2 °C

BES’e ‘otomatik’ katıldık sadece ‘borç’ta barıştık

2016 yılı her tür gelişmenin zirveye çıktığı bir yıl oldu. Vergi, sosyal güvenlik primi gibi borçlar bir kez daha yapılandırıldı. Bireysel emeklilik sistemine otomatik katılım ise 2017 yılında damga vuracak.

BES’e ‘otomatik’ katıldık sadece ‘borç’ta barıştık
A+ A-

Türkiye zorlu ve sorunlu bir yılı geride bırakıyor. Ülkede; 15 Temmuz darbe girişimi gibi siyasi, dolar kurunu 3,60 liraya tırmandıracak kadar güçlü ekonomik, idam cezası tartışmaları gibi toplumsal açıdan bir dizi gelişme yaşandı. Yine toplumun her kesimini yakından ilgilendirecek yeni yasal düzenlemelere ve uygulamalara da imza atıldı. 2017’de de tartışması yapılacak bu gelişmelerin bazıları şunlar:

► Bir kez daha ‘vergi barışı’ yapıldı

Yaz aylarında kabul edilen 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun, 30 Haziran 2016 öncesi döneme ait vergi, sosyal güvenlik primi, trafik cezası gibi borcu olanlar önemli bir af daha getirdi. Bu tür borçların daha uygun faiz şartları ve taksitle ödenmesini öngören düzenlemenin ilk sonuçları da açıklandı.

Buna göre yapılandırılan borç toplamı 77,6 milyar lira oldu. Ancak bu düzenlemenin tümü kapsamında 170 milyar liralık borcun yapılandırılması bekleniyordu. Yine de sadece vergi dairelerine 6,3 milyon borçlu vatandaştan 4,8 milyonu başvuru yaptı. Yapılandırma sonrası 30 Kasım itibariyle Maliye’nin kasasına da 11,3 milyar lira girdi. Öte yandan bu tür uygulamalar, birçok uzman tarafından özellikle yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlere haksızlık olarak nitelenerek eleştiriliyor. Yeni yapılanma sürecinde de bu tartışmalar yaşandı. Türkiye’de, özellikle 1960’lardan bu yana 30’un üzerinde vergi ve prim affı, varlık barışı gibi uygulamalar yapıldı.

Buna göre Türkiye’de ortalama 2,5 yılda bir vergi affı uygulaması gerçekleştirildi.

► Bireysel emeklilikte yeni dönem

Yasası 2001 yılında kabul edilen, 2004’te fiilen başlayan ama 2013’te devreye giren yüzde 25’lik devlet katkısı ile ivme kazanan bireysel emeklilik sistemi (BES) için, 2016’da yeni bir adım daha atıldı: Otomatik katılım. Yeni uygulama 1 Ocak 2017’den itibaren 45 yaş altı tüm çalışanların BES’e otomatik katılımını öngörüyor. Bu yöntemle BES’e dahil olanlara 2 ay içinde “cayma hakkı” da veren sistemle, 10 yıl içinde 90-100 milyar liralık ilave fon birikimi oluşması hedefl eniyor. Otomatik katılımla BES’e girenlere mevcutta olduğu gibi yine yüzde 25 devlet katkısı sağlanacak. Ayrıca sistemle kalanlara bir defalık 1000 liralık devlet katkısı da verilecek. Otomatik katılım 1 Ocak’ta en az 1000 çalışanı olan işyerleriyle başlayacak ve kademeli olarak 2019 başında en az 5 işçiye kadar düşecek. Bu yolla BES sistemine 14 milyon çalışanın dahil olacağı tahmin ediliyor. Otomatik sistemin Türkiye’deki uygulanma biçimiyle ilgili en önemli eleştirilerden biri ise işveren payının olmaması. Mevcut BES sisteminde halen 6,6 milyon kişi ve devlet katkısı dahil 60 milyar liralık fon büyüklüğü oluştu.

► Tasarrufla karanlık arasına sıkıştık

Dünyada 100 yıldır, bizde 1940’lardan beri uygulanan “yaz saati”nin bu yıl Türkiye’de de kalıcı hale getirilmesi büyük tartışma yarattı. İlkbahar başlangıcında bir saat ileri alınan saatlerin sonbaharda bir saat geri alınmamasına yol açan uygulama, öğrencilerden çalışanlara kadar birçok kişiyi gecelerin uzadığı kış günlerinde alacakaranlıkta yollara düşürdü. Enerji Bakanlığı yeni uygulamayla Türkiye’nin karalıkta kalma süresinin yılda 266 bin dakika azalacağını savunuyor. Bu sayede elde edilecek tasarrufun tüketici yönündeki karşılığı ise 1 milyar lira olacak. Ancak elektrik tüketimiyle ilk sonuçlar artışa işaret ediyor. Ayrıca Batı ülkeleriyle saat farkının artması (GMT+3), özellikle ihracatçılar ve finansçılar tarafından “işlem süremiz daraldı” şeklinde de eleştirildi. Öte yandan yaz saatinin temel nedeni ise 1. Dünya Savaşı. İlk uygulamayı 1916 yılı Nisan ayında Almanya, kömür kullanımından tasarruf etmek amacıyla yaptı.

