Sporun beceriksiz süper milyarderleri
Takım sahibi süper milyarderler bu yolla prestij kazanmak ve nüfuz elde etmeye çok alışmıştı. Ancak son dönemde beceriksizlikleri, kural tanımazlıkları ve gaflarıyla sporda skandal yaratmaya devam ediyorlar. Bundan sonra takım almaya kalkışacakların daha sıkı soruşturalacağı dönem yaklaşıyor…
Yaklaşık bir yıl evvel bu sayfada başta ABD’de olmak üzere milyarderlerin profesyonel spor takımlarına duyduğu ilgiyi anlatmıştık. Basketbol, beyzbol veya Amerikan futbolu takımlarını alabilmek için milyarları gözden çıkarabilen süper milyarderlerdi bunlar.
Ancak son dönemde öyle olaylara şahitlik ediyoruz ki bu süper milyarderlerin diğer alanlardaki kural tanımazlığı ve fütursuzluğu bu kez spora taşıdığını görüyoruz. Üstelik bu sporda başarı uğruna yan yollara sapmaktan ve kuralları çiğnemekten de çekinmiyorlar. Gelin süper milyarderlerin gün batımına beraber bakalım.
Önce Forbes’a göre 155 milyar dolarlık varlığıyla halen dünyanın en zengin dokuzuncu kişisi olan, Microsoft’un kurucularından Steve Balmer’a bir bakalım. Balmer 2014’ta NBA takımı Los Angeles Clippers’ı 2 milyar dolara satın almıştı. İlk günden itibaren kesenin ağzını açtı. Oyuncu maaşlarına harcadığı çok yüksek meblağların yanı sıra yeni bir salon da yaptırdı.
Steve Balmer’ın hırsı
Ancak ne kadar para harcarsanız harcayın ne kadar zengin olursanız olun sporda başarının garantisi yok. Eninde sonunda iş sahadaki sporculara kalıyor. Clippers bir türlü NBA şampiyonu olamadı.
Ancak Balmer hırsından vazgeçmemiş olacak ki hileli yollar sapmaktan çekinmemiş… Geçen yıl Amerikalı meslektaşımız Pablo Torre‘nin ortaya çıkardığı üzere Clippers, NBA’in en büyük skandallarından birine imza attı. Öyle ki ligin maaş sınır uygulamasını aşmak için takımın yıldız oyuncularından Kawhi Leonard’a yıllarca el altından ödeme yapmışlar. Bunu da “Aspiration” adlı faaliyeti olmayan bir şirketle yapmış, hülle sponsorlukla makyajlamışlar.
Aylar süren incelemeden sonra NBA yönetimi eylül ayı başında cezaları kesti. Clippers, NBA draft’ında beş yıl boyunca oyuncu seçemeyeceği gibi 30 milyon dolar para cezası ödeyecek. Steve Balmer da bir yıl boyunca takımını temsil edemeyecek ve maçları salondan izleyemeyecek.
İkinci örnek olayımız da yine NBA’den ve Los Angeles’tan. Bir başka süper milyarder Mark Walter, Ağustos ayı başında sürpriz bir kararla, geçen yıl satın aldığı anlı şanlı Los Angeles Lakers takımını 12,5 milyar dolara sattığını açıkladı. Ortada fol yol yumurta yokken nereden çıkmıştı bu satış? Birkaç gün sonra mesele anlaşıldı.
Walter, Lakers’ın yanı sıra Los Angeles Dodgers beyzbol takımının da sahibiydi ama asıl işi sigortacılık, finans ve teknolojiyi alanında faal TWG grubu şirketleriydi. Ancak sigorta tarafındaki birikimleri kendi grup şirketlerine 20 milyar dolarlık kredi verdiği için ABD Adalet Bakanlığı ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun açtığı soruşturmanın tam göbeğindeydi. Lakers’ı apar topar satarak kendine fon yaratmaya çalışıyordu. Bu sebeple takımı Josh Kushner-Bob Iger ikilisine devretti. Üstüne üstlük Lakers, azınlık hissedarı Buss ailesiyle bir sahiplik davasının ortasında kaldı.
İşte iki süper milyarderin gereksiz hırsının ve neredeyse sınırsız servetiyle her şeyi yapabileceğini zannetmesine çok iyi iki örnek. Bu iki olay sadece bu takımları ilgilendiriyor gibi gözükse de aslında tüm NBA’in itibarını zedeliyor. Sadece ligdeki diğer takımlar değil, seyirciler ve tüm paydaşlar bu itibarı sorguluyor. Pablo Torre önceki hafta basın toplantısında NBA’in baş yöneticisi Adam Silver’a tam da bunu sordu aslında: “Takım sahipleri takımları üzerinden kendilerine itibar mı elde ediyor? Bunun daha iyi soruşturulması gerekmez mi?”
İngiltere’de beceriksizlik
ABD’deki bu son olayın İngiltere’ye de yansıması oldu. Mark Walter aynı zamanda Premier Lig takımlarından Chelsea’nın ortaklarındandı. Geçen hafta Chelsea’daki hisselerini de devretti. Bunun da ABD’deki işlerine kaynak yaratmakla doğrudan bağlantılı olduğu tahmin ediliyor. Diğer bir ortak Todd Boehly ile beraber hisselerini Clearlake Captial’a devredip çekildiler.

Aslında 2022’de Chelsea’yi satın alan konsorsiyumun yüzü Boehly olmuştu. Ama geçen dört buçuk yılda Boehly Avrupa futbolundan ne kadar bihaber olduğunu sık sık kanıtladı. Chelsea yetersiz bir yönetim anlayışıyla bitmek bilmeyen bir transfer girdabına girip şampiyonluğun çok uzağında kaldı.

Manchester United’ın Ratcliffe sorunu
Premier Lig’den bir başka süper milyarder kulüp sahibine bakalım. Üç yıl evvel Manchester United’ın yüzde 25 hissesini İngiliz iş insanı Jim Ratcliffe satın almıştı. 20 milyar dolarlık varlığıyla İngiltere’nin en zenginlerinden Ratcliffe kulübü daha iyi yöneteceğini iddia ederek büyük bir hevesle icra koltuğuna oturmuştu. Ancak bugüne kadar yaptığı en akılda kalan iş kulübün çalışan sayısını azaltmak ve mevcut çalışanların yan haklarını kırpmak oldu herhalde.
Sahaya gelince iki buçuk yılda büyük bir değişiklik yok. Manchester United yine şampiyonluk hedefinden uzakta bir takım hüviyetini koruyor. Bunun da ötesine bir sorun var: Ratcliffe sık sık İngiltere’nin sosyal ve siyasi olaylar üzerine görüşlerini medyayla paylaşıyor. Bunların her birinde de ayrı bir gaf yapıyor. Henüz altı ay önce bazı sözleri sebebiyle ırkçılıkla suçlanmıştı. Geçen hafta da İngiltere’deki sorunların kaynağı olarak göçmenleri gösterdi. Bunun üzerine United’ın Müslüman taraftar grubu bir açıklama yaparak Ratcliffe’in yönetimden ayrılmasını talep etti. Halbuki, sürekli ülke yönetiminden şikayet eden Ratcliffe daha az vergi ödemek için ikametini 2020’de vergi cenneti Monako’ya taşımış, şirket merkezlerini ülke dışına kaydırmıştı.Görüyoruz ki profesyonel sporu yönetmek için koltuğa oturan süper milyarderlerbeceriksizliğin yanı sıra gaflarla, skandallarla takımların ve liglerin itibarını da sarsıyor.
Ancak iş yaptıkları alanlardaki gibi sporda onların karşısında durabilecek fazla direnç noktası yok…

Trumpgiller geliyor
Spor dünyası süper milyarderlerin beceriksizlikleriyle uğraşa dursun yeni bir tehlike kapıda: Trumpgiller. ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın çevresi takım sahipliği için kolları sıvadı.
Bu işe ilk girişenler Lakers alışverişinin taraflarından Josh Kushner oldu. Başkan Trump’ın damadı Jarod Kushner’ın kardeşi Josh geçen yaz FIFA’daki yeni girişim haberleriyle gündeme gelmişti. Ağustos ayındaysa Los Angeles Lakers yeni sahiplerinden biri oldu.
Trump’ın 2024’te ikinci kez başkan seçilmesinden itibaren en büyük destekçilerinden,
Amazon’un sahibi Jeff Bezos da takım sahipliğine adım attı. Yaklaşık bir ay evvel Bezos’un da yer aldığı konsorsiyum Premier Lig takımı Liverpool’un yüzde 38 hissesini satın aldı. Bezos’un bununla yetinmeyip gelecek yıllarda kulübün kalan hisselerini de satın alma niyetinde olduğu tahmin ediliyor.