11 °C

polisiye filmlerimizin ilginç öyküleri

Bütün dünya sinemasında polisiye kurgulu filmler sinemanın ilk gününden beri başat bir rol oynarlar. Bunun nedeni ise polisiye romanın çağdaşlık denen olgunun en içten yazınsal anlatımı olmasıdır.

polisiye filmlerimizin ilginç öyküleri

EROL ÜYEPAZARCI

Türk sineması da polisiye kurguyu esas alan senaryoları 1940'lı yıllardan beri sürekli kullanmış ve beyazperdeye ilginç eserleri yansıtmasını bilmiştir. Bu filmleri kronolojik sırayla anlatmadan önce belli bir hususu belirtmekte yarar görüyoruz... 

Melodram filmlerinin çoğunda suç özellikle de cinayet başat bir öğedir. Ancak suç öğesinin olması bu filmleri polisiye kurgulu yapmaz. Bir yapıtın polisiye kurgulu olabilmesi için artık genel kabul gören polisiye kurgu tanımına uyması gerekir. Polisiye eser "muamma içeren suçun öyküsü"dür. Yani tek başına suç yapıtı polisiye yapmaz, suç ile birlikte onun içinde olan bir muamma, bir giz öğesi olmak gerekir. Yani biri herhangi bir nedenle suç işleyip adam öldürebilir, bunun hikâyesi çok etkili bir filme konu olabilir, ama katil baştan belliyse ve suç, hiçbir muamma öğesini içermiyorsa söz konusu film polisiye kurgulu değildir. 

Türkiye'deki polisiye kurgulu ilk filmleri incelerken kriterimiz bu tanım olacaktır. Burada 1940-1966 arası dönemdeki filmleri konu edindik; söz konusu ettiğimiz filmler bizim tespit ettiklerimizdir; daha ayrıntılı bir araştırmada başka polisiye kurgulu filmlerin de bulunması olasıdır. Bu kabul ile sinemamızın ilk polisiye filmi olarak 1940'ta Ha-Ka film şirketi adına Faruk Kenç'in rejisörlüğünde çekilen Suavi Tedü ve Nevzat Okçugil'in başrollerini oynadığı "Yılmaz Ali" filmini saptadık. Bizim saptadığımız ikinci polisiye kurgulu film ise yine dönemin ünlü yazarlarından Aka Gündüz'ün eserinden uygulanan "Allah Kerim" filmidir. Erman Kardeşler film şirketi çekmiştir. 1950 tarihli filmin rejisörü Semih Evin, başrol oyuncuları Sezer Sezin ve Kenan Artun'dur. 

casuslar devrede 

1951'de üç polisiye film çekildiğini görüyoruz. Bu filmlerin hepsi de polisiye edebiyatın bir alttürü olan casus romanlarından uyarlamadır. İlki gerçek bir olaydan yola çıkar. II. Dünya Savaşı'nda Ankara'daki İngiliz Büyükelçisinin oda uşağı olan Çiçero adlı bir kişinin Almanlar adına casusluk yapmasının hikâyesi olup İnci Film adına Mehmet Muhtar'ın rejisörlüğünde çekilmiştir. "Ankara Casusu Çiçero" isimli filmin başrol oyuncuları Vedat Örfi Bengü, Berrin Aydan ve Atıf Kaptan'dır. 

Aynı yıl çekilen ikinci film ise dönemin en popüler yazarı Esat Mahmut Karakurt'un eserinden uygulanmıştır: "Ankara Ekspresi." Atlas Film'in çektiği ve o günlerde çok iyi hasılat yapan bu filmin rejisörü Aydın Arakon, başoyuncuları ise Turan Seyfioğlu ve Zeynep Sırmalı'dır. Yılın son casus filmi ise Kemal Film'in çektiği ve rejisörlüğünü Lütfi Ö. Akad'ın yaptığı "Atatürk'ün Casusu İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı" filmidir. Filmde ilk başrollerinden birini oynayan Ayhan Işık ile Gülistan Güzey rol almaktadır. 

diş hekimiydi filmci oldu! 

1952'de diş hekimi iken filmciliğe soyunun Arşavir Alyanak senaryosunu da kendi yazdığı "Onu Ben Öldürmedim" filminin rejisörlüğünü de üstlenmiştir. Başrol oyuncuları Muzaff er Tema ve Mine Coşkun'dur. 

Aynı yıl Esat Mahmut Karakurt'un bir diğer polisiye kurgulu yapıtı "Son Gece" Işık Film adına Sami Ayanoğlu'nun rejisörlüğünde filme alınmıştır. Senaryoyu Esat Mahmut Karakurt, rejisörle birlikte yazmıştır; başrollerde ise dönemin iki önemli tiyatro oyuncusu Talat Artemel ve Gül Gülgun oynuyordur. 

1953'te Türk sinemasının en ilginç filmlerinden biri Ali Rıza Seyfi'nin romanından uygulanan "Drakula İstanbul'da" çevrilmiştir. Polisiye kurgu yanında ülkemizde çevrilen ilk vampir filmi olan bu yapıtı And Film çekmişti, rejisörü Mehmet Muhtar'dı. Drakula'yı Atıf Kaptan; onunla uğraşan Avukat Azmi'yi Bülent Oran, Azmi'nin karısını o sırada Türkiye'de gösterilen yapan Viyanalı bir dansöz Annie Ball, Drakula'nın kurbanı Şadan'ı Ayfer Feray oynamıştır. Senaryosunu ilerinin ünlü polisiye kahramanı Murat Davman'ı yaratacak Ümit Deniz kaleme almıştır. Film döneminde iyi hasılat yapmıştı, ama çok zor koşullar altında çekilmişti. Örneğin, finaldeki mezarlık sahnesinde gerekli olan sis için kendileri görülmeden 30-40 kişi sürekli sigara içip dumanını üfl emişlerdi. Bütün bu zorluklara karşın film Türk sinema tarihçilerinden çok olumlu eleştiriler almıştır. 

