18 °C

Mersin Edebiyat Ödülü Hızlan’ın

Doğan Hızlan: Bir kentin edebiyat ödülünün olması çok önemli. Çünkü kentler artık sadece ekonomik, siyasal, toplumsal başarılarıyla anılmıyor, sanatlarıyla da anılıyor. 10 yıldır devam eden bir ödül.

Mersin Edebiyat Ödülü Hızlan’ın

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın öncü girişimiyle kent adına verilen Mersin Kenti Edebiyat Ödülü “uzun yıllardır değerlendirdiği eserlerin güncel, kültürel değerlerini kavramayı öne alan eleştiri yazılarında her kesimden okura açık, şefkatli bir dil kullandığı, her yeniliğe açık tavrıyla ekol haline geldiği, hayatın canlı ritmine sanatı katabildiği, yeni olanın değerini, eski, unutulmuş olanla bağlantı kurarak işaretlediği, edebi hafızayı güncellediği için” bu sene Doğan Hızlan’a sunuldu.

Seçici Kurul üyelerinden Celal Soycan, Metin Cengiz ve Sina Akyol’un konuşmalarıyla başlayan tören, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut’un kürsüye gelmesiyle sürdü. Aşut, şunları söyledi:

“Mersin Kenti Edebiyat Ödülü, Mersin’in kültürel anlamda tanıtımının yanı sıra hayatını edebiyata adayanların emeklerine saygı amacıyla başlattığımız bir etkinliktir. Amacımız sembolik bir ödül vermek değil, aksine bu değerli ustalara ‘Sizi izliyoruz, okuyoruz ve söylediklerinize kulak veriyoruz’ mesajını vermektir… Sanırım ustalarımıza verdiğimiz bu mesaj, ödülün çok çok üzerinde bir anlam ifade edecektir. Biliyoruz ki, yaşadığı toprağı, yaşadığı toplumu bir sanatçıdan daha iyi kimse anlatamaz. Aslında onlara kulak vermekle bir anlamda kendimizi ödüllendiriyoruz…

Bu ödülün verilme gerekçelerinde birçok madde var. Ben bu gerekçeleri değerli jürinin o yetkin ve derin üslûbu ile değil, kendi kelimelerimle ve kendi algımla anlatmaya çalışacağım. Bize göre bu ödülün en önemli gerekçeleri, Sayın Hızlan’ın bizi bilgiyle, evrensel değerlerle buluşturması ve dünya insanı olma kültürünü oluşturmasıdır. Belki de daha önemlisi, varlık sebebimiz olan Türkçemize yaptığı katkıdır. Kendisinin Türk Dil Kurumu’nda yıllarca yaptığı görev, onun bu çabasının göstergesidir. Her millet kendi dil kökleri ile düşünür, kendi olgularını anlatmak için yarattığı kendi kelimeleriyle düşünce üretir. Başka milletlerle etkileşimlerin sonucunda her dil birbirinden etkilenir. Bu gayet doğaldır… Ancak, bu etkileşim, kendi dilinin yok olması seviyesine kadar gelirse büyük sorunlar ortaya çıkar.

Kendinize ait olmayan bir kelime ile düşünemezsiniz. Eğer düşünce üretemezseniz felsefede, sanatta, bilimde, hatta inanç dünyanızda bile gelişme gösteremezsiniz. Bu anlamda, felsefede, sanatta, bilimde ilerlemek istiyorsak önce dilimize, önce hazinemiz olan kelime köklerimize sahip çıkmalıyız. Bunu asla kuru bir milliyetçilik adına değil, bilimin ve gerçekliğin bir gereği olarak söylüyorum. İşte bu ödüllerin verildiği değerli edebiyatçılarımızın hepsinin ortak yanı, Türk diline ve dolayısıyla düşünce üretme gücümüze yaptıkları katkılarıdır.

