Tescilli bir miras: Avşa’nın Adakarası

Kuşkusuz geçtiğimiz günler­de KKTC'de yaşanan feri­bot kazası sebebiyle Avşa seya­hati öncesi içinde tereddüt taşı­yanlar oldu.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Tescilli bir miras: Avşa’nın Adakarası

Ancak denizcilikte asıl olan kriz anlarındaki refleks, güvenlik protokolleri ve yolcu­yu güvenle kıyıya ulaştıran tec­rübe. Yaşanan hadise, tam da bu noktada İDO’nun yıllara dayanan köklü kurumsal yapısını, güven­liğini ve markaya duyulan sarsıl­maz inancı bir kez daha hatırlat­tı. Nitekim İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan’ın da ifade ettiği gibi; deniz ulaşımı iki yaka ara­sında yalnızca fiziki bir seyahat değil, Marmara’nın kültürel ve gastronomik mirasını anakaray­la buluşturan stratejik bir köprü. Biz de bu güvenli köprüden geçe­rek Marmara’nın tatlı rüzgârına doğru yol aldık.

Bir ürün, bir coğrafyanın kaderini nasıl değiştirir?

Varış noktamız Avşa, yıllardır "deniz-kum-güneş" üçgenine sı­kışmış klasik yazlıkçı adası algı­sını artık geride bırakıyor. Adanın toprağında filizlenen ve coğrafi işaret yolculuğuna çıkan Adaka­rası üzümü, Avşa’yı bambaşka bir kimliğe; nitelikli bir bağ ve şarap destinasyonuna dönüştürüyor.

Gazeteci Aliye Gümüş’ün mo­deratörlüğünde gerçekleşen pa­nelde, bu dönüşümün tüm aktör­leri aynı sorunun etrafında bir­leşti: Bir ürün, bir coğrafyanın kaderini nasıl değiştirir?

TÜRSAB Gastronomi Turizm İhtisas Başkanı Mehmet Tümay İmamoğlu, gastronomi ve şarap turistinin adaya geliş motivasyo­nunun sezonu tüm yıla yayabi­lecek bir kaldıraç olduğunu vur­gularken coğrafi işaret tescilinin yalnızca yerel mirası korumakla kalmayıp yerel üreticiyi ve gast­ronomi ekosistemini doğrudan besleyen bir ekonomik diploma­si aracı olduğunu ortaya koydu. Bölgedeki butik üretimin ve teru­ar bilincinin öncüsü Büyülübağ Bağcılık'ın kurucusu Alp Törü­ner ise adanın rüzgârı, güneşi ve deniz tuzuyla beslenen mikrokli­masının Adakarası’na benzersiz bir asidite ve derinlik kazandır­dığını hatırlattı. Törüner’e göre, bu kadim üzümün tescillenmesi ve bağ rotalarının profesyonelce kurgulanması, Avşa şarapçılığı­nı uluslararası ölçekte bir çekim merkezine dönüştürecek güç­te. Mide Lobisi Kurucusu Koray Günyaşar da günümüz gezgininin şarabın toprağını, hikâyesini ve üreticisinin emeğini deneyimle­mek istediğinin altını çizdi.

Bu hareketliliğin yankısı kom­şu kıyıya da ulaştı. Marmara Adası Çınarlı Kültür Sanat Yer­leşkesi’nde toplanan Slow Food Marmara Adası topluluğu, ye­rel üreticileri bir araya getirerek "iyi, temiz ve adil gıda" ekseninde adanın biyoçeşitliliğini sahiplen­di. Antik çağların mirası olan fer­mente balık sosu garos atölyeleri ve geleneksel tuzlu balık sunum­ları, adalar bütününün gastrono­mi hafızasının yalnızca bağlarla değil, denizle de nasıl iç içe geçti­ğini gösterdi.

Tarım kooperatifi müjdesi

Marmara Adalar Belediye Baş­kanı Aydın Dinçer’in Adakara­sı’nı bir "kolektif hafıza" olarak sahiplenmesi yerel yönetim ira­desini simgelerken, iskelede sı­kılan taze üzüm şıraları ve ızgara sardalyaların kokusu bu hafızayı somut bir şölene dönüştürdü ve Adakarası tarım kooperatifinin müjdesini verdi.

Görünen o ki doğru bir lojistik altyapı, kurumsal güvence ve coğ­rafi işaret tesciliyle taçlanan Ada­karası üzümü, Avşa’yı yazlık bir kaçış noktası olmaktan çıkarıp kadehinde hikâye arayan gezgin­lerin vazgeçilmez rotası yapma­ya kararlı.