► Şanghay Beşlisi ile ortaklık arayışı

Bölgesel sorunlar, AB ile artan gerilim, dünyada değişen dengeler özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından zaman zaman dile getirilen “Şanghay Beşlisi’ne katılalım” türü tartışmaları yeniden alevlendirdi. 1996’da Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan kurduğu ve 2001’de de Özbekistan’ın katıldığı “Şanghay İşbirliği Örgütü”nün (ŞİÖ) ana işbirliği konusu güvenlik. Bu nedenle yapılanma Avrupa Birliği’nden çok NATO’ya benziyor.

Zaten konuyla ilgili bir açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Eminim ki Türkiye, NATO birliğini zayıflatacak hiçbir şey yapmayacaktır” dedi. AB, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. Türkiye, 2012’den buyana örgütle “Diyalog Ortaklığı Statüsü” altında ilişki yürütüyor. Türkiye, Şanghay Enerji Kulübü’nün 2017 dönem başkanlığını da üstlendi. ŞİÖ üyelerinin kendi aralarındaki potansiyel mal ticaret hacmi 210 milyar dolar.

► Esnek çalışmaya ‘özel’ kapı açıldı

Esnek çalışma şartlarını yeniden düzenleyen ve Özel İstihdam Büroları’na yeni yetkiler veren 6715 sayılı Kanun, geçtiğimiz aylarda yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeye göre doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanımı, askerlik hizmeti, yıllık izin kullanımı, iş artışı gibi durumlarda, bu nedenle ayrılan çalışanların yerine başka bir işçi ile süre ve sayı sınırlamalarına bağlı olarak geçici iş ilişkisi kurulabilecek. Bu ilişkiye ise özel istihdam büroları aracılık edecek. Böylece özel istihdam büroları esas işveren konumuna gelecek. Hükümet, bu düzenlemeyle gençler, kadınlar, uzun süre işsiz kalanlar ile yeni mezunların işgücü piyasasına girişlerinin kolaylaşmasını hedefliyor. İşçi sendikaları ise özellikle 7 milyon çalışanın durumunu etkileyecek bu düzenlemeyi “kiralık işçilik” olarak niteliyor ve eleştiriyor.

Geçici iş ilişkinin bu tür çalışanların kıdem tazminatı ve sağlık primlerini nasıl etkileyeceğini ise uygulamalar ve denetimler gösterecek.

İdam tartışması yine gündemde

Türkiye’de 1984’te fi ilen, 2004’te de hukuken kaldırılan idam (ölüm) cezası, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından daha çok tartışılmaya, yeniden yürürlüğe konması için formüller aranmaya başlandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Meclis’te temsil edilen AKP ve MHP tarafından genel olarak desteklenen, CHP ve HDP’nin ise tümüyle karşı olduğu bu ceza, ülke içinde kamplaşmaya neden olurken özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerde büyük bir gerilim noktasına dönüştü. Bu tartışmanın önümüzdeki dönemde de sürmesi kaçınılmaz görünüyor. 2015 itibariyle Türkiye dahil 102 ülkede idam cezası yok. 58 ülkede ise idam cezası yürüklükte ve uygulanıyor. Bu ülkelerin 32’sinde ise en az 10 yıldan beri infaz edilen ölüm cezası yok. 6 ülkede ise idam cezası sadece savaş ve cinayet gibi adi suçlar için yürürlükte.

PISA sonuçlarına göre eğitimde kan kaybı var

Türkiye’nin vazgeçilmez tartışma konularından biri olan eğitim, OECD’nin eğitim projesi “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA”’nın son sonuçlarıyla zirveye çıktı. Çünkü Türkiye 2015 yılında aldığı notlarla 35 ülkeli OECD içinde sondan ikinci, 70 ülke içinde de 50’nci sırada yer aldı. PISA, 15 yaş grubundaki öğrencilerin fen bilimleri ve matematik okuryazarlığı ile okuma becerilerini özel yöntemlerle ölçüyor. Türkiye’nin 2012 yılında 448 olan matematik PISA notu 2015’te 420’ye, 463 olan fen bilimleri notu 425’e ve 475 olan okuma becerisi notu 428’e düştü. 2015’te PISA’daki ortalama notlar ise fen bilimlerinde 465, matematikte 461, okuma becerilerinde 460 oldu. Sonuçları yorumlayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, tek bir kritere bakılarak, Türkiye’nin eğitim durumunu değerlendirmenin hata olduğunu belirtirken, Matematik Köyü Kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin, Türkiye gibi bir ülkede merkezi bir eğitim sisteminin yanlışlığına dikkat çekti. Tartışma süreceği benziyor.

Kaynak: AA

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!