53'te çekildi, 98'de ayakta alkışlandı 

1994-2011 yılları arasında çıkan Sinema dergisinin Aralık 1998 sayısındaki bilgilere göre Temmuz 1998'de ABD'de Maryland eyaletinde yapılan korku filmleri festivalinde Drakula İstanbul'da filmi İngilizce alt yazılı olarak gösterilmiş; eleştirmenler tarafından çok beğenilip ayakta alkışlanmış ve program dışına çıkılarak tekrar gösterilmiştir. 1954'te Peyami Safa'nın Server Bedi adı altında yazdığı Türk popüler polis edebiyatının en tanınan figürü "Cingöz Recai"nin macerası Acar Film tarafından uyarlanmıştır. Eserin rejisörü Metin Erksan'dır. Filmin başrol oyuncularıysa Turan Seyfioğlu ve şöhret merdivenlerini yeni tırmanan Neriman Köksal'dır. 

1955 yılında ise Halide Edip Adıvar'ın yazdığı tek polisiye roman olan "Yolpalas Cinayeti" yine Metin Erksan'ın rejisörlüğünde beyaz perdeye uyarlanmıştır. Başrolde Uğur Başaran ve Altan Hanoğlu vardı. 

1958 yılında bir Türk-Alman ortak yapımı polisiye film çekilmiştir. Bugün seyredilince 1958 İstanbul'unu bütün naifl iğiyle gösteren bu filmin senaryosunu yazıp başrolünü oynayan ve rejisörlüğünü yapan Avusturya kökenli o dönemlerde epeyi şöhretli bir aktör olan Carl Möhner'dir. Alman müfettiş Peter Hartwig rolünü Carl Möhner oynarken Türk komiser Orhan Günşiray, eroin şebekesi reisini rolünü de Sadri Alışık üstlenmişti… Türk sinemasının ilk dönemindeki polisiye kurgulu filmler arasında söz konusu edeceğimiz son dört tanesi ise 1960'lı yılların en çok sevilen ve okunan polisiye roman yazarı Ümit Deniz'in kahramanı Murat Davman'ın öykülerinden uyarlanmıştır. 

yazarının kiloları arttıkça… 

Murat Davman kendi anlatımıyla 1.85 boyundadır; kilosu değişir; ilk polisiye romanlarda 85 kilodur; sonra herhalde Ümit Deniz' in artan kilolarına paralel olarak 90, 95 ve son romanında 100 kilo olur, ama "vücudunda bir gram yağ yoktur". Çok sevimlidir; kadınlar ona bayılır; diline "ASPAVA" sözcüğünü pelesenk etmiştir. Bu sözcük "Allah Sıhhat, Para, Aşk Versin. Amin" cümlesindeki kelimelerin baş harfl erinden türetilmiştir. 

İlk Murat Davman filmi "Ölüm Perdesi" 1960 yılında Duru film tarafından çevrilmiştir. Murat Davman rolünü Orhan Günşiray oynamıştır. Senaryoyu Bülent Oran'la Attilâ İlhan yazmıştır. Filmin yönetmeni Atıf Yılmaz, kadın başrol oyuncusu Leyla Sayar'dır. 1961'de çevrilen "Sessiz Harp"te ise Murat Davman rolünü Müşfik Kenter üstlenmiş; rejisörlüğü Lütfi Ö. Akad yapmış, senaryoyu ise Ümit Deniz ile Bülent Oran beraber yazmışlardır. Baş kadın oyuncu Peri Han'dır. 

1963'de yine Orhan Günşiray'ın Murat Davman olduğu "Azrail'in Habercisi" filmini Atıf Yılmaz yönetmiş, senaryosunu ise ünlü edebiyatçımız Kemal Tahir yazmıştır. Lolita isimli rolü ise Pervin Par üstlenmiştir. 1966'da çevrilen son Murat Davman filmi "Yakut Gözlü Kedi"de ise Cüneyt Arkın başroldedir. Akın Film'in çektiği filmin rejisörü Nejat Saydam ve baş aktristi Selda Alkor'dur. 

Ümit Deniz'in Murat Davman filmleri döneminde çok sevilmiş özellikle Orhan Günşiray'ın canlandırdığı Murat Davman tipi bir şehir efsanesi olarak çok ünlenmiştir. 

Sinemamızın bu incelememizde süre olarak nihai sınır kabul ettiğimiz 1960'lı yıllardan sonra da polisiye kurgulu filmler çektiği muhakkaktır, ancak 1970'li yıllardaki seks filmleri furyasından sonraki dönemde iz bırakan ve unutulmayan polisiye filmlere pek rastlanmaz. Türk polisiye edebiyatının 1995'lerden sonra Ahmet Ümit, Celil Oker ve Osman Aysu ile farklı kulvardaki hızlı gelişmesine filmciliğimizin paralel şekilde ayak uydurabildiğini söylemek de pek olası değildir.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.