Amerika'nın futbol rüyası
Amerikalılar, futbolu ülkeye yaymak ve ticari bir başarıya taşımak için birbirinden çok farklı üç dönemde üç küresel yıldızın sağladığı itici güce bel bağladı. En başta Pele’deydi görev, arada Beckham devraldı ve şimdi de bayrak Messi’de…
Dünyanın en büyük spor ülkesinden futbol nasıl izlenmez? Amerikalı spor yatırımcılarının kafasını hep kurcalayan soru olmuştur bu. Ancak ABD’nin kendine özgün spor dallarına sahip olması futbolun bir kitle sporuna dönüşmesini engellemişti. 1970’lerin başında ABD’deki ilk önemli profesyonel lig sayılabilecek NASL’in patronları bu engeli yabancı futbolcuları transfer ederek aşmayı denedi. Öyle ya bu oyuncular ülkeye gelip futbolu öğretirse seyirci de artardı.
Ancak bu strateji öyle pürüzsüz ilerlemedi. Takımlar zarar ediyor, bazıları iflas edip çekiniyordu. 1971’de NASL’e katılan New York Cosmos’un kurucuları Ahmet ve Nesuhi Ertegün bu noktada el artırıp en iyisini getirmek için kolları sıvadı: Brezilyalı Pele. Birkaç yıl ter döktüler ama onu bir türlü ikna edemediler. Ta ki Pele, Brezilya’da futbolu bırakana kadar…
1975’in bahar aylarında Pele yıllığı 1,4 milyon dolara üç sezonluk sözleşme imzaladı Cosmos’la. Bırakın futbolu, tüm Amerikan sporları için görülmüş rakam değildi bundan 50 yıl evvel… Pele’nin etkisi hemen kendini belli etti. Başta Cosmos’un etrafında olmak üzere bir medya ilgisi oluştu, seyirci Pele’yi izlemek için statlara akın etti. Mesela Cosmos’un 1974’te maç başına seyirci ortalaması 3 bin 500’dü. Pele’nin son sezonu 1977’de bu ortalama 34 bine çıkmıştı. CBS kanalıyla ilk ulusal TV anlaşması da imzalandı. Ama bu tek yıldız stratejisi sürekli ticari başarıyı temin edemedi. Cosmos gibi bir dev ve çevresinde küçük kulüpler vardı. 1984 lig iflas etti ve NASL dağıldı.
Beckham faktörü
ABD’de profesyonel futbolu yeniden canlandırmak için 1994 Dünya Kupası ev sahipliği bir kaldıraç gibi kullanıldı ve 1996’dan MLS (Major League Soccer) kuruldu. MLS yöneticileri NASL’deki hataya düşmediler ve aşırı harcamaların önüne geçecek kurallarla yola çıktılar. Maaş tavanı uygulamasıyla daha dengeli bir lig ortaya çıkmıştı. Ancak ekonomik büyüme yetersizdi, takımlar ekseriyetle zarar ediyordu. Oyuncu maaşları Avrupa’ya nazaran çok düşüktü. MLS'nin uluslararası futbol sahnesinde daha az yetenekli oyuncuların yer aldığı düşük kaliteli bir lig olduğu yönünde bir algı vardı.
2007’de lig yöneticileri ‘Belirlenmiş Oyuncu Kuralı’nı uygulamaya aldı. Bu kurala göre her takım, maaş tavanının dışında üç oyuncu transfer edebilecekti. Bu noktada ilk atılımı LA Galaxy takımı yaptı ve Avrupa’nın en büyük yıldızlarından İngiliz David Beckham’ı transfer etti. Beckham futbolculuğunun yanı sıra çok büyük bir reklam yıldızı ve ikondu.
2007 yazında imzayı attığında 250 milyon dolarlık bir ücret toplamından bahsediliyordu onun için. Ama bu rakamın altında bir püf noktası vardı. Bunun bir kısmını doğrudan maaş olarak, bir kısmını forma satışlarından pay olarak alıyordu. Ama belki en önemli pay gelecekte kurulacak bir MLS takımına ortak olabilme hakkıydı…
Beckham’ın gelişi evvela Galaxy takımına olumlu tesir etti. Onun etkisiyle ilave 11 bin sezonluk bilet sattılar. Yeni sponsorlar buldular. Forma satışları 50 katına çıktı. Ama Galaxy’yle sınırlı değildi bu etki. Tüm MLS’de forma satışları yüzde 700 arttı. Birkaç yıl içinde Kaka, Villa, Henry gibi yıldızlar da Beckham’ı takip ederek MLS’in yolunu tuttu. Beckham 2013 başında MLS’ten ayrıldığında ligin yayın hakkı sözleşmesi de 15-20 milyon bandından 100 milyon dolara çıkmıştı bile…
Son adim Messi’yle
MLS’in dev yıldızlarla büyüme stratejisinin son adımı ise 2023’te Lionel Messi’yle atıldı. Onun imza attığı 15 Eylül 2025’ten önce ortam adeta hazırlanmıştı. Öncelikle 2014’te David Beckham ortaklarıyla beraber 25 milyon dolarlık opsiyonu kullanıp Miami’de kurulacak yeni MLS takımının haklarını almıştı. 2018’de ABD’nin Kanada ve Meksika ortaklığıyla 2026 Dünya Kupası’nda ev sahipliği yapması kesinleşmişti. Son olarak 2022’de MLS, Apple TV ile 10 sezonluk ve 2,5 milyar dolarlık yeni bir yayın anlaşması imzalamıştı. Tüm bunları Messi gibi bir kremayla süslemek harika olacaktı.
2023’ün sezon ortasında Messi, Beckham’ın da ortağı olduğu Inter Miami ile anlaştı. İlk andan itibaren yarattığı etki çok büyük oldu. İmzayı attığı anda Apple TV 250 bin yeni abone kazandı. İlk sezonda toplam seyirci sayısı 725 bin kişi arttı. Inter Miami de hem sahada hem saha dışında kazanmaya başladı. Messi, Miami'deki kariyerine çok iyi bir başlangıç yaptı. 12 maçta 11 gol attı, 5 asist yaptı ve yeni kulübünün Lig Kupası'nı kazanmasına ve ABD Açık Kupası finaline çıkmasına yardımcı oldu.
Inter Miami’de işler parlak
2024 sezonuyla beraber bu etki daha da pekişti. Mesela Inter Miami’nin en ucuz sezonluk biletleri 485 dolardan 885 dolara çıkmasına karşın önceki yılın eylül ayında tükendi. Messi’nin gelişiyle beraber MLS'in toplam sponsorluk gelirleri yüzde 17 oranında arttı. Onun oynadığı maçlarda yaklaşık yüzde 200'lük bir gişe hasılatı artışı oldu. 2026 sezonunda da bu etki sürüyor. Sezonun ilk haftasındaki 15 maça tam 387 bin bilet satıldı. Özellikle Messi’nin oynadığı maçlarda seyirci rekorları kırılıyor. Inter Miami’nin Los Angeles’taki maçını 75 bin kişi, Baltimore’daki maçını 72 bin kişi izledi. Ortalama takım değerinin 750 milyon doların üzerine çıktığı hesaplanıyor.
Mevcut durumda Inter Miami’de de işler son derece parlak. İki yıl gecikmeyle de olsa yeni tesisleri 26 bin 700 kişilik Nu Stadyumu’na kavuştular. Ve bu sezon neredeyse kapalı gişe oynuyorlar. Stadyum, 530 dönümlük ve 1 milyar dolar değer biçilen Miami Freedom Park projesinin içinde yer alıyor. Hem Messi’nin varlığı hem yeni statla beraber Inter Miami’nin değeri de dört yılda 585 milyon dolardan 1 milyar 350 milyon dolara yükseldi. Geçen sezon toplam gelirleri 200 milyon doları bulmuştu. Messi’ye ödedikleri yaklaşık 20 milyon dolar maaşa karşın yine geçen yıl faaliyet kârları da 50 milyon dolardı.