'Sanayicilik annelik gibi zor ve meşakkatli'

Türkiye’nin az sayıda kadın sanayicisinden biri Zeynep Bodur Okyay, “Kadın girişimci oranımız yüzde 7 değil de yüzde 25’lerde olsa çok daha müreffeh bir ülke olurduk” diyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ÖZLEM ERMİŞ BEYHAN

Türk sanayisinin Kale’sinin ardında, babası İbrahim Bodur’dan aldığı bayrağı, İtalya’da marka alıp globalleştiren Zeynep Bodur Okyay var. Zeynep Bodur Okyay, kadın yöneticilerin şirketlerin vizyonuna ve verimliliğine büyük katkı sağladığını anlatıyor. Bodur Okyay, Kale Grubu için ise inovasyonu temel alan bir vizyon belirlemiş. Kale için “geleneğin üzerine geleceği inşa eden bir kurum” tanımlaması yapıyor. Son 2 yılda 5 fabrika kuran Kale, geleneksel sektörlerini inovasyonla dönüştürürken savunma, havacılık ve enerji sektörlerinde de yeni girişimlerle derinleşmeyi planlıyor. Zeynep Bodur Okyay, “Grubumuzun yenilikçilik vizyonunun özünü, yeni teknolojiler kullanarak büyüme stratejisi oluşturuyor. Bu da bizi, Türkiye’nin orta ve ileri teknoloji üretimde Avrasya’nın merkezi olma hedefinin tam ortasına oturtuyor. Biz, Türkiye’nin sanayide yapmayı arzuladığı teknolojik dönüşümün ana motorlarından biri olmak istiyoruz” diyor. 

Sanayici ailelerde erkek çocuğu öne çıkartmak bir alışkanlık

►Sanayici kadın sayısı maalesef Türkiye’de bir elin parmakları kadar az… Sanayiye kadın yaklaşımı nasıl bir farka sahip ve size göre sanayici kadınların sayısının artması Türkiye ekonomisine nasıl kazanımlar sağlar?

Ben, sanayicilik kültürünün bütün Türkiye’ye yayılması için canla başla çalışan bir ailenin ferdiyim. Ticaretin bireyleri, sanayinin ise toplumları zengin edeceğine yürekten inanan bir gelenekten geliyorum. Sanayicilik bu anlamda aslında annelik gibi zor ve meşakkatli; sürekli bir özveriyle, yorulmadan çalışmak durumundasınız. Türkiye’de kadın sanayici sayısının azlığı bir realite. Türkiye’de İSO dışındaki sanayi odalarının tamamındaki Meclis üyesi kadın sanayici sayısı sadece 20. Sanayici ailelerde, istisnalar hariç erkek çocukları öne çıkarmak gibi bir alışkanlık var. 

Kadın sanayicilerin sayısının artmasının, iş hayatındaki önemli katılıkların aşılması için önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Eşit işe eşit ücret ve çalışan annelerin hayatının kolaylaştırılması gibi konuları örnek vermek mümkün. Kadınlarımız, küresel rekabette yeterince istifade edemediğimiz çok değerli bir gücümüz. Eğer kadın girişimci oranımız yüzde 7 değil de, gelişmiş ülkelerdeki gibi yüzde 25’lerde olsaydı; kadınımızın işgücüne katılımı yüzde 31 değil de, yüzde 50 olsaydı bugün çok daha gelişmiş ve müreff eh bir ülke olurduk. Fransa, Almanya, İtalya gibi pek çok ülkede halka açık büyük şirketlerin yönetim kurullarında yüzde 30’dan başlayan kadın kotaları var. Bu uygulamalar esasen bir cinsiyet eşitsizliğini gidermekten çok daha ileri bir verimlilik amacı taşıyor. 

►Babanızın kurduğu Kale Grubu’nu, 2011’de İtalya’dan marka alarak farklı bir noktaya taşıdınız. Süreç tahmin ettiğiniz gibi mi gidiyor? 

Kale Grubu’nda ikinci kuşak temsilci olarak benim misyonum, Kale markasını global bir oyuncu haline getirmek. Yurtdışı satın almalar ya da yeni yatırımlar da bu vizyonun bir parçası. Edilcuoghi, Edilgres ve Campani markalarını bünyesinde barındıran, Fincuoghi şirketinin tamamını satın aldık. Bu satın alma, İtalya’da bu sektördeki ilk yabancı yatırımı oldu. Kale Grubu olarak dünyanın en büyük 12 seramik üreticisinden biriyiz. İtalya’daki yatırımı, hem pazarımızı büyütmek, hem Made in Italy markasının gücünden yararlanmak, hem de Ar-Ge ve tasarım kabiliyetimizi daha da derinleştirmek için yaptık. Bu adım, uzun vadeli bir stratejinin parçası olarak atıldı. İtalya, vergi ve sendikalar başta olmak üzere, sanayiciler için epey zorlukları olan bir ülke. Bu rezervle, İtalya’da işlerin hedefl ediğimiz gibi ilerlediğini ve istediğimiz katkıyı vereceğini söyleyebilirim. 

Yatırımda hızlı balığız, Çan'a 1.5 milyar $ yatırım yaptık 

►Önümüzdeki döneme dair yeni yatırım planlarınız var mı? 

Savunma sanayiinde yeni yatırımlarda süreç nasıl ilerliyor? Kale Grubu olarak yatırım konusunda hızlı balığız. Son iki yılda beş fabrika açtık. Çan’da yaptığımız yatırımların toplam tutarı 1.5 milyar doları buldu. Geleceğe dönük yatırım planlarımızı çok boyutlu yapıyoruz. Geleneksel sektörlerde katma değeri artıracak inovatif yatırımlara odaklanmış durumdayız. 

Savunma ve havacılıkta bir yandan küresel projelerin çözüm ortağı olurken diğer yandan turbo jet motoru, milli piyade tüfeği gibi yüzde 100 yerli Ar-Ge projelerini sürdürüyoruz. Geçen sene teknik grubumuzda Ar-Ge merkezlerimizi tek bir şirket çatısı altında topladık. Ar-Ge merkezimizde mühendislerimiz lityum pil gibi çok stratejik bazı işlerin geliştirilmesine çalışıyor. Doğası gereği kamunun desteği ve yönlendirmesiyle büyüyen savunma sanayi, esas olarak Türk sanayicisinin er meydanı niteliğindedir. Bu sektörden bugüne kadar önemli babayiğitler çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir. Biz, insansız hava araçlarından milli piyade tüfeğine kadar üstümüze aldığımız her konuda sorumluluğumuzu yerine getirdik. Bu konuda hükümetimizden en önemli beklentimiz karar alma süreçlerini hızlandırmasıdır. 

Ar-Ge projelerinde ülkemizde daha önce yapılmamışı yapabilmek için yola çıkmak arzusu, büyük bir adanmışlık ve girişimi beraberinde getiriyor, bu durumun teşviki çok önemli. Savunma sanayiinde cezalarla, “yapamazsanız canınızı yakarım” yaklaşımı yerine “hep beraber üretelim, ülke sanayini beraber büyütelim” yaklaşımıyla hareket etmek, bu alana yatırım yapan firmaları şevklendirecektir. 

Yurtdışındaki alıcılar dolar artınca indirim istiyor 

►Türk seramik sektörü için İran başta olmak üzere bölge ülkelerde hızla artan üretim kapasitesinin ciddi bir risk olabileceği konuşuluyor. Siz bu yeni rekabet ortamında, döviz kurunun artırdığı risklerle baş edebilmek için nasıl bir strateji kurguluyorsunuz? Bu sektörde rekabet her zaman çok yoğun oldu ve daha da yoğunlaşmaya devam edecek. Burada temel mesele, ağacın alt dallarındaki meyveleri kapmak için azgelişmiş ülkelerin yıkıcı rekabetine maruz kalmaktansa, yüksek dallardaki meyveleri toplamanın yolunu bulabilmek. Biz dayanıklılığı yüksek, estetik, çevreci ve uzun ömürlü inovatif ürünlerle, sadece rekabet eden değil, aynı zamanda rekabet yaratan bir grup olduk hep. Örneğin dünyada ilk bizim geliştirdiğimiz esnek porselen seramik levha Kalesinterfl ex, gerçek bir devrim yarattı. 
Kurlardaki dalgalanmaya gelince… Türk sanayicisinin yıllar içinde kriz yönetim uzmanı olduğu doğru ama her dalgalanmanın başka bir fatura çıkardığı da bir gerçek... Eskiden TL harcayıp döviz kazanan ihracatçı kur yükseldiğinde kazancı artıyor diye sevinirdi. Artık yurtdışı alıcılar kuru takip edip pariteye göre fiyat indirimi ister hale geldiler. Bu nedenle Türkiye, iş yapmayı kolaylaştıran öngörülebilirlikten
şaşmamalı.

"İbrahim işleri devralırsa dünyanın en yenilikçi gruplarından birinin patronu olsun"

Zeynep Bodur’a “Oğlunuza nasıl bir şirket bırakmayı hayal ediyorsunuz?” diye soruyoruz. Yanıtı, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair de çok önemli umutlar içeriyor: “Benim öğretmenim İbrahim Bodur, iş dünyasında çok saygı duyulan bir sanayi çınarı. Çocukluğum Çan’daki fabrikada geçti. Oğlum İbrahim’in de örnek bir sanayici olmasını çok isterim. Özendirmek için İbrahim’e fabrikada ve grup merkezinde bir yer verdik. Fırsat bulduğunda gelip vakit geçiriyor. Günün birinde, Allah kısmet eder, İbrahim işleri devralırsa, dünyanın en yenilikçi gruplarından birinin patronu olduğunu görmek isterim.” Peki son dönemde yönetici olmanın en zor tarafı ne? Aile, özel hayat ve iş dengesini nasıl sağlıyor? “Zaman yönetimi en büyük sorun” diyor Zeynep Bodur Okyay ve devam ediyor: “Bir yanda grubun büyüyen işleri daha fazla mesai alırken, diğer yanda gönül verdiğiniz STK çalışmaları daha fazla efor istiyor. Annem ve babamla geçirdiğim zamanı hep yüksek tutmaya çalışıyorum. Oğlum İbrahim büyürken bu güzel dönemi kaçırmak istemiyorum. Sonuçta çoğu zaman kendimden feragat ederek elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum ama zamansızlık gerçekten büyük sorun.”

Zeynep Bodur Okyay’a göre ‘bölgenin Almanya’sı nasıl oluruz?

► Sanayisizleşme riskine karşı yatırım teşviklerinde düzenleme yaparak etkin önlemler alınmalı. Öncelikli Dönüşüm Programı içerisinde yer alan “yatırım ortamının iyileştirilmesi” hedefi çerçevesinde, özellikle sanayi yatırımlarına dönük yeni ve etkili teşvikler gerekiyor. 
► Teşviklerde asgari yatırım tutarı limitleri sanayi için düşürülmeli, KOBİ’leri de oyuna sokmak için bu formül mutlaka düşünülmeli. 
►Teşviklerdeki “öncelikli yatırımlar” ve “stratejik yatırımlar” listesinin daha çok sanayi sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmesi isabet olur diye düşünüyorum.
►Teşvik sürelerinin tüm sanayi yatırımlarına dönük olarak uzatılması ve sanayi yatırımlarının önünde büyük engel olarak duran arazi rantını izole edecek bir sanayi bölgesi seferberliği başlatılması önemli. 
► Bu konuda QIZ uygulamaları ya da Avrupa’da büyük yatırım çeken Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde sanayiye uygulanan sınırsız yatırım arazisi teşviki gündeme getirilebilir. 
►Turquality Programı’nın kalitesi artırılarak yaygınlaştırılabilir.