“dilimiz her şeyimiz…”

(…) Mademki dilimiz her şeyimiz o halde bu dile katkı sunan herkesi, her ustayı, her edebiyatçıyı yüceltmeli ve değer vermeliyiz. Dünya görüşü ne olursa olsun, siyasi bakışı ne olursa olsun değil mi ki, dilimize katkı sunuyor değerlidir, önemlidir… Yok sayamayız, görmezden gelemeyiz, bu zenginliğimiz boşa harcayamayız… İşte Sayın Doğan Hızlan’ın yazılarındaki yapıcı üslûbu, bana göre siyaset üstü, bilgiye ve eserin değerine odaklanan tavrı, aslında ülkemizin her alanda beklediği bir yaklaşımdır. Kırmayan yumuşak bir üslûp, bilgi veren yalın bir derinlik, kibar bir tavır, saygılı ve saygın bir kişilik, cesaret veren, motive eden, umut veren bir ruh, yapıcı, ayrıştırmayan, düşmanlık yaratmayan ve olayları kişiselleştirmeyen bir çizgi… Doğan Hızlan bence bu kavramların somutlaşmış halidir… Her alanda toplum olarak, ülke olarak ne kadar da ihtiyacımız olan yaklaşımlar değil mi? İşte bundan dolayı bize bu hayatı sevdiren, eserleriyle, Türkçemize kattığı değerle düşünce üretme yetimizi bize kazandıran Sayın Doğan Hızlan’a teşekkürlerimizi sunuyorum.

(…) Ödülün başlatılmasından bugüne kadar prestijli bir şekilde getirilmesine ve yürütülmesine kadar, tüm bu süreçte emeği olan herkese teşekkürlerimizi sunuyorum. Özellikle seçici kurulumuzun şu anda aramızda bulunan değerli üyelerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

“övgülere kim dayanır ki…”

Daha sonra kürsüye gelen Doğan Hızlan şunları söyledi: “Hatırlanmak, unutmamak, ödüllendirilmek çok güzel bir şey. Üstelik benim için daha da güzel ve özel, çünkü ben daima jürilerde bulunduğumdan hep ödül vermeye alıştım. Ödül alınca şaşırıyorum ve tuhaf geliyor. Bu nedenle bugün tuhaf bir duygu yaşıyorum. Aslında tüm söylemlerde şu var: Dağlarca’nın çok güzel sözü vardır ‘Türkçem benim ses bayrağım’ der. Gerçekten de dilin çok önemi var. Dilin önemini sadece kendi ülkemizde hissetmiyoruz; başka yerde de o dili kullananların o dille hitap edildiği, o dille konuşulduğunda bize ne kadar değer ve önem verdiklerini görüyoruz. Bir kentin edebiyat ödülünün olması çok önemli. Çünkü kentler artık sadece ekonomik, siyasal, toplumsal başarılarıyla anılmıyor, sanatlarıyla da anılıyor. 10 yıldır devam eden bir ödül. Devamlılık gösterince etkinliği de yaygınlığı da artıyor.

Konuşma yapan arkadaşlar beni öyle bir anlattı ki gidip kendime bakıp yeniden değerlendirmem lâzım, çünkü bundan sonra yazdıklarımda da beni bir tür sorumluluğa sürüklediler. Konuşulanları her yazıda artık hatırlayacağım, bunları hak etmek için çalışacağım. Kent Ödülü’nü düzenleyenlere sonsuz teşekkürler, bu ödülü bana veren seçici kurul üyelerine teşekkürler.”

Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nü alanlar

• 2007 Nezihe MERİÇ
• 2008 Tahsin YÜCEL
• 2009 Osman ŞAHİN
• 2010 Latife TEKİN
• 2011 Leyla ERBİL
• 2012 Ahmet OKTAY
• 2013 Demir ÖZLÜ
• 2014 Metin CENGİZ
• 2015 Cevat ÇAPAN
• 2016 Doğan HIZLAN

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap