerecek ve cihazların yüzde 47’si gerektiğinde destek isteyebilecek zekaya sahip olacak. Bağlı evler, Nesnelerin İnterneti’nin önemli bir parçası olacak. McKinsey Global Institute IoT Raporu ise 2025’te, Nesnelerin İnterneti’nin ürettiği ekonomik değerin 11 trilyon doları aşabileceğini ortaya koyuyor.

İnternete bağlı nesnelerin sayısı artıkça, kontrol de bir o kadar zorlaşacak. Bu yüzden “Nesnelerin İnterneti” nin bir tür “pazarlama saçmalığı” olduğunu ve büyük bir tehlike içerdiğini söyleyenlerin sayısı artıyor. Bu kavramın 2017 yılında öleceğini söyleyenler de var.
Evet, Nesnelerin İnterneti, değerli kaynakları koruma, hava kirliliği ile mücadele etme, insanlara daha sağlıklı ve güvenli yaşan sunma potansiyeline sahip. Fakat internetin uzaktan kumanda gücünü pazardaki her bir ürüne eklemek, işi çığrından çıkarabilir.

Akıllı değil, anlaşılır başlık dönemi

Son dönemde en büyük sıkıntımız, bilgi kirliliği ve gerçek payı olmayan haberler. Yapılan araştırmalar ise, insanların online ortamda sadece haber başlıklarını okuduklarını ortaya koyuyor. Columbia Üniversitesi araştırmacıları tarafından yayınlanan bir rapora göre, sosyal medyada paylaşılan hikayelerin neredeyse yüzde 60’ı asla tıklanmıyor.

Bunun başlıca nedeni, çok fazla içeriğe maruz kalıyor olmamız. İnsanların tüm haberleri okumaları mümkün değil. Öte yandan Twitter ve Facebook gibi haber kanallarının sürekli haber paylaşımı, insanlar üzerinde her haberi okuma baskısı yaratıyor. Çözüm ise net: Başlığı oku ve geç. Bu durum ise haber başlıklarının çok ‘çekici’ olmasına, fakat her zaman içeriği doğru yansıtmamasına yol açıyor. Başlıkla kandırılıp, aslında hiç de ilgimizi çekmeyen bir haberi okumak zorunda bırakılıyoruz bir süredir. Fakat bu model beklenen sonucu yaratmadı ve kar sağlamadığı gibi, internette ‘derin okumaya’ zarar bile verdi. Konu 2016 yılında o kadar çok gündeme geldi ki, gazetecilerden, politikacılara, hatta teknoloji uzmanlarına kadar çok sayıda insan bu yalan haberlerle mücadele etmenin yollarını araştırmaya başladı. 2017'de güven kazanmak için, haber kanalları “akıllı başlık” yerine “anlaşılır başlık” kullanmayı tercih edecek.

Gerçek internet ve TV geliyor

Hepimiz istediğimiz programı, istediğimiz zaman, istediğimiz mobil cihazda, uygun bir fiyata izlemek istiyoruz. Fakat bu henüz tam anlamıyla gerçekleşmiş değil. 2017 yılında ise bu hedefe doğru önemli bir adım atılmış olacak. YouTube canlı bir TV paketi hazırlığı içinde. Internet üzerinden dizi ve film yayını yapan ABD’li Hulu da benzer bir girişim içinde. Amazon da yarışa katılanlar arasında. Bugün AT&T’nin DirectTV Now hizmeti aylık 35 dolara 60 kanal; 70 dolara 120 kanal izleme fırsatı sunuyor. Bu hizmete ek ödeme yaparak sinema kanalları eklemek de mümkün oluyor. ABD Federal İletişim Kurulu (FCC) tarafından önerilen yeni yasalar, kablo ve uydu TV şirketlerinin içeriklerini, bedava uygulamalar üzerinden dağıtmalarını öngörüyor. Bu da internet TV hayalinin gerçekleşmesine yol açacak çok önemli bir gelişme.

UBER modeli taklit edilemeyecek

2015 yılında Sidecar, Shuddle ve Karhoo gibi talep üzerine hizmet veren taşıma şirketleri kapandı. Spoonrocket ve Kitchensurfing gibi yemek hizmeti veren uygulamalar başarısız oldu. Tek tuşla kuru temizleme hizmeti veren Washio da kapanmak zorunda kaldı. Ama yola son derece başarılı devam edenler de var. Bunlar Uber ve Airbnb. İlginç olan şu ki, bu iş modelinin 2017’de başarılı olması beklenmiyor. CB Insights araştırma şirketine göre 2015 yılının üçüncü çeyreğinde benzer hizmetler sunan şirketlere yaklaşık 9 milyar dolar yatırım yapılmış. Bu yatırımların aslan payı Uber, Airbnb ve Çin taşıma hizmeti Didi’ye ait. 2016 yılında ise, bu üç şirket dışındaki yatırımlarda yüzde 50 oranında düşüş yaşanmış. Bunun başlıca nedeni ortada çok fazla rakip olması. Bu işlerde kar marjlarının son derece sınırlı olması, operasyonları zorlaştıran bir diğer engel. Öte yandan zorluk sadece müşteri bulmakla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda kontrat yapılan çalışanları yönetmek de ayrı bir çaba gerektiriyor. Dolayısıyla bu kapsamda oldukça geniş bir çalışan ağına ve yönetim becerisine sahip olan Uber ve Amazon gibi şirketlerle rekabet etmek çok zor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap