Bir hamburger kredinizi yakabilir mi?

Sıradan bir salı akşamı iş çıkışı yorgunsunuz. Yemek yapmaya gücünüz yok, hızlıca bir fast-food restoranına girip sipariş verdiniz. Kartınızı POS cihazına yaklaştırdınız ve "bip" sesini duydunuz. O andan itibaren ne yazık ki sadece midenizi doyurmakla kalmayıp aynı zamanda görünmez bir veri dosyasına, karakterinizle ve yaşam tarzınızla ilgili silinemez bir çentik attınız.

Bir hamburger kredinizi yakabilir mi?

Pluspay Genel Müdür Yardımcısı YİĞİT ERDEM

Son 20 yıldır "Veri yeni petroldür" sözü popüler bir klişe ancak ka­bul edelim ki her veri aynı saflık­ta değil. Birçoğumuzun sosyal medya­da paylaştığı ışıltılı, sağlıklı ve mutlu hayat fotoğrafları çoğu zaman kurgu­sal bir benlik sunumudur. Oysa finan­sal verilerimiz, yani harcama kayıtla­rımız saf, damıtılmış ve acımasız birer gerçektir. Siz dünyaya "sağlıklı yaşıyo­rum" mesajı verebilirsiniz ama gece yarısı ekstreye düşen o hamburger si­parişi yalan söylemez. Ve bu çağda ku­rumlar ve sahip oldukları algoritmala­rı için paranın ayak izi, niyetinizin ve kimliğinizin ta kendisidir.

Bu ayak izlerinin bizi ne kadar ele verdiğini görmek için ABD'li peraken­de devi Target'ın efsaneleşmiş hika­yesine bakmak yeterli. Şirketin algo­ritmaları, sadece alışveriş sepetindeki kokusuz losyonlara ve çinko, magnez­yum gibi bazı vitaminlere olan eğilimi analiz ederek, lise çağındaki bir kızın hamile olduğunu babasından bile önce, yüzde 87 gibi ürkütücü bir doğrulukla tespit etmişti. Sadece bir marketin sa­dakat kartı, hem de yapay zekanın gün­lük hayatımızda olmadığı bir dönemde böylesi bir öngörü yeteneğine sahipse, tüm finansal hayatınızı avucunun için­de tutan sistemlerin hakkınızda nele­ri bildiğini ve öngörebileceklerini bir düşünün.

Alternatif kredi skorlaması

İşte bu "derin bilme" hali, bugün va­tandaşı bambaşka bir durum olan “Al­ternatif Kredi Skorlaması” ile yüzleşti­riyor. Eskiden bankadan kredi isterken tek bir kural vardı: Geçmişte borcunu zamanında ödedin mi? Ancak yeni ne­sil algoritmalar borcunuza değil, yaşam tarzınıza bakıyor. İki farklı müşteri dü­şünün; ikisi de borcunu günü gününe ödüyor. Biri sürekli organik marketler­den alışveriş yapıyor, tarih kitapları alı­yor ve spor salonu aidatı ödüyor. Diğe­ri ise parasını online bahis sitelerinde, gece geç saatlerdeki fast-food sipariş­lerinde ve tekel bayilerinde harcıyor. Sistem ilkini "disiplinli ve düşük riskli", ikincisini ise "dürtüsel ve yüksek riskli" olarak etiketleyebiliyor.

Dahası, bu durum sadece bankacı­lıkla sınırlı kalmayacak. Çok yakında hayat sigortası yaptırmak istediğiniz­de, sistem harcama verilerinizi analiz ederek sürekli hamburger ve sigara tü­keten birine, sağlıklı beslenen birinden üç kat daha fazla prim çıkarabilir. Eko­nomik zorluklardan dolayı mecburen ucuz ve sağlıksız gıdaya yönelmek zo­runda kalan kitleler, finansal verileri­nin biyolojik kaderleriyle birleşmesi sonucu sistemin daha da dışına itilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

Konforun faturasını anonimliğimiz ödedi

Tüm bu tablo karşısında "Benim sak­layacak bir şeyim yok, dürüst biriyim" diyerek omuz silkebilirsiniz. Ancak mahremiyet, sadece suçluluğu gizle­mek demek değildir; insanın kendine ait, başkalarının dokunamayacağı bir sığınağının olmasıdır. İzlenildiğini bilen insan doğal davranamaz; yanlış anlaşılmaktan veya kredi skorunu dü­şürmekten korktuğu için otosansür uygular.

Kabul edelim ki cüzdanımız­daki nakdi terk ederken, "Hayatımı kolaylaştır, hızlandır, bana özel fırsat­lar sun" mottosuyla, teknoloji devle­riyle görünmez bir konfor sözleşmesi imzaladık. Onlar da sözünü tutarak, hayatımızı hiç olmadığı kadar pratik hale getirdiler. Ancak bu konforun fa­turasını, anonimlik hakkımızı kay­bederek ödedik. Bir zamanlar pence­releri perdeli evlerde yaşarken, artık duvarları camdan akvaryumlardayız.

Manzara harika olabilir ama dışarı­daki devasa sistem bizi en savunma­sız anlarımızda bile çok net bir şekilde izliyor. Sonuç olarak, nakitsiz toplum gürül gürül akan bir nehir gibi ve bu nehri durduramayız. Ancak bu akın­tıda sürüklenen çaresiz bir veri paketi olmak yerine, kendi gemisini inşa edip dümeni elinde tutan bilinçli kaptanlar olabiliriz. Paramız görünmez olabilir; fakat bu yeni dünyada ayakta kalmak için irademiz ve farkındalığımız her za­mankinden daha görünür, çok daha sağ­lam olmak zorunda.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL